Frankestein'ın 1818 ile 1831 Yılında Yazılan İki Versiyonu Arasındaki Farklar Nedir?

Yazar Mary Shelley, aslında Frankestein'ı gözden geçirip yeniden düzenleyerek 1831'de tekrar yazmıştı. Peki aradaki farklar neydi?
Frankestein'ın 1818 ile 1831 Yılında Yazılan İki Versiyonu Arasındaki Farklar Nedir?

frankestein... romanın 1818 ile 1831 edisyonları arasındaki farklar çok önemlidir, çeşitli araştırmalara konu olmuştur, yazarın konuya yaklaşımı tamamen farklılık içermektedir. dolayısıyla her bir frankenstein uyarlaması, aslında bizzat mary shelley’nin yaptığını yapmakta, yani çeşitli yeni yorumlar getirmektedir.

frankenstein romanı söz konusu olduğunda bugün daha çok yayınevlerince 1831 basımı kullanılıyor. bu da gayet normal. yazarın olgunlaştırdığı anlatımı daha önceliklidir. ama 1818’in başında, yirmi yaşındayken yayımladığı edisyonda gençlik ateşinin de etkisiyle daha filtresiz bir anlatımı vardır.

ayrıca bu edisyonda eşi percy shelley’nin etkisinin daha çok olduğu söylenir. percy bir romantik dönem edebiyatçısı olmasının yanı sıra çok radikal bir ateisttir, mary ise zaten babası william godwin nedeniyle benzer bir ortamda yetişmiştir; ilk edisyonda romantizm ile bireycilik etkisinin daha yoğun olmasının ve ahlaki sorgulamaların daha az olmasının sebebi muhtemelen budur. 1831 edisyonu ise percy’nin ölümünden yıllar sonra yayımlanıyor. bu süreçte mary biraz daha muhafazakarlaşıyor ve deizme kayıyor, tanrı’yı olmasa bile tanrısallığı dikkate alıyor, ahlakı bu üstün metafizik güç ile temellendiriyor. dikkat ederseniz bu zaten bizim bildiğimiz frankenstein versiyonunun ana fikirlerinden biri.

genellikle dönemin kadınlara bakışı nedeniyle mary’nin eserinin percy’ye atfedildiği, yazar olarak onun isminin kullanıldığı söylenir ama bu doğru değil; yani percy shelley’nin yazar olduğu bilgisi doğru değil. 1818 baskısında yazar ismi yer almıyordu. ancak ön söz percy tarafından kaleme alındığı için böyle yanlış bir algı oluşmuş. mary’nin ismi ise hemen sonraki basımlarda kullanılıyor zaten (1821 fransızca basım ve 1823 ingilizce basım). ayrıca eserin ilk edisyonuna percy’nin kalemi dokunmuş mudur bilinmez ama bahsettiğim üzere, düşünsel etkisi yadsınamaz.

tabii percy’nin metne müdahalesi olmuşsa bile 1831 basımında eser mary shelley tarafından büyük oranda baştan yazıldığı için çok da önemli değil. üstelik bu edisyon shelley’nin içine oldukça sinmiş olacak ki vefatına kadar geçen yirmi yılda yeni bir edisyon hazırlamamış. yapılan değişikliklerin detaylarına geçmeden önce yaş meselesinin altını tekrar çizmek istiyorum. her ne kadar eserin ilk edisyonu da hayal edilemeyecek ölçüde takdire şayan olsa da biz otuzlu yaşlardaki shelley’nin yazdığı frankenstein’ı biliyoruz daha çok; yirmisine bile basmamış olan mary’nin yazdığını değil. ayrıca yine dediğim gibi, ilk edisyonda percy’nin katkısının düzeyinden emin değiliz. ilk edisyonu daha dikkate değer bulan akademisyenler de vardır ama baştan sona mary’nin kaleminden çıktığından emin olduğumuz versiyon 1831 edisyonudur.

Mary Shelley

şimdi 1818 ile 1831 edisyonları arasındaki farkları beş maddede özetlemeye çalışacağım

ama öncesinde romanın aslında üç farklı edisyonunun olduğunun bilinmesi gerek. ilki percy shelley’nin editoryal müdahaleleriyle hazırlanan edisyon. bu basım 1818’de isimsiz olarak basılıyor ve toplamda üç ciltten oluşuyor. percy’nin ölümünün ardından, 1823’te ise mary’nin babası william godwin’in hazırladığı ikinci bir edisyon var. bu edisyon iki ciltten oluşuyor ve yazar olarak mary’nin ismini içeren ilk basım oluyor. godwin’in esere yaptığı müdahaleler redaksiyon düzeyinde. toplamda 114 değişiklik yapıyor ama bunlar bazı sözcüklerde ve noktalamalarda yapılan düzeltiler sadece. söz konusu her iki edisyon da 23 bölümden oluşuyor ve milton’ın paradise lost’undan bir alıntı ile başlıyor. son edisyon olan 1831 basımında ise mary shelley dümene geçiyor ve romanı tek ciltte topluyor, birçok pasajı yeniden yazıyor, çıkarıyor ya da ekliyor. mary’nin üzerinde çalıştığı edisyon 1818 edisyonu değil bu arada. babasının hazırladığı 1823 edisyonunu kullanıyor; paradise lost alıntısını çıkarıyor, ilk bölümü ikiye ayırarak bölüm sayısını 24 yapıyor.

evet, şimdi örneklere geçebiliriz

1) ön sözler

ilk edisyonda sadece percy shelley’nin, eserin edebi ve felsefi önemine değindiği bir ön söz bulunur. 1831 edisyonunda ise mary shelley’nin yazdığı; o dönem yaşadıklarını, eserin nasıl ortaya çıktığını, gördüğü kâbusu, yaptığı değişiklikleri anlattığı meşhur ön söz/giriş bölümü eklenir. bu ön sözde mary shelley çok büyük değişiklikler yapmadığını iddia eder ama bütün edebiyat araştırmacılarının da hemfikir olduğu üzere mary hanım yalan söylemektedir.

2) aile bağları

mary shelley’nin annesi lohusa döneminde vefat etmişti; dolayısıyla annesi mary wollstonecraft’ı ancak eserleri aracılığıyla tanıdı. annesi de babası da çağının tanınmış düşünürleriydi ve nispeten açık ilişki yaşıyorlardı. protofeminist düşünceler, özgürllükçü yaşam anlayışı, kadın-erkek eşitliği mary için hiç yabancı değildi. buna karşın ailevi bağlar daha ikincil plandaydı. ancak zaman içinde hem çocuklarını hem eşini kaybediyor ve tek bir oğluyla yalnız kalıyor. bu noktada belki aile olmaya duyduğu özlem, belki de toplumsal saygınlığını koruma düşüncesi nedeniyle 1831 edisyonunda aile bağlarını daha detaylı anlatıyor.

örnek 1 >

1818: when my father became a husband and a parent, he found his time so occupied by the duties of his new situation, that he relinquished many of his public employments, and devoted himself to the education of his children.

1831: there was a considerable difference between the ages of my parents, but this circumstance seemed to unite them only closer in bonds of devoted affection. (...) there was a show of gratitude and worship in his attachment to my mother, differing wholly from the doating fondness of age, for it was inspired by reverence for her virtues, and a desire to be the means of, in some degree, recompensing her for the sorrows she had endured, but which gave inexpressible grace to his behaviour to her. everything was made to yield to her wishes and her convenience. he strove to shelter her, as a fair exotic is sheltered by the gardener, from every rougher wind, and to surround her with all that could tend to excite pleasurable emotion in her soft and benevolent mind.

örnek 2 >

1818: no creature could have more tender parents than mine. my improvement and health were their constant care, especially as ı remained for several years their only child.

1831: ı remained for several years their only child. much as they were attached to each other, they seemed to draw inexhaustible stores of affection from a very mine of love to bestow them upon me. my mother’s tender caresses, and my father’s smile of benevolent pleasure while regarding me, are my first recollections. ı was their plaything and their idol, and something better—their child, the innocent and helpless creature bestowed on them by heaven, whom to bring up to good, and whose future lot it was in their hands to direct to happiness or misery, according as they fulfilled their duties towards me. with this deep consciousness of what they owed towards the being to which they had given life, added to the active spirit of tenderness that animated both, it may be imagined that while during every hour of my infant life ı received a lesson of patience, of charity, and of self-control, ı was so guided by a silken cord that all seemed but one train of enjoyment to me.

görülebileceği üzere ilk edisyonda aile içindeki sevgi bağları daha üstünkörü geçilmişken son edisyonda eşlerin birbirine ve çocuklarına duydukları sevgi detaylandırılmış. elbette bu sevgi betimlemeleri, romanın devamındaki victor ile yaratık arasındaki nefret ilişkisiyle de tezat oluşturuyor.

3) elizabeth’in akrabalık bağı

bu mesele romanın en meşhur değişikliğidir. önce her iki versiyona da bakalım.

1818: my father had a sister, whom he tenderly loved, and who had married early in life an ıtalian gentleman. (...) about the time ı mentioned she died; and a few months afterwards he received a letter from her husband, acquainting him with his intention of marrying an ıtalian lady, and requesting my father to take charge of the infant elizabeth, the only child of his deceased sister. “ıt is my wish,” he said, “that you should consider her as your own daughter, and educate her thus. her mother’s fortune is secured to her, the documents of which ı will commit to your keeping. reflect upon this proposition; and decide whether you would prefer educating your niece yourself to her being brought up by a stepmother.”
1831: their benevolent disposition often made them enter the cottages of the poor. (...) she found a peasant and his wife, hard working, bent down by care and labour, distributing a scanty meal to five hungry babes. among these there was one which attracted my mother far above all the rest. (...) [my mother and father] were fond of the sweet orphan. her presence had seemed a blessing to them; but it would be unfair to her to keep her in poverty and want, when providence afforded her such powerful protection. they consulted their village priest, and the result was that elizabeth lavenza became the inmate of my parents’ house—my more than sister—the beautiful and adored companion of all my occupations and my pleasures.

buradan da görülebileceği üzere ilk edisyonda elizabeth, victor frankenstein’ın halasının kızı. ayrıca frankenstein ailesi tarafından yönetilecek büyük bir servetin de sahibi. son edisyonda bu akrabalık bağı kaldırılıyor ve fakir bir kıza kol kanat geren frankensteinlar ön plana çıkarılıyor.

aslında o dönem kuzen evliliği çok nadir bir şey değil ama godwin ve shelley aileleri evlilik konusunda biraz sıkıntılılar. o yüzden mary shelley muhtemelen elizabeth ile victor arasındaki ilişkiyi en makul ve aileyi yüceltecek biçimde revize etmek istedi. neticede feminist annesi ile anarşist babası evliliğe karşıydı ve annesi kendisine hamile kalınca doğacak mary’nin yasal hakları için evlendiler. zaten mary ile percy ilişkisi de skandallar üzerine kuruluydu. percy evliydi ve mary’yle yurt dışına kaçtılar. bu rezillik baba william’ı da küplere bindirdi ve “tamam anarşistiz ama o kadar da değil” diyerek mary’yi reddetme noktasına geldi. iki yıl sonrasında, 1816’da percy’nin resmiyetteki karısı başka birinden hamile kaldı ve intihar etti, gölde boğularak öldü. böylece evlilik ilişkisi sona eren percy ile sevgilisi mary, kadının daha kırkı çıkmadan evlendi. evlilik gerçekleşince mary ile babasının arası da düzeldi. ama burada bir “kaadeeeree baakkk!” geliyor: percy de daha otuzuna gelmeden, 1822’de bir tekne kazası sonucu yine boğularak ölüyor; ve yine benzer şekilde, cesedi günler sonra bulunuyor.

4) özgür irade yerine kadercilik

bu aslında metnin geneline yayılmış değişiklikler silsilesinden oluşuyor. ilk edisyonda victor’ın eylemleri bilinçli seçimlere dayanıyor. ama 1831 edisyonunda araya sürekli yazgıdır, mucizedir, şanstır, rastlantıdır vs. sokuşturuluyor ve victor kaderin kurbanı haline getiriliyor.

örnek 1 >

1818: the lecture, being therefore one of the last, was entirely incomprehensible to me. the professor discoursed with the greatest fluency of potassium and boron, of sulphates and oxyds, terms to which ı could affix no idea; and ı became disgusted with the science of natural philosophy, although ı still read pliny and buffon with delight, authors, in my estimation, of nearly equal interest and utility.

1831: by one of those caprices of the mind, which we are perhaps most subject to in early youth, ı at once gave up my former occupations; set down natural history and all its progeny as a deformed and abortive creation; and entertained the greatest disdain for a would-be science, which could never even step within the threshold of real knowledge. (...) when ı look back, it seems to me as if this almost miraculous change of inclination and will was the immediate suggestion of the guardian angel of my life—the last effort made by the spirit of preservation to avert the storm that was even then hanging in the stars, and ready to envelope me. (...) destiny was too potent, and her immutable laws had decreed my utter and terrible destruction.

burada da görülebileceği üzere; victor’ın derslere yönelik hisleri ve düşünceleri artık kendi iradesine bağlanmıyor, kaderin bir oyunu olarak tasvir ediliyor.

örnek 2 >

1818: the next morning ı delivered my letters of introduction, and paid a visit to some of the principal professors, and among others to m. krempe, professor of natural philosophy.

1831: the next morning ı delivered my letters of introduction and paid a visit to some of the principal professors. chance—or rather the evil influence, the angel of destruction, which asserted omnipotent sway over me from the moment ı turned my reluctant steps from my father’s door—led me first to m. krempe, professor of natural philosophy.

1831 edisyonundan anlaşılabileceği üzere, krempe’yi ziyaret etmesi için victor’ı şeytan dürtmüş meğer.

örnek 3 >

1818: ı departed highly pleased with the professor and his lecture, and paid him a visit the same evening. his manners in private were even more mild and attractive than in public; for there was a certain dignity in his mien during his lecture, which in his own house was replaced by the greatest affability and kindness.

1831: such were the professor’s words—rather let me say such the words of fate, enounced to destroy me. as he went on, ı felt as if my soul were grappling with a palpable enemy; one by one the various keys were touched which formed the mechanism of my being: chord after chord was sounded, and soon my mind was filled with one thought, one conception, one purpose. so much has been done, exclaimed the soul of frankenstein—more, far more, will ı achieve: treading in the steps already marked, ı will pioneer a new way, explore unknown powers, and unfold to the world the deepest mysteries of creation.

yine benzer şekilde; victor’ın yapacak bir şeyi yokmuş, yazgısı konuşuyormuş, profesör değil. ruhunun ele geçirilmesine karşı koyamamış.

5) kadınlık ve erkeklik temsilleri

kısaca değinmek gerekirse, dönemin beklentilerine göre kadın ve erkek rolleri de baştan yazılıyor. elizabeth ilk edisyonda daha aktif, söz hakkı olan, eleştiriler yapan bir karakterken son edisyonda tamamen budanıyor ve pasifize ediliyor. victor’ın annesi caroline ise tam bir şefkat timsali olarak resmediliyor. ilk edisyonda bilmeden elizabeth’ten hastalık kaparak ölüyorken 1831 basımında ölümü göze alarak elizabeth’in odasına girip çıkıyor. ayrıca yine son edisyonda baba frankenstein da hayatını eşine ve çocuklarına vakfetmiş durumda. kaptan walton insanların yaşamını umursamayan bir karakterden tayfalara hak veren bir sorumluluk bilincine, victor’ın arkadaşı henry ise babasının gölgesinden sıyrılmaya çalışan bir atılganlığa kavuşuyor.


Sonuç

görülebileceği üzere 1831 edisyonu büyük oranda baştan yazılmış ve çok önemli tematik değişiklikler yapılmış. dolayısıyla iki farklı mary shelley frankenstein’ından bahsetmek mümkün; artık hangisini seçerseniz. ama 1831 edisyonunun sosyo-politik olarak daha muhafazakar, edebi olarak ise daha güçlü bir metin olduğu da ortada.