Nazi Silahlandırma Bakanı Albert Speer, Nasıl Sadece 20 Yıl Ceza Alıp Kurtulabildi?
albert speer... 1945 kasım'ında nürnberg mahkeme salonunda bir adam ayağa kalktığında salondaki herkes bir canavar görmeyi bekliyordu. karşılarında ise ölçülü konuşan, suçun kolektif sorumluluğunu üstlenen ve detaylardan habersiz olduğunu iddia eden zarif bir entelektüel duruyordu. albert speer o gün sahneye koyduğu performansla yalnızca kendi hayatını kurtarmakla kalmadı, on yıllar boyunca tüm dünyayı kandıracak bir efsanenin temelini attı.
speer'i anlamak için standart bir savaş suçlusu profilini bir kenara bırakmak gerekir. karşımızda kaba saba bir fanatik ya da sokak çetesi liderliğinden gelme bir parti üyesi yok. sanatla yoğrulmuş bir zihne, elit bir burjuva eğitimine ve son derece rasyonel bir teknokrat vizyonuna sahip bir adam var. üçüncü reich'ın siluetini beton ve çelikle çizen mimar, sonrasında savaşın ömrünü tek başına uzatan silahlanma bakanı. diğer rejim liderleri ya inkara saplanıp ya da histerik bir sadakatle kendilerini imha ederken speer'in nürnberg'deki duruşu bambaşkaydı. amerikalı ve ingiliz sorgucular karşılarında bir canavar değil işini yapmaya çalışan bir meslektaş gördükleri yanılgısına düştüler. batılı stratejistlerin speer'in üretim ve lojistik dehasından faydalanma arzusu bu idamlık mimara adeta bir can simidi sundu. speer kendini diğer fanatik partililerden soyutlayarak politikadan anlamayan saf bir teknokrat imajını satmayı başardı.
hitler ile speer arasındaki ilişkiyi salt bir ast-üst hiyerarşisi üzerinden okumak meseleyi eksik kavramak anlamına gelir. bu bağ psikanalitik düzlemde hastalıklı bir baba-oğul dinamiğinin çarpıcı bir yansımasıdır. hitler hiçbir zaman ulaşamadığı saygın sanatçı profilini speer'de buldu. bu genci kendi narsisistik uzantısı haline getirdi. speer ise bu yıkıcı sevginin sunduğu sınırsız imkanlar karşısında ahlaki pusulasını tamamen yitirdi, ruhunu iktidarın estetiğine teslim etti. bu ontolojik teslimiyet insanın güce ne derece tapabileceğini ve kendi vicdanını nasıl susturabileceğini gösteren en net tablolardan biridir.
bakanlık koltuğuna oturduğunda alman savaş endüstrisini akıl almaz bir verimlilikle yeniden yapılandırdı ve savaşın en az iki yıl daha uzamasına neden oldu. bu teknik başarının bedeli milyonlarca köle işçinin insanlık dışı şartlarda ölesiye çalıştırılmasıydı. yirmi yıllık hapis cezasını tamamlayıp özgürlüğüne kavuştuğunda kaleme aldığı anılarıyla kendini yanlış yola sapmış bir sanatçı olarak pazarlamaya devam etti ve dünya kamuoyunu bu trajik kurbana uzun süre inandırdı. ne var ki ölümünden sonra ortaya çıkan belgeler bu masalı kökünden yıktı. himmler'in yahudi soykırımını açıkça dillendirdiği posen konuşmasında speer'in salonda bulunduğuna dair kanıtlar gün yüzüne çıktı. auschwitz'in genişletilmesine dair bizzat yönettiği yazışmalar speer'in soykırımın her aşamasını en ince ayrıntısına kadar bildiğini ve bu korkunç kıyım çarkının en verimli dişlilerinden biri olduğunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.
geriye şu kalıyor
bir adam bütün bir dünyayı yirmi yıl boyunca kandırdı. bunu silahla ya da tehditle değil, tam da o zarif entelektüel maskeyle, tam da o “ben sadece mimarım” cümlesiyle başardı. teknik bilgi ve entelektüel kapasite etik bir temelden yoksun kaldığında neler olabileceğine speer'in hayatından daha ürkütücü bir cevap vermek zordur.