ABD'nin Grönland'ı Cidden İşgal Etmesinin Önündeki 5 Siyasi ve Coğrafi Engel
abd'nin grönland'ı alma ihtimali...
aslında abd’nin grönland'ı almasına lüzum yoktur çünkü grönland zaten stratejik olarak kontrolü altındadır. gündemdeki "işgal" kavramını abd'nin grönland üzerindeki kontrolünü fiilen arttırması olarak değerlendirirsek bu işin kriz çıkarma yöntemi ile yürütüldüğünü halihazırda görmekteyiz.
ancak abd’nin tüm politik ve siyasi riskleri bilerek gözünü karartması durumunda normandiya benzeri geniş çaplı bir amfibi çıkarma beklenmemelidir.
baştan belirtmek lazım gelir ki abd'nin önceden hazırlanmış bilinen bir grönland işgal senaryosu olması mümkün değildir. zira grönland, danimarka egemenliğinde ve nato şemsiyesi altında yer alan bir bölge olup müttefik topraklara yönelik bir "işgal" kurgusu ne nato'nun ne de abd'nin doktrinsel ve operasyonel planlama geleneğinde yer alır. çünkü ittifakın temel yaklaşımı kolektif savunma ve caydırıcılık üzerine kuruludur (bkz: the 2022 strategic concept). keza abd askeri planlama pratiğinde operasyon planları, müttefik ülkelere yönelik işgal senaryolarını değil, dış tehditlere karşı müşterek savunma veya kriz yönetimi çerçevesinde hazırlanır (bkz: oplan).
bu yüzden aşağıda yazdıklarımız tamamen kurgusal olup mevcut siyasal ve askeri gerçekliğin zorunlu bir sonucu olarak okunmamalıdır. yazılanlar, herhangi bir niyet ya da öngörü iddiası taşımadığı gibi evde denenmesi de özellikle tavsiye edilmez.
her şeyden önce askeri doktrinde bir kara işgalinin başarısı için genellikle beş temel koşul öne çıkar: amfibi harekat kabiliyeti, lojistik derinlik/ikmal hatlarının güvenliği, iç hatlar avantajının ele geçirilmesi, siyasal sonuçların yönetimi yani meşruiyet. grönland'ın ise bu beş koşuldan dördünü daha baştan bozduğu söylenebilir.
1. amfibi harekat kabiliyeti (bkz: amphibious operations capability)
bir kara işgalinin ilk aşaması, kuvvetlerin güvenli biçimde kıyıya çıkabilmesi ve bu çıkışın sürdürülebilir olmasıdır. çıkarma yapılacak sahillerin coğrafi yapısı, iklim koşulları, deniz durumu ve savunulabilirliği bu aşamada belirleyicidir (bkz: introduction to amphibious operations, u.s. marine corps training command). grönland'da ise sınırlı sahil erişimi, yılın büyük bölümünde hakim olan ağır hava ve buz koşullarıyla birleştiğinde, klasik amfibi harekat mantığını daha en baştan sakatlayacaktır.
2. lojistik derinlik (bkz: operational sustainment)
işgal, yalnızca çıkmak değil, çıkan kuvveti sürekli olarak beslemek, ikame etmek ve takviye edebilmek demektir. lojistik hatların uzunluğu ve kırılganlığı arttıkça, askeri risk de yükselir (bkz: supplying war : logistics from wallenstein to patton by van creveld, martin). grönland'da kara içlerine uzanan yolların yok denecek kadar az olması, liman ve havaalanı sayısının sınırlılığı ve iklimin lojistik üzerindeki yıpratıcı etkisi, sürdürülebilir bir kara harekatını neredeyse teorik düzeyde bırakmaktadır.
3. iç hatlara ilerleme kabiliyeti (bkz: operational maneuver / interior lines)
başarılı bir işgalde, çıkarma noktalarından iç bölgelere doğru kesintisiz bir ilerleme ve operasyonel manevra gerekir. bu durum, hem askeri hedeflerin ele geçirilmesi hem de savunmanın parçalanması açısından kritiktir (bkz: the art of war; u.s. army fm 3-90, tactics,antoine-henri jomini). grönland'ın coğrafyası ise iç hatlara ilerlemeyi doğası gereği zorlaştırmaktadır. büyük ölçüde bu koşula gerek duyulmayacağı söylenebilir. zira geniş buz örtüsü, dağlık alanlar, sert hava şartları ve altyapı eksikliği, ilerlemeyi askeri olmaktan ziyade coğrafi bir probleme dönüştürür. bununla birlikte, nüfusun seyrek dağılımı, direniş için örgütlenme ihtimaliyle birleştiğinde ayrıca sorunlar doğurabilir.
4. sivil kontrol ve güvenlik (bkz: civil control and population security / stability operations)
modern askeri doktrin, bir bölgenin askeri olarak ele geçirilmesini yeterli görmez. sivil nüfusun kontrolü, kamu düzeninin sağlanması ve güvenlik boşluklarının önlenmesi, işgalin asli parçalarıdır (bkz: counterinsurgency warfare, praeger; u.s. army fm 3-24,david galula). grönland'da nüfusun azlığı bu koşulu kolaylaştırıyor gibi görünse de yerel yönetim yapısı, danimarka ile olan anayasal bağlar ve uluslararası baskılar, sivil kontrolü askeri olmaktan ziyade politik tuzaklara dönüştürme ihtimalini yükseltir. protestolar sonucunda sivil kayıpların artması, güncel anlamda bu duruma örnek teşkil edebilir.
5. meşruiyet (bkz: political end state / legitimacy)
clausewitz'in meşhur ifadesiyle savaş, politikanın başka vasıtalarla devamıdır. bu nedenle bir işgalin sonunda ortaya çıkacak tablonun siyasal meşruiyetinin sağlanması zorunludur. (bkz: on war, carl von clausewitz). uluslararası hukuk, nato dengeleri ve abd'nin müttefik yapısı dikkate alındığında, grönland'da girişilecek askeri bir işgalin siyasal maliyeti, elde edilmesi muhtemel stratejik kazancın çok ötesine geçebilir (bkz: strategy : a history by freedman, lawrence).
işte grönland'ın coğrafi büyüklüğü, düşük nüfus yoğunluğu ve sert iklim koşulları dikkate alındığında, her yeri askerle tutmak hem anlamsız hem de sürdürülebilir değildir. bu yüzden böyle bir harekatın asıl hedefi, tüm adayı kontrol etmek yerine başkent, belli başlı yerleşimler, havaalanları, limanlar ve erken uyarı tesisleri gibi stratejik noktaları ele geçirmek ve elde tutmak olabilir. bu durum, harekatı bir cephe savaşı olmaktan ziyade, nokta hedeflere saldırı mantığıyla yürütülen sınırlı bir operasyona dönüştürme ihtimalini güçlendirir.
nitekim 1982 falkland ve 1989 panama harekatlarında da geniş alanların sürekli işgalinden ziyade, hava ve deniz üstünlüğüne dayalı olarak kritik noktaların hızla kontrol altına alınması ve meşruiyet hedeflenmiştir. zira falkland, birleşik krallık için gayet meşru bir müdafaa halidir. grönland senaryosunda da benzer askeri hedef teknik olarak mümkün olsa da iklim, coğrafya ve bilhassa siyasetin, ittifak ilişkilerinin bu iki örnekten ayrışan özgün riskler barındırdığı malumdur.
mevcut durumda ise abd ordusunun yaklaşık 1,3 milyon aktif personel, 11 uçak gemisi, 10 amfibi hücum gemisi, f-22 ve f-35'ler dahil binlerce savaş, tanker, kargo uçak ve helikopterleri ile dünyanın açık ara en büyük askeri gücü olduğu bir gerçektir (bkz: united states armed forces). danimarka ise yaklaşık 20 bin aktif personel, sınırlı sayıda savaş uçağı ve birkaç ana donanma unsuruna sahip, esasen bölgesel savunmaya odaklı bir ordudur (bkz:danish armed forces).
abd silahlı kuvvetleri'nin küresel kapasitesi dikkate alındığında, grönland'a yönelik bir işgal ya da ilhak senaryosunda bu kapasitenin tamamına değil, yalnızca sınırlı bir bölümüne başvurulmasının teknik olarak yeterli olabileceği düşünülebilir.
bu kapsamda sahaya sürülmesi muhtemel kuvvet büyüklüğünün, panama işgali benzeri, yaklaşık 10.000-15.000 personel seviyesinde kalacağı, bu personelin önemli bir kısmının deniz piyadeleri ve hava indirme birlikleri (bkz: 101st airborne division) ile rangers'lardan oluşan kara unsurlarının, ilk safhada görev alacak özel kuvvetlerin de desteğiyle teşkil edebileceği; bunlara mühendislik ve lojistik birliklerin ilave edileceği, ağır zırhlı birliklere ise sınırlı ölçüde ihtiyaç duyulacağı söylenebilir.
zira ağır zırhlılar ile tankların grönland coğrafyasında faydadan çok lojistik yük yaratacağı aşikardır. ancak "artık buradayız" anlamında havaalanı, limanlar gibi stratejik yerleri ve kurulacak üsleri korumak amacıyla sembolik sayıda birkaç m1a2 abrams tankının yeterli görülebileceği değerlendirilebilir. bunlara ek olarak gerektiği kadar m2 bradley tipi zırhlı muharebe aracının üs çevresi güvenliği ve sınırlı ateş desteği için, yine birkaç yüz stryker tipi tekerlekli zırhlı aracın ise hareket kabiliyeti, devriye ve lojistik uyum açısından daha işlevsel olabileceği kuvvetle muhtemeldir.
aslında böyle bir harekatın kara ağırlıklı bir muharebeden ziyade, kaçınılmaz biçimde hava-deniz ağırlıklı bir operasyon olarak şekilleneceği söylenebilir
bu kapsamda hava kuvvetlerinin f-22 raptorlar ile f-35a ve f-15'leri hava üstünlüğünün tesis edilmesi amacıyla sahaya sürmesi kaçınılmazdır (bkz: air superiority). uçak gemileri ile amfibi saldırı gemilerindeki f-18 ve f-35b/c'ler de yakın hava desteği ve ikincil taarruz görevleri için yeterli olacaktır. mamafi geniş alan gözetleme, hedef tespiti ve hassas vuruş kabiliyeti sağlamak üzere mq-9 reaper gibi insansız hava araçlarının da yoğun biçimde kullanılması, sahadaki birçok ihtiyacı fazlasıyla karşılayacaktır.
hava sahasının bu şekilde kontrol altına alınmasının ardından, harekatın ağırlık merkezinin doğal olarak deniz kuvvetlerine kayacağı açıktır. bu kapsamda 1 ya da 2 adet america veya wasp sınıfı amfibi saldırı gemileri, deniz piyadeleri ile mv-22 osprey ve f-35b'leri taşıyarak ileri üs işlevi görebileceği düşünülebilir. tabi buna ek olarak sınıfının ilki gerald r. ford ya da nimitz sınıfı bir uçak gemisine eşlik eden 1-2 adet ticonderoga sınıfı kruvazör, 2-3 adet arleigh burke sınıfı muhrip ile denizaltı savunması ile caydırıcılık amacıyla 1 adet virginia sınıfı nükleer saldırı denizaltısından oluşan en az bir uçak gemisi saldırı grubu'nun yeterli görülebileceği varsayılabilir (bkz: carrier strike group).
grönland'da sürekli konuşlu danimarka askeri varlığı ise son derece sınırlıdır ve sembolik nitelik taşır. iki üç adet 1990'ların başında denize indirilen thetis sınıfı okyanus devriye gemisi ve 1-2 adet knud rasmussen sınıfı açık deniz devriye gemileri dönemsel olarak görev yapmaktadır (bkz: military in greenland). zaten deniz kuvvetleri envanterinde, elle tutulur nitelikte iki adet absalon sınıfı (2004-2005) çok maksatlı destek gemisi ile 2011 yılından itibaren hizmete giren üç adet ıver huitfeldt sınıfı hava savunma fırkateyni bulunmaktadır (bkz: list of active royal danish navy ships).
ana vatandaki f-35'lerin ise bölgeye intikali başlı başlına bir meseledir. danimarka hava kuvvetleri'nin grönland'a göndereceği uçaklar, havada yakıt ikmali, ara üs ve hava sahası koordinasyonu gerektireceğinden, sürekli ve sürdürülebilir bir muharebe gücü sağlamaktan ziyade geçici, riskli ve sınırlı kalacağı değerlendirilebilir. abd'nin bölgedeki hava gücüyle doğrudan temas ihtimali doğsa bile sayısal, teknolojik ve lojistik üstünlük nedeniyle danimarka'nın askeri bir kazanım elde etmesi beklenemez. muhtemel bir angajman, uçak kayıpları üzerinden, danimarka açısından orantısız derecede yıkıcı bir sonuç doğuracaktır.
dolayısıyla takviye kuvvetlerle dahi danimarka'nın sahada abd ile konvansiyonel anlamda rekabet edebilmesi mümkün değildir. danimarka'nın bölgeye ilave asker sevk etme seçenekleri teorik olarak mevcut olsa da, bu sevkiyatın sınırlı sayıda hafif piyade, özel birlik veya sembolik unsurlarla sınırlı kalacağı, lojistik sürdürülebilirlik ve abd'nin hava-deniz üstünlüğü karşısında sahadaki güç dengesini değiştirmeyeceği açıktır. bu nedenle danimarka'nın askeri kapasitesinin, bir savunma hattı kurmaktan ziyade egemenlik iddiasını sembolik şekilde görünür kılmaya yönelik olacağı düşünülebilir.
olası sıcak temas senaryosunda, danimarka'nın sınırlı hava ve deniz unsurları, sayısal ve lojistik üstünlük karşısında ciddi kayıplar verebilir. örneğin grönland'a gönderilecek muhtemel f-35'ler ile fırkateynler, abd'nin çok sayıda savaş uçağı ve uçak gemisi destekli hava-deniz gücü karşısında yüksek risk altında kalacaktır.
abd açısından ise sahadaki sınırlı düşman unsurları, sadece taktik ve operasyonel düzeyde kayıplara yol açabilecektir. ancak sayısal, teknolojik ve lojistik üstünlük, bir-iki uçak, helikopter veya destek gemisi düzeyindeki kayıpları askeri açıdan tolere edilir kılabilir. danimarka hava ve deniz gücünün muhrip batırmak gibi abd'nin canını yakabilecek kapasitede olamayacağı değerlendirilebilir. dolayısıyla her iki taraf açısından kayıplar olasıdır. ancak abd'nin stratejik üstünlüğü, danimarka'nın kayıplarını çok daha ağır ve belirleyici hale getirecektir.
doğrudan bir çatışma yaşansa da yaşanmasa da askeri kayıpların büyük bölümünün iklim koşulları, kazalar ve lojistik zorlanmalardan kaynaklanması yüksek ihtimal dahilindedir. bu tür harekatlarda, sıcak temasın sınırlı kaldığı senaryolarda dahi, abd açısından sınırlı sayıda (örneğin birkaç ya da onlar seviyesinde) ölüm ve daha yüksek sayıda yaralanma öngörülebilir.
velhasıl salt askeri açıdan bakıldığında, böyle bir senaryoda abd'nin danimarka'yı ezmesi kaçınılmazdır. danimarka'nın sınırlı ve yapısal olarak yetersiz gücü meşru ama sembolik bir dirençten öteye geçemeyecektir.
Bugcrush My House
aslında grönland; rus denizaltılarının atlantik'e çıkış yolları giuk gap, balistik füze erken uyarı hattı (kuzeyden gelen ıcbm'ler), arktik hava koridorları (abd-avrupa-rusya üçgeni), eriyen buzlarla açılan deniz yolları ve nadir toprak elementleri ile birlikte doğal olarak zaten abd için savunma mimarisinin bir parçasıdır.
lakin tüm bunlar abd'nin grönland üzerindeki niyetlerini kendiliğinden meşrulaştırmaz. zira sayılanlar, egemenlik devri ya da askeri zorlamaya başvurulmaksızın, yeni radarlar, hava üsleri, liman altyapısı ve abd personel varlığının artırılması yoluyla daha güvenli hale getirilebilecek olgulardır.
fakat trump gibi birisi abd başkanı olunca, uluslararası hukukun yokluğu sayesinde, eldeki pahalı oyuncakları kullanmak suretiyle küçük şımarıklıklar yapmak her zaman mümkündür.
olası bir grönland işgali üzerinden yazdığımız bu fantaziden de anlaşılacağı üzere, savaş akıldan beslenmez ve kötüdür. evde denemeniz ciddi anlamda tavsiye edilmez.
ilham alınan kaynaklar:
the hoover ınstitution, wargaming and crisis simulation ınitiative official,
tactical airpower in nato contingencies : a joint air-battle,
an airbase ground attack scenario in central europe,
the united states naval war college, the fleet arctic operations game.
faideli yazılar:
annexing greenland: six questions by barry scott zellen,
u.s. ınterest in greenland under ınternational law by edmarverson a. santos,
how a us takeover of greenland would undermine nato from within.