Notalar Nasıl Ortaya Çıktı?
müziğin bugün bildiğimiz haliyle bir düzene oturmasının temeli, antik çağ’a kadar uzanıyormuş. bu yolculuğun en önemli duraklarından biri, pisagor ile başlıyormuş. pisagor, müziğin yalnızca kulağa hitap eden bir sanat olmadığını; aynı zamanda sayılarla açıklanabilen bir düzen içerdiğini fark eder. rivayete göre bir demirci dükkanının önünden geçerken, farklı ağırlıktaki çekiçlerin çıkardığı sesler ilgisini çeker. bu hikaye kesin olmasa da, onun yaptığı çalışmaları özetler nitelikte... uyumlu sesler belirli matematiksel oranlara dayanır. bu düşünce, müziği ilk kez bilimsel bir temele oturtur.
yüzyıllar sonra, antik yunan’dan gelen bu bilgi birikimini orta çağ’a taşıyan isim boethius olur
boethius, sesleri adlandırmaktan çok daha fazlasını yapar. müziği üçe ayırır:
evrenin müziği
insanın içindeki denge
duyulan gerçek müzik
bununla birlikte, seslerin harflerle ifade edilmesi fikrini sistemleştirir. bugün halen kullanılan a-b-c nota sistemi bu geleneğin devamıdır. özellikle almanya ve ingiltere gibi ülkelerde bu sistem halen yaygındır.
11.yüzyıla gelindiğinde ise müzik tarihinde gerçek bir kırılma yaşanır
bu dönüşümün mimarı, guido d'arezzo olur.
guido, müzik öğrenimini ezbere dayalı olmaktan çıkarıp sistemli hale getirir. öğrencilerinin daha kolay öğrenebilmesi için bir ilahiden yola çıkar: ut queant laxis
bu ilahinin her dizesinin ilk hecesini notalara dönüştürür: ut – re – mi – fa – sol – la
böylece bugün kullandığımız nota isimlerinin temeli atılmış olur. ancak bu sistem başlangıçta altı notadan oluşur; yani müzik henüz yedi sesli bir yapıya sahip değildir.
zamanla sistem gelişir
“ut” hecesi, söylenişinin zor olması nedeniyle değiştirilir. yerine daha akıcı olan “do” kullanılır. bu değişimin, italyan müzik teorisyeni giovanni battista doni ile ilişkilendirildiği düşünülür.
eksik olan yedinci nota ise yine aynı ilahiden türetilir. “sancte iohannes” sözlerinin baş harflerinden oluşan si, sisteme eklenir ve böylece dizi tamamlanır.
orta çağ boyunca notalar yalnızca isim değil, farklı biçimlerde de gelişir. özellikle “si” notası, avrupa’da farklı şekillerde kullanılır:
ingiltere’de b
almanya’da h
latin ülkelerde si
bu farklılıklar, müziğin kültürlere göre nasıl evrildiğinin de bir göstergesidir.
daha yakın dönemlere geldiğimizde, carl orff gibi isimler bu sistemi eğitimde yeniden yorumlar. orff, çocuklara müziği öğretirken hem harf sistemini hem de ritmi bir arada kullanarak öğrenmeyi daha doğal ve eğlenceli hale getirir.
sonuçta bugün “do re mi” diye söylediğimiz her nota, tek bir anda ortaya çıkmış değildir.
antik yunan’ın sayılarıyla başlayan bu yolculuk, orta çağ’ın ilahileriyle şekillenmiş, farklı kültürlerin katkısıyla bugünkü halini almıştır.