Hayatına Bir Şeyler Eklemek Yerine Ondan Kötüleri Çıkarma Prensibi: Via Negativa
malum yeni yıl geliyor. herkes kendi çapında yeni yıl hedefleri koyuyor; yeni bir dil öğrenmek, gezmek, okumak gibi şeyler bunlar.
ancak nassim nicholas taleb'in via negativa adını verdiği, ekleme değil çıkarma yaparak hayattaki parazitleri temizleme yöntemleri var. bunların etkileri çoğu zaman yeni eklemeye çalıştığınız şeylerden çok daha güçlü. yani; hayatına ne eklediğin değil, hayatından neyi çıkardığın, algı kapasiteni ve hayattan aldığın zevki daha çok etkiliyor.
ne mi bunlar?
1. mimetik arzuyu terk etmek
çoğu insan kendi istekleri sandığı şeylerin peşinde koştuğunu sanır ama aslında sadece "başkalarının istediği şeyleri" istiyordur. rené girard'ın `mimetik arzu teorisine göre, arzularımız taklit yoluyla oluşur. instagram'da herkesin gittiği o tatile gitmek, herkesin aldığı o arabayı almak... bu sonsuz bir rekabet ve kıyas döngüsüdür. ufku katlamanın ilk yolu, "ben bunu gerçekten istiyor muyum, yoksa başkaları istediği için mi istiyorum?" sorusunu sormaktır. bu sürü psikolojisinden (bkz: herd behavior) çıktığınız an, beyninizin işlemci kapasitesinin %40'ı boşa çıkar. kendi otantik arzularınıza döndüğünüzde, vizyonunuz başkalarının kopyası olmaktan çıkar.
2. sahne ışığı etkisinden kurtulmak (bkz: spotlight effect)
insan egosentrik bir canlı. bir ortama girdiğinde herkesin kendisini incelediğini, hata yaparsa herkesin bunu konuşacağını sanır. literatürde buna spotlight effect denir. bilimsel gerçek şudur: kimsenin umurunda değilsiniz. herkes kendi kafasındaki spot ışığıyla, kendi "nasıl görünüyorum" derdiyle o kadar meşgul ki, sizin ne giydiğinizi ya da ne dediğinizi 5 dakika sonra unutuyorlar. bu gerçeği içselleştirmek insana muazzam bir "hata yapma lüksü" ve "deneme cesareti" verir. başkası ne der korkusu kalkınca, ufuk çizgisi stratosfere taşınır.
3. şikayet etmeyi nörolojik düzeyde bırakmak (bkz: hebbian theory)
nörolojide "birlikte ateşlenen nöronlar, birbirine bağlanır" ilkesi vardır. sürekli şikayet ettiğinizde, her şeyde kusur bulduğunuzda veya mağdur edebiyatı yaptığınızda, beyninizdeki o negatif nöral yolları otobana çevirirsiniz. bir süre sonra isteseniz de güzellikleri göremezsiniz, çünkü beyniniz negatifi taramak üzere fiziksel olarak şekil değiştirmiştir. şikayet etmeyi kestiğiniz an (ki bu pandemiyle yeniden moda olan stoacı felsefenin de temelidir: değiştiremeyeceğin şeyi kabullen), beyniniz çözüm odaklı yeni yollar inşa etmeye başlar.
4. batık maliyet safsatasıyla vedalaşmak (bkz: sunk cost fallacy)
sırf "çok emek verdim", "çok zaman harcadım" diye mutsuz bir ilişkiyi, verimsiz bir işi veya size zarar veren bir alışkanlığı sürdürmek, ufku daraltan en büyük takozdur. iktisat ve psikolojide buna sunk cost fallacy denir. giden gitmiştir. geçmişe yaptığınız yatırım, geleceğinizi ipotek altına almamalı. zararın neresinden dönersen kârdır mantığı, basit bir atasözü değil, rasyonel bir hayatta kalma stratejisidir. yükleri attığınızda balon yükselir.
5. dopamin detoksu ve can sıkıntısı (bkz: default mode network)
sürekli telefona bakmak, sürekli müzik dinlemek, sürekli bir girdi (input) almak... beyin asla boş kalmıyor. oysa yaratıcılık ve vizyon, beyin default mode network denilen ağa geçtiğinde, yani "hiçbir şeye odaklanmadığında" devreye girer. sürekli "instant gratification" (bkz: anlık haz) peşinde koşan beyin, uzun vadeli plan yapamaz, büyük resmi göremez. sıkılmaya izin vermek, telefon olmadan duvara bakabilmek, yürüyüş yapabilmek; beynin arka planda dağınık verileri birleştirip size evreka anları yaşatmasını sağlar.
6. biyolojik sisleri dağıtmak (bkz: brain fog)
olayı sadece psikolojik sanmayın. enflamasyon yaratan beslenme (şeker, işlenmiş gıda) ve hareketsizlik, brain fog denilen zihinsel sise yol açar. bağırsak-beyin aksı üzerinden, yediğiniz kötü yemek doğrudan anksiyetenizi ve karar alma mekanizmanızı bozar. aralıklı oruç (bkz: intermittent fasting) veya şekerden uzak durmak sadece kilo verdirmez; bdnf (beyin türevli nörotrofik faktör) salgısını artırarak nöroplastisiteyi hızlandırır. yani daha zeki olursunuz, olayları daha net görürsünüz.
özetle; ufku iki katına çıkarmak için yeni bir kitaba veya kursa ihtiyacınız olmayabilir. önce el frenini indirmek, bagajdaki gereksiz yükleri (elalem ne der, mimetik arzular, dopamin bağımlılığı, kötü beslenme) atmak gerekir. araba zaten gitmek istiyor, siz sadece önünden çekilin.