Obsession, Hangi Marifetlerinden Ötürü 2026'nın En İyi Korku Filmlerinden Biri Olacak?
korku türü meraklıları olarak, yakın dönem korku sinemasında çok iyi örnekler izleyebildiğimiz için şanslı olduğumuzu düşünüyorum. özellikle bu türe film çeken genç yönetmenlerin, farklı bakış açılarını deneyimlediğimiz, harika bir korku çağının içindeyiz. geçen sene izlediğimiz zach cregger'ın müthiş filmi weapons, bu dönemin zirvelerinden biriydi.
türkçe adıyla saplantı'nın yönetmeni amerikalı curry barker, youtube'da komedi skeçleri çektiği kanalı that's a bad idea ile ünleniyor. yönetmenin milyonun üzerinde takipçisi var ve burada paylaştığı shorts videolarla kitlesini büyütmüş. yönetmen bu filminde ian rolünü ise, new york film akademi'sinde okurken tanıştığı ve yakın arkadaşı olan cooper tomlinson'a vermiş. ikili youtube'da beraber içerik üretiyorlar.
yönetmenin ağustos 2024'te youtube'a yüklediği filmi ise, found footage (buluntu film) türünde bir korku filmi. her ne kadar uzun metraj olsa da, bu film vizyona girmediği için, yönetmenin ilk filmi olarak değerlendirilmiyor. dolayısıyla obsession barker'ın kariyerini çok üst seviyeden başlatan, ilk uzun metrajı olarak kabul edildi. yönetmenin youtube kanalında yer alan 2024 tarihli milk & serial isimli filmi, türkçe altyazı özelliğini aktifleştirerek bu linkten izleyebilirsiniz.
milk & serial (yönetmen curry barker)
obsession, ilk olarak 2025'in eylül ayında toronto uluslar arası film festivali'nde gösterildiği için, 2025 yapımı olarak geçiyor. ancak filmin geniş çaplı gösterimi, bu sene 13 mayıs'ta başladığı için, sinema dünyasında film 2026 yapımı olarak değerlendirilecektir.
genç yönetmen barker'ın filmini beğenmemin birincil nedeni, elbette muazzam yazılmış senaryosudur. filmi izlerken fark ettiğim şu oldu; curry duygusal zekası yüksek biri. çünkü filminizin karakterlerini böylesi incelikli konuşturabilmeniz için, burada çizgi dışı olmanız gerekiyor. filmi izlerken böylesi diyaloglar yazabilme yeteneğine, "vay be!" dedim.
buradan itibaren, yazıyı sürpriz bozansız devam ettirme imkanı kalmadığı için, okurlar için spoiler uyarısı verelim:
filmin senaryo ve alt metin okuması
bizim topraklarda iyi bilinen bir tür büyü vardır. bağlama büyüsü'dür adı. bu karanlık büyünün bir çeşidi, birini kendinize ölesiye kadar, büyük bir aşkla bağlamak için de yapılır. elbette yapanın "ben sadece ona aşıktım." diye naif tondan söyleyeceği bu sihir, aslında karşı tarafın bir tür "lanet" e uğraması anlamına gelmektedir. bu lanet büyüyüp, kara delik gibi tüm paydaşlarına zarar verecektir.
dolayısıyla filmin başrolü bear, başlangıçta tamamen saf ve iyi niyetli olarak bir dileğe tutunuyor. hatta yönetmen, karakteri ve seyircisini öylesi bir empati alanına sokuyor ki, genç adam yoğun hisler taşıdığı kıza, başlangıçta kendi kolyesinin kaybına karşı, bir tür hediye olarak sunmak istiyor bu tehlikeli "dileği".
bear'ı filmin başında, nikki'ye açılabilmek için prova yaparken görüyoruz. bear'ın son derece naif ve korumacı duygularla genç kıza ilgi duyduğu görülüyor. ancak bear'ın fark edemediği gerçek, çok bilinen bir deyişi bize hatırlatıyor ; "cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşelidir". siz büyüyü ne kadar iyi niyetli yaparsanız yapın, sonunuz felaket olacaktır. özgür iradenin olmadığı yerde, gerçek anlamda bir "ilişki" den ya da "sevgililikten" söz edilemez.
filmin başrolü bear'a verilen isim çift anlamlıdır. öncelik kaba saba bir erkeklik olan "ayı" figürüdür. toksik masküleniteyi ve yıkıcı erilliği vurgulamıştır. bear'in diğer anlamı ise, "katlanmak" tır. yani bear, tehlikeli eylemlerinin, korkunç sonuçlarına katlanmak durumundadır. nikki ismi ise, japonca orijinalinde "iki ağaç" anlamına gelmektedir. bu iki ağaç metaforu, filmin ilerleyen dakikalarında iki bireyin, dilek amacıyla kıracakları "iki söğüt ağacı" nı simgeler.
sevdiği kıza kaybettiği kolyesini telafi etmesi için hediyelik eşya dükkanına giren bear, buradaki kolye seçeneklerini beğenmeyince, one wish willow isimli küçücük kutuda, 7 dolara satılan bir tahta parçası alır. burada amaç bunu nikki'ye verip, manevi değeri yüksek bir dilek dilemesini ummaktır. elbette bear'ın motivasyonu, genç kızın kendisine ilgi duymasını sağlamaktır.
jim carrey'in müthiş komedisi liar liar'ı (yalancı yalancı) hatırlarsınız. o filmde carrey'in küçük oğlu, avukat olan babasıyla zaman geçiremediği için mutsuzdu ve babasının artık yalan söyleyememesini diliyordu. tabii dileği gerçekleşince ortalık fena karışıyordu. obsession işte yine bu dileğin gerçekleştiği, ancak bunu komedi tonuyla değil, korku hikayesiyle anlatan bir yapım.
filmdeki en önemli karakterlerin, ilk olarak beraber görüldükleri sahne, "barker's pub" daki buluşma sahnesidir. barker yönetmenin soyadıdır ve kendisinin filmini izlediğimizi bize vurgulamıştır. bu detay, dikkatli gözlerden kaçmamış olsa gerek.
filmin ilk kırılma noktası, bear'ın evine bıraktığı nikki'ye bir türlü açılamaması ve berbat bir "arkadaşız" konuşması yapmasıdır. sonrasında ise bu dilek ağacının dalını, kendi kırmasıyla gerçekleşir. dileğin gerçekleşmesi anında olur ve burada nikki çok hızlı biçimde lanete uğrar. bu dakikadan sonra nikki'nin iki ruhu oluyor. ilki orijinal kimliğe sahip olan nikki, ikincisi ise dilekten sonra nikki'nin bedenine giren varlık freaky nikki (tuhaf nikki).
freaky nikki, aynı zamanda amerika'da kullanılan argo deyiminde, "azgın, sapık" anlamına da geliyor. bu, genç kızın possessed (ruhu ele geçirilmiş) halini iyi açıklıyor. çünkü kendisi o dakikadan sonra, bear'ın yanından hiç ayrılmak istemiyor ve her türlü yakınlaşmaya çok açık hale gelir. bear'ın dileğinin gerçekleşmesine delikanlı inanamaz ama çok mutlu olur.
meksika asıllı amerikalı oyuncu inde navarrette, bu dakikadan itibaren oyunculukta çılgın atıyor ve korku sineması yepyeni bir scream queen (çığlık kraliçesi) kazanıyor. aşırı derecede rahatsız edici sahnelerde, inde'yi izlemek inanılmaz keyifli. özellikle mimik kullanımı ve yüzünde tuhaf nikki'nin yansımalarını görmek enfes bir tecrübeye dönüşüyor.
size kafayı fena takmış bir stalker nasıl davranırsa, bunun 5-6 katını düşünün. "ölesiye sevmek" fiilini eksiksiz uygulayan bu korkunç yaratık, filmdeki freaky lakabının bence bir level üstü olan "creepy"'i (korkunç) daha çok hak ediyor. korku sinemasına damga vuran nefis yazılmış ve oynanmış bu karakter, şimdiden bir çok sinema severin kabuslarına girmeyi başardı. işte ben korku sinemasını bu yüzden çok seviyorum. <3
bear'ın yeni sevgilisiyle güzel vakit geçirdiğini ve çok uyumlu bir çift olduklarını gördüğümüz kısımdan sonra, karanlık gerçekler bir bir ortaya çıkmaya başlıyor. bear'la nikki'nin kısacık seks sahnesi, aslında normal bir sevişme değil. istismarcı bir adamın, sanki bir kadına uyuşturucu ya da hipnoz altındaki cinsel saldırısı gibi. aslen bir tür tecavüz olan bu plan, rahatsız edicilik dozu artsın diye tuhaf nikki'nin kameraya doğru bakışıyla, kadın bedeninin uğradığı yıkımı gösterir.
işte filmin çıkış noktası da tam olarak budur. konuşmaya cesaret edemeyen ve arkadaş/kardeş olarak görünen bir gencin, hoşlandığı kızı umutsuzca elde etme çabası. bu çaba elbette açık bir incel (insel okuyun) eleştirisidir. ingilizcede involuntary celibate yani istemsiz bekar anlamına gelen ve son yıllarda adını daha çok karanlık haberlerle duyduğumuz bu grup erkekler, isteseler de herhangi bir karşı cinsle ilişki yaşayamamaktadırlar.
filmde bear'ın nikki'yi bir dilekle elde etmesi ve o'nunla yaptığı tecavüzvari seks, bir incelin ıslak rüyasından fazlası değildir. çünkü incel oluşum, kadın düşmanıdır ve aşık olmayı zayıflık olarak görür ve reddeder. bu eylemlerin yarattığı karanlık sonuçlar, filmde korkunç bir şekilde tezahür ettirilmiştir. ancak buna dair farkındalık yarattığı için, film bence pozitif bir noktada durmaktadır. yani yönetmen burada eleştirdiği şeye dönüşme tuzağına düşmemiştir.
tuhaf nikki'nin, bear'ın ölen kedisi sandy'e mutfağın ortağında hazırladığı cenaze, o'nu kesip bear'a sandviç şeklinde hazırlaması, evin kapısını bear kolayca evden çıkamasın diye ambalaj bantıyla yapıştırması, böcek yemesi ve gülerek altına işemesi. yönetmen curry barker'ın nikki'nin uğradığı laneti betimlerken, büyük klasik the exorcist'ten etkilendiğini apaçık gösteriyor. filmin sonuna yaklaşırken nikki'nin bear'ın yüzüne kusması bile bu filmden esinlenme.
filmdeki en kuvvetli yazılan diyaloglar ise, bear'ın nikki'yle ortak arkadaşları olan sarah ve ian ile nikki hakkındaki konuşmalarında saklı. ian bear ile konuşurken, bear'ın nikki'nin duygusal durumundan istifade edip onu istismar ettiğini söylerken, sarah da tam tersi biçimde, nikki'nin bear'ı kullandığını ifade ediyor. bu öylesi kaliteli bir "bardağın yarısı dolu, hayır yarısı boş" alegorisi ki, açıkçası konuşurlarken ikisini de haklı bulabiliyorsunuz. her iki arkadaş bu sağlıksız durumu kendi bakış açısıyla değerlendiriyor ve ikisi de kendince haklı :)
tuhaf nikki'nin hayatı bear'e zindan etmeye başlamasının ardından, filmin en güzel sahnelerinden biri geliyor. şu anki kurla, sadece 300 tl'ye aldığı bu dilek ağacı'nın kutusunda yazan müşteri hizmet hattını arayan bear, filmin hem en korkunç, hem de en kara/komik anlarına imza atıyor. dilek şikayet hattında bir adamın, sizi dinlemesi ve sorununuza çözüm aramanız nasıl bir kafa yapısından çıkmadır? gerçek nikki'nin telefondan gelen yardım çığlıkları, genç kızın ruhunun büyük acılar çektiğini gösteriyor. zaten filmin ilerleyen dakikalarında, tuhaf nikki uyurken, gerçek nikki'nin bear'den kendi bedeninin öldürmesini istemesi de, bunun altını kalın kalemle çiziyor. yani the exorcist'tekine benzer şekilde, nikki bu lanet altındayken, adeta cehennemde yanan bir ruh gibi çok büyük acılar çekiyor.
nikki'nin bear'la beraber gittikleri parti sahnesi baştan sona mükemmel yazılmış. bu sahnede nikki'nin "başkası adına utandıran" (cringe) mimikleri, izleyenleri bir yandan kahkahaya boğarken, diğer yandan yüksek empati sahibi seyirciyi de ziyadesiyle rahatsız ediyor. yakın dönemde vizyona giren, avustralyalı yönetmenler philippou kardeşler'in filmi talk to me'ye benzeyen bir atmosfer yaratan sahnenin ortasında, tuhaf nikki'nin anlattığı ünlü masal hansel ve gretel'in sapkın versiyonu, derin okumaya açıktır.
hansel ve gretel mazisi iki yüzyıldan daha eski bir alman masalı. grimm kardeşler'in hikayesi, ilk çıkış haliyle ve ondan önceki folklorik havasıyla, aslında fazla metaforik öge taşımıyordu. ancak sonradan yeni yorumlar getirilen masal, sıkıntılı figürlerle tasvir edilmişti. tuhaf nikki'nin bu masalı çirkinleştirerek, açık açık ensest ilişki bağlamında anlatması ve kullandığı pornografik dil, nikki'nin bedenini geçen yaratığın, hem nikki'ye hem de arkadaşlarına yaşattığı deliliğe sürüklenmeyi betimliyordu. çünkü gerçek nikki, bear'ı arkadaş/kardeş gibi görmekteydi. ancak tuhaf nikki, bunu tamamen sapkınlaştırarak, kardeş olsalar bile bunun sevişmelerine engel olamayacağını söyleyip, herkesi tedirgin etmeyi başardı. bu aslında lanetli varlığın, çocuklar için yazılmış bir masalı alegori aracı olarak kullanıp, ahlak ve erdeme toptan meydan okuması anlamına geliyordu.
ortak arkadaşları sarah'ın bear'e anlattığı ve o'nu çok üzen gerçek ise şuydu; nikki tarafından friendzone'a (arkadaş bölgesi) atılan bear sarah'tan, aslında nikki ve ian'ın yaklaşık 2 yıldır ara sıra fuckbuddy olarak takıldıklarını öğrenmesiydi. bir tarafta fuckbuddy'sinin en iyi arkadaşıyla, kendiyle tekrar beraber olmak için birlikte olduğuna inanan ian ve diğer tarafta aslında bear'den hoşlanan ve o'na sinyaller gönderen sarah. bu dörtlünün çözüme muhtaç ilişki ağı, bear'ın yaptığı dilekle adeta bir meksika çıkmazı'na dönmüştü.
korku sinemasında sıklıkla kullanılan numaralardan biridir "foreshadowing". yani ilerde olacak olayların, önceden seyirciye ipucuyla verilmesi. bear'ın hobi dükkanında, kasadaki kızla dilek kutusu hakkındaki muhabbeti, "hayatının mahvolması" ve "ölmeyi dileyecek kadar berbat hissetmek" fiillerini içeriyordu. burada dikkatli seyirci, bear'ın filmin ilerleyen dakikalarında neler yaşayacağını az, çok tahmin etmiştir.
ayrıca bear'in kedisi sandy'nin, bir dolu reçeteli ilaçların yanlışlıkla yemeğine karışması ile öldüğünü gördük. bear'ın da ölümü, o çok sevdiği kedisine benzer şekilde, bu sefer aynı ilaçlarla intihar ederek olacaktı. özellikle bear'ın yatağında, kedisinin ölümüne hıçkırarak ağladığı sahne, benzer ölümün geleceğinin ön habercisiydi.
nikki'nin ruhunun ara sıra gidip gelmesi, müşteri şikayeti konusudur. çünkü "one wish willow" müşterileri, zaman zaman dileklerinde yaşanan aksaklıklardan dolayı firmadan şikayetçi olmaktadırlar. nikki'nin bu anlık "gerçek benlik" tezahürünü, lanetin aksak çalışması gibi düşünmeliyiz. hani kullandığınız mobil hattınızın, bazen çekmemesi gibi. işte bu güzel detay, aslında düpedüz doğaüstü (supernatural) olan hikayeyi, kendi mantık çerçevesi içinde stabilize edilerek, sunulmasının bir sonucudur. bu tip senaryo yazımının avantajı da, hikayenizi kara komedi unsurlarıyla doldurmanıza olanak sağlamasıdır.
hikayenin iki ana, iki yardımcı karakter üzerinden işlendiğini belirtmiştik. hikayenin finaline gelmeden, bunların sonunun nasıl yazılacağı da elbette önem arz ediyor. takdir ederseniz korku filmlerinde genellikle ölüm veya ölümler olur. bir kere bu dört karakterden kimsenin ölmediği bir olasılık düşünülemezdi. yönetmenin buradaki tercihi çok başarılı. kıskançlık günahını işleyen karakter sarah ve açgözlülük günahını işleyen ian, tuhaf nikki tarafından ölümle cezalandırılıyor. iki büyük günaha, iki kurban. huzur içinde uyusunlar.
peki tuhaf nikki , nikki ve bear'ı nasıl bir son bekliyor? yönetmen barker, son mermisini burada kullanmış ve filmine harikulade bir son yazmış. en yakın iki arkadaşının nikki tarafından öldürülmesiyle derin sarsılan ve artık hiçbir şeyin düzelemeyeceğine ikna olan bear, tabancayla kendini vuramayacak kadar korkak. o da çok sevdiği kedisi gibi ölmek istiyor ve avuç dolusu ilaç yutuyor. daha sonra intihardan vazgeçip, kusarak kurtulmak istiyor. ancak o sırada olan oluyor. tuhaf nikki , bear'ın getirdiği dilek ağacı'nı kutusundan çıkarıp kırıyor. biz bunu diğer odadan gelen paket açılış müziği ve çatırtıyla anlıyoruz. pek tabii saniyesinde "yenidoğan karakter" tuhaf bear, her şeyi unutup, iki takıntılı manyak gibi sevgilisi tuhaf nikki nin yanına geliyor. kız burada sevgilisine, sonsuza kadar birlikte olacaklarını, "forever and ever and ever and ever." şeklinde, aynı bir diğer korku klasiği the shining'de jack'in ağzından dökülen sözcükleri kullanarak ifade ediyor.
tuhaf sevgilisinin kollarında, ağzından köpükler saçarak ölüme koşan tuhaf bear'ın vücudu yenilgiyi kabul ettiğinde, ağzına silahı dayayan, romeo ve juliet vari bir sona hazırlanan tuhaf nikki, o sırada ele geçirdiği bedeni terk ediyor ve gerçek nikki, en yakın 3 arkadaşının cesediyle baş başa kalıyor. burada yine mükemmel oyunculuğu baştacı ediyoruz ve değişen duygu durumlarını başarıyla yansıttığı için, inde'yi gönülden tebrik ediyoruz. ayrıca bu final aynı, the exorcist'in finalinde iki ölüyle hayatta kalan genç kız regan'ın da sonuna benziyor.
henüz 26 yaşında olan alabamalı genç yönetmen curry barker, ilk uzun metrajı ve bir tür indie korku filmi olan saplantı ile hedefi 12'den vuruyor. sadece 750.000 usd'ye mal olan film, henüz açılış haftasonunda yapım bütçesinin 33 katına ulaşmayı başarıyor. ilerleyen haftalarda bu oranın 100'ü geçebileceği öngörülmektedir.
yönetmen bu filmiyle, son on yılda yükseliş trendinde olan korku janrına büyük katma değer sağlamış, ilk uzun metrajıyla a+ yönetmenler ligine girmeyi başarmıştır. bundan sonraki her projesi yakından takip edilecek olan yönetmen, a24 bünyesinde çekilecek yepyeni the texas chainsaw massacre'in de yönetmeni olarak seçilmiştir. böylesi büyük bir korku klasiğinin "curry barker" yorumunu izlemek fantastik olacaktır.
15 mayıs 2026 cuma günü, ülkemiz salonlarında gösterime giren filmi, korku sineması severlerin kesinlikle kaçırmaması gerektiğini düşünüyorum. herkese iyi seyirler!
letterboxd puanı: 4/5 (link)