Son Yıllarda Atağa Geçen Güney Kore Sinemasının Klasik Özellikleri

Sinemada Güney Kore'nin olayı ne? Nasıl Parasite gibi bir Güney Kore filmi en iyi film dalında Oscar alabildi mesela? Neyi güzel yapıyorlar?
Son Yıllarda Atağa Geçen Güney Kore Sinemasının Klasik Özellikleri
Parasite (2019)

izlediğim birçok kore filminde diğer ülke sinemalarından farklı olarak gördüğüm bir saplantıları var. intikam. eğer bir koreli'ye yanlış yaptıysanız tüm hayatını sizden intikam almak üzere inşa eder ve en nihayetinde alır. bunu yaparken de akıl almaz şeyler yapacak kadar gözleri döner. basit bir intikam alma yoluyla da ciğerleri soğumaz. tüm detayları ilmek ilmek işlerler, kişiyi hücrelerine kadar doğduklarına pişman ederler. sen benim çocuğumu öldürdün ben de çekip seni vurayım gibi düz bir intikam asla tatmin etmez bu arkadaşları. normal bir vatandaş bile yeterince intikam ateşiyle kavrulduysa çok güçlü ve nüfuzlu insanların bile hayatını kaydıracak şeyler yapabilir. mesela jang joon-hwan'ın save the green planet!'i gibi. mesela park chan-wook'un oldboy'u gibi. mesela kim ki-duk'un pieta'sı gibi. mesela chang hang-jun forgotten'ını gibi. ve hepinizin bildiği ve oscar tarifinin en iyi film ödülünü alan ilk film olan parasite gibi. ancak parasite bu duyguyu daha derinden işler ve bastırılmış sınıfsal farkı genele yayar. finalinde de o patlamayı doğrudan yaparak da intikamını alır.

bahsettiğim filmler en bilinenleri olabilir ancak kore sinemasını izlemeye başladığınızda birkaç filmden birinin yine intikam duygusu üstüne kurulu olduğunu fark ediyorsunuz. bu duyguyu öyle güzel işliyorlar ki intikam budur diyorsunuz. yoksa battal gazi gibi anasını bacısını öldüren bizans imparatorundan intikam alan battal gazi yüzeyselliğiyle değil. manyakça ve saplantılı bir şekilde. yani bir koreli'ye yanlış yaparsanız doğduğunuza pişman olursunuz mesajı çıkıyor. saksıya fesleğen gibi oturturuz anlamı da çıkabilir.

Oldboy

kore sinemasının bir diğer bayıldığım tarafı ise korkuyu işleme yöntemleri

bir body horror, zombili ya da psikopat katilli filmler gibi cö-öö şeklinde değil. özellikle kara büyü konusunu şaman ritüellerine dayandırdıkları ve izleyeni içe doğru sıçırtacak birçok filmleri var. the wailing bunlardan biri. bizde de cinli, büyülü, musallatlı birçok korku filmi çekiliyor ama koreliler'in filmlerini izleyine bizimkileri gözünüze filan damlatasınız geliyor. konu ne olursa olsun tüylerinizi diken diken ettirecek manyaklıkta işleniyor ve cidden o atmosfer insanı içine çekip ürkütüyor. aslında uzak doğu sinemasında bu ruhani korku türü daha doğrusu folk horror inanılmaz iyi işleniyor. 60-70 yıldır bu konuda japon sineması (capon sinemasını sonra yazacağım) hüküm sürüyor ama kore sineması da son 20-25 yıldır bir hayli başarılı filmler yapmaya başladı.

sinemalarında sevdiğim bir diğer ayrıntı da doğal ve abartısız oyunculuklar

gözler zaten zor görünüyor, mimikler yok denecek kadar az ama diyaloglar öyle başarılı ki müthiş oyunculuk izlemeden de duygu seyirciye geçiyor. o yüzden mizah anlayışları da ciddi komik. asla güldürme kaygıları olmadığı için de eğreti duran, rahatsız eden bir durumla karşılaşmıyorsunuz. bunu da genel olarak şapşal karakterlerin doğal halleri üzerinden işliyorlar ve gayet çalışıyor. o yüzden bazı filmlerde hiç güleceğiniz yokken güldürebiliyorlar. genel olarak gibi'deki yılmaz'ın çekik gözlü hali gibi çoğu karakterleri. karakter çatışmaları da ilkkan'la yılmaz'ın çatışmalarına benziyor. aslında koreliler bunu çok önceden çözmüş ama bizde gibi'den sonra daha anlaşılır hale geldiği için örnek veriyorum.

mütevazı bütçeli işler olmasına rağmen gayet başarılı, bazen başyapıt filmler çekebiliyorlar

hatta bence avrupa ve hollywood sinemasına göre oldukça üretkenler de. küçük bütçelerle büyük yakın uyandıran işleriyle de dünya sinemasına biz de varız diyebiliyorlar. durum böyle olunca da insan türk sinemasıyla da mukayese ediyor. galiba o disiplin ve çalışkanlık sanayide ve teknolojide olduğu kadar sinemada da işe yarıyor. bazen squid game gibi işlerle sinema/tv endüstrisine de başarılı işler çıkarıyorlar, parasite gibi filmlerle sanat yönünden de çok başarılı işler çıkarıyorlar. bir yanda netflix şaheserimiz hakan muhafız'a bakıyoruz, bir de dünyayı kasıp kavuran squid game'e. bir yandan yabancı dilde ilk oscar'ı kazanan 4 oscar ödüllü parasite'e bakıyoruz, bir yandan henüz oscar adaylığı bile olamayan türk sinemasına. bu sadece siyasetle ya da akademi yalakalığıyla alakalı değil. iyi iş er ya da geç ödüllendiriliyor. ki kore sineması zaten 2000'lerin başından itibaren gümbür gümbür geldiğini söylüyordu. en nihayetinde hak ettikleri başarıları ödüllendirildi.


evet şimdi gelelim ne izleyelime

yukarıda bahsettiğim türlerden ve birkaç farklı daha türden izlenesi kore filmini ekliyorum. iyi seyirler efendim.

the wailing — 2016
exhuma — 2024
parasite — 2019
forgotten — 2017
a taxi driver — 2017
the handmaiden — 2016
ı saw the devil — 2010
lady vengeance — 2005
oldboy — 2003
save the green planet! — 2003
revelations — 2024
decision to leave — 2022
the call — 2020
pieta — 2012
mother — 2009
thirst — 2009
the host — 2006
a bittersweet life — 2005
3-ıron — 2004
sympathy for mr. vengeance — 2002
burning — 2018
train to busan — 2016
the man from nowhere — 2010
bedevilled — 2010
the chaser — 2008
a tale of two sisters — 2003
memories of murder — 2003