Adnan Menderes'i İdama Götüren Sürecin Özeti
adnan menderes, 1899'da aydın'da dünyaya geldi. izmir amerikan koleji'nde lise eğitimi aldı. halkın çoğunluğunun aç ve sefil bir yaşam sürdüğü osmanlı'nın yıkılma döneminde varlıklı ve toprak sahibi bir ailenin oğlu olarak el bebek gül bebek bir gençlik hayatı sürdü; henüz dokuz yaşındayken dedesinin çiftliği kendisine miras kaldı. birinci dünya savaşı yıllarında yedek subaylık eğitimi gördüğü halde hasta olduğu gerekçesiyle cepheye gönderilmedi. bununla birlikte kurtuluş savaşı'na subay olarak katıldı ve savaştan sonra istiklal madalyası ile ödüllendirildi.
mustafa kemal aydın'a yaptığı gezi sırasında kendisiyle tanıştı ve daha sonra yine bizzat mustafa kemal tarafından chp'den saylav adayı gösterilmesi sayesinde meclise girdi. mebus olduktan sonra ankara'ya yerleşti ve aynı dönemde ankara üniversitesi'nde hukuk öğrenimi gördü. mustafa kemal'in ölümünden sonra parti içinde oluşan muhalefet hareketinin öncülüğünü yapmaya başladı.
aslında geçmişte ilk defa mustafa kemal döneminde ortaya atılan ancak uygulamaya konulamayan "köylünün topraklandırılması" kanunu 1945 yılında ismet inönü'nün girişimiyle tekrar gündeme getirildi. bu kanunla toprak ağalarının sahip olduğu ekip biçilmeyen topraklar kamulaştırılarak topraksız köylülere dağıtılacak ve 2 milyon haneye istihdam sağlanırken, tarım da canlandırılmış olacaktı. mustafa kemal'in ve inönü'nün döneminde ortaya atılan toprak reformu, esasında yeni rejimin sanayi burjuvazisini güçlendirmeyi hedefleyen anlayışının da bir parçasıydı ve feodalizmin kalıntıları, burjuvazi ile uzlaşma eğiliminde olmadıkları sürece, kendilerini bu tip kanun ve reformlar üzerinden şekillenen bir çatışma ortamıyla karşı karşıya bulmaktaydı.
kendisi de bir toprak ağası olan adnan menderes de toprak reformuna karşı çıkanların başında gelmekte ve üyesi olduğu partiye meclis kürsüsü üzerinden açıkça muhalefet etmekteydi. böylece, menderes 1945 yılında chp'den ihraç edildi ve bunu takip eden süreçte kendisi gibi toprak ağası olan arkadaşlarıyla birlikte demokrat parti'yi kurdu. 1950 yılında yapılan seçimlerin sonucunda iktidara gelmeyi de başardı. böylece daha önceden osmanlı aristokrasisinin iktidarını devirerek iktidara gelen mustafa kemal ve silah arkadaşlarının öncülük ettiği burjuva politik iktidarı, devrim sürecinde burjuvalaşmış olan toprak ağalarının ve feodalizm kalıntısı kliklerin kontrolüne geçmiş oldu.
iktidara gelir gelmez yaptığı ilk iş "köylünün topraklandırılması" adlı kanunun ilga edilmesi olan menderes'in öncülüğünü yaptığı demokrat parti iktidarının politikalarının toprak reformunun rafa kaldırılmasının dışındaki en açık sonuçlarından bir diğeri ise devletin bütün rant yaratıcı rolünün tarımla ilişkili sanayi kollarına aktarılması oldu. hatta bu dönemde abd tarafından komünizmin yayılmasını önlemek amacıyla yapılan marshall yardımlarından temin edilen fonlar, yurt dışından temin edilen krediler ve devletin elde ettiği vergi gelirleri büyük ölçüde tarımın makineleşmesine ve toprak burjuvazisinin zenginleştirilmesine yönelik desteklere pay edildi. ancak bu durum zaman içerisinde, özellikle ekilebilir tarımsal alanların sınırına gelinmesiyle ve azalan verimler yasasına bağlı olarak ekonominin tıkanma noktasına gelmesiyle bir krize yol açtı. fakirleşen emekçi halkın yanı sıra, sanayi burjuvazisini oluşturan klikler de rant kollama faaliyetlerinin kendilerinin yeterince palazlanmasına imkan vermediğini görünce, menderes ve arkadaşlarını devirdi. böylece bir süre için iktidarı ele geçiren burjuvalaşmış toprak ağalarının veya toprak burjuvazisi kliklerinin 1950'de başlayan hükümranlığı 27 mayıs ile birlikte 1960'ta son bulmuştur. 27 mayıs darbesinin ardından da, her ne kadar menderes'in devrilmesini ve asılmasını eleştirir gibi gözüküp, demokrat parti ile başlayan siyasi hareketin bir uzantısı olarak hareket etse de süleyman demirel'in öncülüğünde, 27 mayıs'ın amaçlarıyla uyumlu yeni bir sağcı politik iktidar yapısı oluşmuş ve buluş yaparak zenginleşmek yerine montaj sanayisinden ibaret yatırımlar yapan, küresel sanayi tekellerinin küçük ortakları ve yerli işbirlikçileri olarak zenginleşmeyi kendisine alışkanlık edinen ama kemalizmin şekilsel yönleriyle uyumlu görünse de özünde gerici olan komprador burjuvazinin iktidarı kendisini hissettirir olmuştur. elbette, burjuva klikleri arasındaki çıkar çatışmasında iktidarı bir hükümet darbesi ile ele geçirmenin maliyeti de, iktidarın eski sahipleri olan menderes ve şurekasının politikaları sonucunda daha da fakirleşen emekçi halk yığınlarına belli sınırlar dahilinde daha fazla hak ve özgürlük vermek olmuş, bu şekilde yapılan darbeye bir meşruiyet zemini tesis edilmeye çalışılmıştır.
buraya kadar anlatılanlar, menderes'in iktidarı kaybetmesine neden olan sürecin ekonomi-politik ayağını oluşturmaktaydı. ancak menderes'in devrilmesine ve asılmasına neden olan olayların arasında bir diğer önemli husus, anayasanın açıkça askıya alınması olmuştur. menderes, iktidarını ondan nemalanan belli bir kesimin tabansal desteğine dayanarak sürdürebileceğini ve meşruiyetini ilahi unsurlara dayandırmaya çalışan sultanları devirirken burjuva politik iktidarın dayandığı temel hak ve özgürlük şemsiyesini dizlerinin üzerinde kırıp bir kenara atabileceğini düşünmüş ve onun canına mal olan hata da bu olmuştur.
menderes 10 yıl boyunca, üzerinde durduğu ağacın dallarını budadığını sanarak, osmanlı kurumlarının tasfiyesi ve emperyalizme karşı zafere ulaşmış bir kurtuluş savaşı ile şekillenmiş kemalist devlet mekanizmasının esaslarını törpüleyip etkisiz hale getirirken, aslında bindiği dalı kesmekten başka bir şey yapmamış ve adeta adım adım kendi sonunu getirmiştir...
29 mayıs 1950 tarihinde "yalnızca millete mal olmuş inkılapları saklı tutacağız" diyerek ilk balta darbesini vurmuştur.
25 eylül 1950 tarihinde general tahsin yazıcı komutasındaki 4500 kişilik tugayı, anayasaya aykırı şekilde tbmm tezkeresi olmaksızın, tüm masrafları t.c. devletine ait olmak üzere kore'de abd askerlerine yardıma göndermiştir.
12 aralık 1950 tarihinde cumhuriyet halk partisi merkez binasına el koyarak hazineye devretmiştir.
mart 1951'de demokrat parti konya il kongresinde fes çarşaf ve arap harflerinin geri getirilmesi istenmiştir.
24 aralık 1952'de "anayasayı yaşayan dile çevirmek" şeklinde adlandırılan yasa önerisiyle, 1945 yılında türkçeleştirilmiş olan anayasa metni öz türkçe kelimeler çıkarılarak yeniden düzenlenmiştir.
21 ocak 1953'te yabancı devletlerin ülkemizde petrol arama çalışmaları yapmasına izin veren anlaşma bir amerikan şirketi ile imzalanmıştır.
27 ocak 1954'te köy enstitüleri kapatılmıştır.
8 mart 1954'te basını kontrol altına almayı amaçlayan ve basın suçlarına yönelik cezaları yükselten kanun kabul edilmiştir.
30 mayıs 1954'te muhalefet liderlerinden osman bölükbaşı'nı milletvekili seçen kırşehir, ceza olarak il olmaktan çıkarılıp ilçe yapılmış ve bununla da yetinilmeyip, kırşehir'in eski ilçelerinden bazılarıyla da nevşehir kurulmuştur.
14 haziran 1954'te chp'ye oy veren malatya cezalandırılarak bölünmüş ve adıyaman ili kurulmuştur
5 eylül 1955 tarihinde -daha sonra hükümet tarafından tertiplediği ortaya çıkan- 6-7 eylül olaylarının fitili ateşlenmiştir; istanbul ekspres gazetesinde atatürk'ün selanik'teki evinin bombalandığı haberi yayımlanmış, 6 eylül 1955 tarihinde de söz konusu yalan haberler sonrasında halk sokaklara dökülmüş ve binlerce rum kökenli vatandaşın evleri ve dükkanlar yağmalanmıştır. bu olaylar sonucunda, istanbul izmir ve ankara'da sıkıyönetim ilan edilmiş olup, 7 eylül 1955'te olaylar başka kentlere de sıçramıştır. ancak hükümet olayların sorumlusu olarak muhalefeti göstermiş ve emniyet amirlikleri tarafından komünist oldukları iddia edilen 48 kişi tutuklanmıştır. tutuklananlar arasında aziz nesin ve kemal tahir gibi isimler de yer almaktadır.
7 haziran 1956 tarihinde demokrat parti'nin hazırladığı ve yayın özgürlüğünü kısıtlayan yeni basın kanunu mecliste kabul edilmiştir.
6 mayıs 1957 tarihinde, istanbul, ankara, eskişehir, adana ve bursa'da işçi sendikaları kapatılmıştır.
20 ekim 1957'de istanbul'da konuşan menderes istanbul'u ikinci bir mekke, eyüp sultan camii'ni de ikinci bir kabe yapacaklarını söylemiştir.
27 ekim 1957'de genel seçimler yapılmıştır. seçimlerde gaziantep'te önce chp'nin kazandığı ilan edilmiş ancak seçim sonuçları kabul edilmemiş ve sonrasında demokrat parti'nin kazandığına hükmedilmesi üzerine olaylar başgöstermiştir; olaylarda bir chp üyesi öldürülmüştür. sonrasında da, söz konusu olaylar gerekçe gösterilerek 29 ekim cumhuriyet bayramı kutlamalarına chp üyelerinin katılmasına izin verilmemiştir. daha sonra da, 1956'da çıkarılan yeni basın kanununa dayanılarak, söz konusu olayları duyuran haberlere yayın yasağı getirilmiştir.
1 kasım 1957'de yeni meclis toplanmış ancak halkın tepkisi ve muhtemel eylemlerden çekinildiği için meclisin çevresine tanklar yerleştirilerek, askeri birlikler kışlalarından çıkarılmıştır.
2 ağustos 1958 tarihinde, son dönemde giderek borçlanılan bir ortamda bağımlı hale gelinen imf'nin baskısıyla cumhuriyet tarihinin en büyük devalüasyonu yapılarak bir amerikan doları 9,20 liraya yükseltilmiştir; türk lirası yüzde 221 değer kaybetmiştir.
4 ağustos 1958'de imf türkiye'ye 250 milyon dolar kredi dilimi kullandırmıştır.
6 eylül 1958'de konuşan başbakan adnan menderes istiklal savaşı kahramanı ve ana muhalefet lideri ismet inönü'yü kastederek "idam sehpalarında can verenlerden ders alsalar ya" demiştir.
18 nisan 1960'ta meclis bünyesinde 15 üyeli bir tahkikat komisyonu kurulmuş ve uzun bir oturum sonrasında söz konusu komisyon geniş yetkilerle donatılmıştır. bu sırada ismet inönü ve chp'li saylavların meclis oturumlarından uzaklaştırma cezası aldığına hükmedilmiştir. ayrıca inönü'nün ceza almasına gerekçe gösterilen konuşma da meclis tutanaklarından silinmiştir. sonrasında da, tahkikat komisyonunun kararıyla meclis konuşmalarını yayımlayan tüm gazeteler toplatılmıştır. uzaklaştırma cezası alan ve halkın seçimiyle meclise gelmiş bulunan vekiller direnmiş ancak polis zoruyla salondan çıkarılmışlardır.
söz konusu komisyonun sivil ve askeri tüm yargıçların yetkilerine sahip olacağı, istediği evi ve işyerini dilediği zaman arattırabileceği, öngörülen eşya ve evraklara dilediği anda el koyabileceği, gazeteleri toplatıp, matbaaları ile birlikte kapatabileceği ilan edilmiştir. komisyonun kararlarına karşı gelmenin yaptırımı da üç yıla kadar hapis cezası olarak açıklanmıştır. böylece adnan menderes ve hükümetinin çıkardığı bu yasayla, anayasal esaslara ve anayasanın kendisine doğrudan aykırı olarak, yargı yetkisi mahkemelerden alınarak özel bir kurula verilmiş olmuştur...
anayasal düzenin, yürütme erkini elinde tutanlar tarafından cebren askıya alınması anlamına gelen bu son hamle de, politik iktidarın karşısına aldığı kesimler için bardağı taşıran son damla olmuş ve 27 mayıs 1960 tarihinde düşük rütbeli subayların öncülük ettiği bir askeri darbe ile hükümet devrilmiştir. böylece, 10 yıllık iktidarı döneminde 43 kişiyi idam ettiren adnan menderes, yassıada mahkemelerinde görülen davalar neticesinde aynı idam sehpasında kendisini bulmuş ve dokuz ay süren duruşmaların ardından tüm iddialardan suçlu bulunarak 17 eylül 1961'de asılmıştır.
amerikalı iş çevrelerinden rüşvet aldığı, halkın parasını demiryolu, ağır sanayi gibi alanlar yerine kara yolu yapımına harcamış olduğu veya mustafa kemal zamanında inşa edilen uçak fabrikasını traktör fabrikasına dönüştürmesi mahkemede dile getirilmemiş olsa da, anayasal düzeni cebir yoluyla ortadan kaldırmak dışında vnylex davası, ipar transport davası gibi davalarda görüldüğü üzere rüşvet ve yolsuzluğa da bulaştığı ayrıca ortaya konulmuştur.