Kırmızı Halının Antik Yunan Tragedyalarından Günümüz Galalarına Uzanan Hikayesi

Kırmızı halı, modern zamanların bir icadı gibi görünse de kökleri Antik Yunan tragedyalarına kadar uzanır.
Kırmızı Halının Antik Yunan Tragedyalarından Günümüz Galalarına Uzanan Hikayesi

kırmızı halı bizim bildiğimiz anlamda hiçbir zaman yalnızca bir tören nesnesi olmadı. o, bir yerden bir yere taşınan basit bir kumaş parçası değil de zamanın içinden akarken, anlam yükünü çağdan çağa devreden bir yol oldu diyebiliriz. çünkü kırmızı hali dediğimizde aklımıza ilk önce devlet başkanlarının ya da ünlü oyuncuların afili giriş yaptıkları bir yürüyüş yolu aklımıza gelir.

tarih içinde kırmızı halı ilk önce mö 458'de yazılan aeschylus'un agamemnon adlı tragedyasında geçer. baş karakter truva'dan döndüğünde, onu karşılayan karısı clytemnestra ona üzerinde yürümesi için kırmızı kumaşlarla, halılarla kaplı bir yol sunar.

ancak agamemnon bunu tanrılara özgü bir kibir, üslup olarak görüp halıya basmaktan çekinir ve korkar. çünkü o zamanlar kırmızı renk; kanla, güneşle, tanrısal güçle, kutsallıkla ilişkilendirilmiştir. yani kırmızı sıradan insanın basmaması gereken bir alan gibi görülmektedir. yunan dünyasından doğu’ya doğru ilerlediğimizde kırmızı yol anlamını bir miktar değişti, artık tanrıların değil onların el verdiklerinin oldu denebilir. böylece pers saraylarında, çin imparatorluk törenlerinde, kırmızı artık yalnızca kutsal değil; mutlak iktidarın da rengi oldu.

çünkü insanoğlu bu rengi üretmenin zor, pahalı ve herkese ait olmadığının farkındaydı artık. bir anda kırmızı yol, ulaşılamaz olanın fiziksel karşılığına dönüşmüştü. artık üzerinden geçen kişi, halktan değildi. neyse bizim bildiğimiz anlam ilk kırmızı halı kullanımı 1821'de amerika birleşik devletleri başkanı james monroe'nun güney carolina'ya gelişini karşılamak için serildi.

ardından teknolojinin gelişmesiyle beraber kırmızı renge ulaşım kolaylaştı ve 1902'de new york central railroad adlı demiryolu şirketi, yeni nesil ekspres trenlere binen insanları yönlendirmek için kadife kırmızı halılar kullanmaya başladı. bu durum onları yönlendirmeden çok ayrıcalıklı olduklarını hissettirmeye çalışan bir çeşit reklam çalışmasıydı.

bu gelişmelerden sonra artık 1920'lerin sonlarına doğru kırmızı halı, hollywood ve film galalarıyla özdeşleşmişti. ilk hollywood galası olan, robin hood filminin 1922 galası için mısır tiyatrosu önünde kırmızı renkli bir halı kullanılmıştı. artık kırmızı tanrılardan, krallara, iktidarlara ve oradan da şöhrete elvermişti. belki de asıl soru hala aynıdır; friedrich nietzsche'nin dediğim gibi tanrılar gerçekten öldüyse, neden yolları hala kırmızıya boyuyoruz? belki de bu, iktidarın, zamanın ve en önemlisi insanın aklının kendisiyle kurduğu kadim ilişkinin rengidir kim bilir...

kaynak1234