Olası ABD - İran Savaşı: İki Günde Biter mi Yoksa Başlamadan Masada Çözülür mü?
amerika-iran savaşı...
sosyal medyada yapılan yarım yamalak jeopolitik okumaların ve kahvehane stratejistliğinin zirve yaptığı iki uç noktada, sahadaki istihbarat ve askeri gerçeklerden ne denli kopuk bir tablo çizildiğini görüyoruz. bir yanda savaşın 48 saatlik bir cerrahi müdahale ile video oyunu gibi bitip gideceğini sananlar, diğer yanda trump'ın sadece bir tüccar olduğunu ve 3. dünya savaşı korkusuyla asla tetiğe basmayacağını düşünenler var. biraz romantizmi ve komplo teorilerini bir kenara bırakıp, şubat 2026'nın buz gibi gerçeklerine bakarak konuyu aydınlatmakta fayda var.
öncelikle trump tüccardır, savaş çıkarmaz, sadece blöf yapıyor algısını bir kenara bırakmamız gerekiyor. bu, 2018 yılından kalma ve miadı dolmuş bir ezber. karşımızda sadece yaptırım uygulayan veya tehdit eden bir yönetim yok; tırmanma eşiğini çoktan aşmış ve eyleme geçmiş bir irade var. abd, daha haziran 2025'te bir operasyonla b-2 hayalet uçaklarını doğrudan iran'ın kalbine gönderip fordow ve natanz nükleer tesislerini sığınak delici bombalarla vurdu. bununla da yetinmeyip, geçtiğimiz ay, venezuela'ya askeri müdahale düzenleyerek devlet başkanı maduro'yu başkentinden alıp abd'ye getirdi. yani masadaki aktör tetiği çekmekten çekinmeyen, bunu zaten yapmış biri.
ancak tetiğin çekilecek olması, sosyal medyada bazen iddia edildiği gibi bu işin 48 saatte lojistiğin çökertilip rejimin teslim alınacağı pürüzsüz bir "cerrahi müdahale" olacağı anlamına gelmiyor. iran'ı düz bir ovada savaşan konvansiyonel bir ordu sanmak en büyük stratejik yanılgılardan biridir. sızan pentagon planlamaları ve askeri yetkililerin açıklamaları, planlanan olası savaşın tek gecelik bir operasyon değil; iran'ın devlet ve güvenlik altyapısını haritadan silmeyi hedefleyen, karşılıklı misillemelerin yaşanacağı haftalar sürecek bir askeri harekat olacağını net bir şekilde ortaya koyuyor. iran'ın temel stratejisi amerikan uçaklarını havada vurmak değil; yeraltına gizlenmiş asimetrik kapasitesiyle savaşı uzatarak düşmanını tüketmek ve ona dayanılmaz bir ekonomik/siyasi maliyet ödetmektir.
işin ekonomik boyutuna ve abd petrolü bilerek 150 dolar yapmak istiyor varsayımına gelirsek
burada da büyük bir mantık hatası var. hiçbir abd başkanı, petrolün 150 dolara çıkıp kendi ülkesinde enflasyonu patlatmasını ve seçmenini pompada ezmesini istemez. abd'nin venezuela'da maduro'yu devirmesinin asıl amacı petrol fiyatlarıyla oynamak değil; iran'ın abd yaptırımlarını delmek için yirmi yıldır batı yarımküre'de kullandığı lojistik sığınağını ve yasadışı ticaret yapan gölge filosunu çökertmekti. olası bir savaşta petrol fiyatlarının 91 ile 130 dolar bandına fırlama riski tamamen iran'ın elindeki asimetrik bir şantajdır. dünya petrolünün % 20'sinin geçtiği hürmüz boğazı'nın kapanması, abd'nin istediği bir oyun değil, aksine engellemeye çalıştığı küresel bir kriz senaryosudur.
bir de abd kamuoyunu ikna etmek için sahte kimyasal silah yalanı uydurur ve rusya iran'ı korumak için devreye girer şeklindeki senaryolar var. abd'nin irak'taki gibi uydurma bir kılıfa ihtiyacı yok, çünkü savaşın resmi ve herkesçe bilinen somut bir gerekçesi zaten masada duruyor. iran, uaea (uluslararası atom enerjisi ajansı) denetçilerini tesislerinden dışlamış durumda ve elinde nükleer silaha dönüşmesine ramak kalmış, yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 400 kilogramın üzerinde uranyum bulunuyor. bu, israil ve abd için halihazırda yeterli bir savaş nedenidir.
ayrıca bu savaşın bir 3. dünya savaşına evrilip rusya ve çin'i sahaya çekeceği beklentisi de fazlasıyla abartılı
ukrayna'da yıpranan ve suriye'de esad rejiminin çökmesiyle zayıflayan rusya'nın, iran'a askeri bir kalkan olma ihtimali yoktur. hatta rusya, askeri tedarik konusunda kuzey kore ve iran'a muhtaç durumdadır. çin ise iran petrolünün %80'ini alan, önceliği ticaret ve enerji güvenliği olan bir aktördür. bu iki ülke iran ile deniz tatbikatları yapıp diplomatik destek verebilir, ancak amerikan donanmasıyla doğrudan bir sıcak çatışmaya girmezler.
toparlamak gerekirse
ne her şeyin birkaç günde biteceği bir amerikan aksiyon filmi izleyeceğiz ne de trump'ın tüccar kimliğine sığınıp her şeyin tatlıya bağlanacağı bir diplomasi masası göreceğiz. sahadaki veriler, devasa askeri yığınak ve tükenen diplomatik manevra alanı, bizi orta doğu'yu uzun süre derinden sarsacak, küresel ekonomiyi zorlayacak kanlı ve yıpratıcı bir bölgesel savaşın eşiğine getirmiş durumda.