Samuraylar Gerçekten Tarihin En Üstün Savaşçıları mıydı?

Samurayların ününün ne kadarı gerçek, ne kadarı filmlerin ve modern kültürün yarattığı bir mit?
Samuraylar Gerçekten Tarihin En Üstün Savaşçıları mıydı?

şahsım olarak romantik bir samuray aşığıyım ve şimdiki yazıya bunu itiraf ederek başlamak istiyorum. çünkü popüler kültürde samuray, kılıcıyla adeta bütünleşmiş bir savaşçıdır. kurosawa ve çeşitli filmlerinden tutunda anime'ye, oyunlara hatta turizm broşürlerine kadar her yerde aynı sert, duygusuz ve acımasız bakışlarla karşımıza çıkan bu savaşçılar. bizde sessiz, disiplinli, ölümcül derecede yetenekli bir kılıç ustasını hayal etmemize neden oluyor. ama bu imge, tarihsel gerçekliğin kendisi mi, yoksa yirminci yüzyılın büyük ölçüde inşa ettiği bir mit mi?

ve hemen can alıcı soru sorarak devam ediyorum. gerçekten de samurayların kılıç teknikleri zamane savaşçılarına göre üstün müydü. kısacası aynı dönem ki hem cinsleriyle bir savaş yapılsa onları da böylece rahat kesebilir mi?

biliyoruz ki japonya yaklaşık 700 yıl boyunca (özellikle kamakura'dan edo dönemine kadar) savaşçı sınıfın egemen olduğu bir toplumdu. bir samuray çocuk yaşta eğitime başlıyor ve hayatı boyunca savaş sanatlarıyla iç içe yaşıyordu. fakat öğrenim daha çok katana üzerine değildi ve şaşılacak üzere yay, naginata üzerineydi. bu savaş eğitimi uzun barış döneminde katana'ya yöneldi ve samuray sınıfı artık bürokrat konumuna geldi. artık öğretiler gerçek muharebe deneyiminden çok, dojo'larda yapılandırılan, ritüelleşen, felsefi bir disipline dönüştü. daha sonra japonya'daki yüzlerce savaş okulu açılarak bir sürü teknik geliştirildi; içinde ıaijutsu, niten ıchi-ryu, kage-ryu, chujo-ryu ve himura kenshin’in kullandığı efsanevi hiten mitsurugi-ryu*(anime severlerin gözlerindeki ışıltıyı görebiliyorum) gibi teknikler hızlı bir bitiriş üzerine tasarlanmıştı.

hal böyle olunca düşünce dünyamızda bir samuray ile bir avrupa şövalyesi ya da benzerleriyle karşı karşıya gelse insan gözlerimiz neler görürdü?

belki de bu soru yüzyıllardır soruluyor fakat sinema, romanlar ve video oyunları sayesinde modern dünyanın en popüler tarih tartışması bir tarafa meyil ediyor diyebilirim; samuraylara. ne zaman bir samuray kılıcını yavaşça kınından çekse karşısında duran savaşçıda ya yavaşça diz çöküp ölüyor ya da kanlar fışkırarak yavaşça ikiye bölünüyordu.

neyse konumuza dönecek olursak; eğer herkes kendi tarihi ekipmanıyla savaşsaydı, avrupa şövalyesinin ağır plakalı zırhı ciddi bir üstünlük sağlardı. bunun nedeni samurayın güçsüz olması değil, silahların farklı amaçlar için geliştirilmiş olmasıdır. çünkü katana, dünyanın en başarılı kesme silahlarından biridir ve döneminin savaş meydanlarında farklı zırh gruplarını rahatça kesebiliyorken, kalın çelik plakaları parçalamak amacıyla tasarlanmamıştı.

avrupa savaş sistemi ise tam tersine, zırhlı rakiplere karşı çözümler üretmek üzerineydi. bu yüzden yarım kılıç teknikleri bu duruma göre geliştirildi. kılıç sapından ve gövdeden tutulup mızrak gibi kullanılabilirdi. yine kılıç gövdesinden tutulup bir savaş çekici gibi kullanılmaktadır. bu da rakibin zırhındaki küçük açıklıkları hedef almak için kullanılan tekniklerdir. dolayısıyla bu durumda tarih ekipmanlarıyla yapılan bir savaşta şövalyelerin avantajlı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

ikinci senaryomuzda da şimdi bütün zırhları çıkaralım dediğimizde tartışma tam bu noktada şenleniyor diyebiliriz.

artık iki savaşçı da yalnızca bedenine, reflekslerine ve tekniğine güvenmek zorundadır. katana bu ortamda gerçek karakterini gösterir ve eğri yapısı sayesinde ve yukarıdaki teknikler sayesinde kesmeye daha uygundur. son derece hızlıdır, akıcıdır ve rakibine ölümcül terler döktüreceğini düşünmekteyim.

tabii ki avrupa uzun kılıcını hafife almamak lazım. yukarıda aktardığım gibi o hem keser hem saplar. ayrıca çift ağızlıdır. hareket yönünü kolayca değiştirebilir. rakibi bağlayabilir, baskı altına alabilir ve gerektiğinde boğuşmanın içine girerek kılıcı yalnızca bir kılıç gibi değil de birden fazla şekilde kullanabilir. işte bu yüzden katana daha iyidir ya da uzun kılıç üstündür demek biraz eksik kalır. ama burada samurayın üstünlüğünün olacağı kanısındayım.

söz konusu sorunun cevabını biz ne kadar değerlendirsek de her zaman savaş arenası içinde başka etmenleri de taşımaktadır. belki de bu yüzden yüzyıllardır kesin bir cevap bulunamıyor. çünkü aslında cevap hiçbir zaman tek bir savaşçı değildir. kazanan, daha keskin kılıca sahip olan değildir. kazanan, savaşın şartlarını kendi lehine çevirebilen taraftır.

cümlelerimizi sonlandıracak olursak savaş meydanında en tehlikeli insan, en hızlı kılıcı kullanan değil rakibini iyi okuyan, elindeki kılıcı, ne zaman ve nasıl kullanacağını bilen kişidir.

kaynak: 1,2,3,4