Yapay Zeka ile Üretilmiş Müzikler Müzisyenliği Gerçekten Bitirebilir mi?

Yapay zekanın müziği neden aslında pek de bitiremeyeceğine dair duygularınıza tercüman olacak bir görüş bildirisi.
Yapay Zeka ile Üretilmiş Müzikler Müzisyenliği Gerçekten Bitirebilir mi?

yapay zekanın insanlığı ele geçireceği, sanatın biteceği, ruhun yok olacağı paniği ve 'matbaa çıktı, hafıza öldü' paniği çok benzer. çünkü her teknolojik sıçramada aynı refleks: araç özne sanılıyor.

oysa en basit gerçeği atlıyoruz

yapay zeka, insanın verdiği perspektif olmadan tek bir şey bile yapamaz. ne niyeti vardır, ne derdi, ne sormak istediği bir soru. önüne konulan veri kadar konuşur, ona gösterilen yön kadar üretir. perspektif yoksa çıktı da yoktur. buradaki karışıklık teknik değil, felsefidir. araçla özneyi karıştırıyoruz. oysa bugun yapay zekanın ürettiği müzik, insanın yüzyıllardır oturttuğu bir temele dayanır. yani kutsal olan nota değil, insanlığın ilk gününden beri var olan anlam kurma yetisidir. yapay zeka bu yetiye sahip değildir. anlam kurmaz, anlam taşır. ilham almaz, ilhamı yansıtır. perspektif verilmeden yön belirleyemez. bir şey “ister” gibi görünüyorsa, orada insanın verdiği done gizlidir.

müzikte yaşanan “devrim” de buradan okunmalı. yapay zeka müzik yapmıyor; insanın müzikle kurduğu mevcut bakış üzerine birşey inşa ediyor, geliştiriyor, çoğaltıyor, aynalıyor. ruhu olan bir perspektif verirsen ruhlu sonuç çıkarıyor. boş bir estetik verirsen sadece yankı üretiyor.

teolojide çok temel bir kabul var: tanrı dünyayı insan için yarattı, süsledi, donattı, çoğalttı. ses de bunun içinde, matematik de, ritim de, oran da. yani araçlar, insan eliyle yapılmış sazlar, ağaç dallarının birbirine vurulmasıyla çıkan sesler, notalar, orkestralar... bunların hiçbiri kutsal değil; kabiliyet kutsal.

Bob Dylan

eğer insan yaratma yetisiyle donatıldıysa, bu yetinin yeni araçlarla genişlemesi neden bir tehdit olsun? bu bir boyun eğme değil, verilen potansiyelin yeni biçimlerle açılması.

bence yapay zeka müzik yapınca yaşanan panik biraz da şuradan geliyor: “benim benzersizliğim ne olacak?”çünkü bir şeyin kutsallığını çoğu zaman nadirliğiyle karıştırıyoruz. insan yarattığı şeyin tanrıdan ruh üflenmiş bir biriciklikte olduğunun görülmesini istiyor. başka bir aracın yaratım kapasitesini gördükçe de yaratımın kirleneceği paniğine kapılıyor. "ben özelim” duygusunun biraz sarsılması var burada. biri çıkıp “bunu ben de yapabiliyorum” dediğinde, kutsallık iddiası otomatikman düşüyor. oysa bu da kötü bir şey değil. bu, insanın zamanla ya da tanrıyla yarışması değil; tanrıdan aldığı yaratma iznini daha sofistike araçlarla kullanması.

yanisi; insan gibi çok boyutlu bir varlığın ortaya koyabilecekleri yapay zeka için ancak iyi bir başlangıç noktasıdır.

Turnpike Troubadours

kısacası

yapay zekanın herhangi bir yaratıcı alanda insanlığı ele geçirebileceğine inanmıyorum. ne müziği öldürebilecek gücü var, ne sanatı. çünkü sanat dediğimiz şey teknikten ibaret değil, ayrıca anlam üretme cesaretidir. kıyamet senaryoları bu yüzden zayıf. tanrının insana verdiği yaratma kapasitesi, bir yazılımla iptal edilebilecek kadar kırılgan değil. sadece insanın ne kadar derin ya da ne kadar yüzeysel olduğunu ifşa edebilecek bir makine. neyse ki ruh insandadır. makine sadece geliştiricidir, uygulayıcıdır.