Frankestein Hikayesinin Vermek İstediği Asıl Mesaj Nedir?
frankestein... mary shelley'nin annelik deneyimi, doğum sonrası depresyonu, bebeğini kaybetmesinin yası hikâyenin özüne işlemiş. ölüm ve doğum shelley için birbirini çağrıştıran iki kavram çünkü.
annesi onu doğururken ölmüş. bir de shelley 17 yaşındayken prematüre bir kız çocuğu doğurmuş, bebek birkaç gün sonra ölmüş. bebek öldükten sonra ağır bir depresyona girmiş ve ölü bebeğin görüntüsü aklına kazınmış.
günlüğüne şöyle yazmış: evde öylece oturup ölü bebeğimi düşünüyorum. okuyup düşüncelerimi dağıtmadığım her an aynı noktaya geliyorum: daha önce anneydim ve şimdi anne değilim.
bebeğin ölümünün 1. yıldönümünde de günlüğe şunu yazmış: "rüyamda bebeğimin hayata döndüğünü gördüm. aslında ölmemişti, sadece donmuştu, onu ısıttık, ovaladık ve yaşadı. uyandığımda bebek yoktu. tüm gün onu düşündüm."
1831'de frankenstein hakkında şöyle yazmış:
"gözlerim kapalıyken keskin görüşle bir rüya gördüm. solgun bir sihirbaz birleştirdiği bir şeylere doğru eğiliyordu. çirkin bir hortlak-adamdı bu. güçlü bir motor çalıştı ve hortlak canlandı. "
shelley bebeğin mezardan çıkıp ona musallat olmasından da korkuyordu. frankenstein gibi isimsiz ve yaşamaması gereken yaratık vardı kafasında.
shelley küçük yaşta annelik kimliği altında ezilmişti. annesi öldükten sonra babasının babalık kimliği altında ve victor frankenstein'ın da "babalık-yaratıcılık" kimliği altında ezilmesi gibi.
yaratık; terk edilmiş masum bir çocuğun ve ölüm korkusunun birleşimi. mezardan çıkıp shelley'e musallat olabilecek çirkin şeyin temsili.
william'ın ölümüne karşı victor'ın suçluluğu, sorumluluğu ve shelley'nin bebeğin ölümü karşısında hissettikleri... yaratık victor'u, ölüm ve suçluluk shelley'i takip ediyor.
victor yaratığı yaparken shelley gibi çok genç ama filmlerde yaşlı gösterilmiş. yani aslında victor'da deneyim, hayat olgunluğu, bilgelik yok.
hikâyenin dokusundaki annelik, kadınlık, şefkat, doğurmak ve ölüm korkusunun birleşmesi gibi kadınsal ögeleri erkekliğe dair üretim, başarı, elde etme gibi ögelerin yorumla öne çıkarılmasıyla erimiş gitmiş. uyarlamalarda bu özü kaybetmişler.
vajina kıskançlığından belki :))
bunun dışında shelley de hikâyeyi victor ile anlatmayı seçmiş. günümüzde seks robotları ve yapay rahimle nasıl kadın "üreme işi" sürecinden ve "işe yaradığı tek şeyden" dışlanıyorsa victor da o dönemde "bilimle" yaratık üretiyor. burada erkek "koca olma" rolünden çıkıyor ama yaratıcı da olamıyor çünkü iş yaratmakla bitmiyor. baba olması gerek. anneyi süreçten dışlayınca kadının işi bitmiyor. erkek üremeyi kontrol etme sanrısı içinde ama kadının üremede tek işlevi rahim olmak değil. anne gerekiyor. erkek kadını üremeden çıkarınca tanrısallaşacağını sandı ama bu yolla piçleşmiş kayıp yaratıklar oluşacak. ve erkek de babalıktan tek başına yetersiz olacağı için kaçacak. victor bu yüzden kaçıyor.
ibrahimi dinlerde babalık önde ama ateizm, rasyonalizm, aydınlanma da büyük oranda maskülenite içeriyor ve çok katı. rasyonalizm: erkeğin üretimde kendini yüceltip tanrısallığa ulaşma isteği. shelley'nin babası ve kocası katı rasyonel ve ateist. shelley bu katılığı görüyor, onların dünyasında etik, ahlak, şefkat yani anneliği ve feminenliği çağrıştıran kavramlar geride.
victor bu katı bilimcilikle tanrısal bir şekilde adem yaratmak isterken paradise lost'taki düşmüş melek, yaratık, ucube oluşuyor. büyük, güçlü, dayanıklı ama şeytani. adem-tanrı besleyici merhamet ilişkisi yerine victor'ın korkup kaçtığı bir şeytan oluşuyor. tanrısallık hak getire! insan, kendini tanrı sanan cüret ile robot yapacak ama o robot bilinç kazansa da adem değil şeytan olacak.
frankie de diyor ki "adem olamadım şeytan oldum. adem tamdı, mutluydu, seviliyordu, korunuyordu. bense lanetli, çaresiz ve yalnızım."
victor haddi aşan bir tanrı kompleksindeydi. zayıflığı kibir ve hırstı. başka eksiği yoktu, ailesi iyiydi. ihmal edilmemişti.
20 yaşındaki toy victor kendini tanrı sandı ama ademdi! kaçarken o suçluluğu cennetten kovulan adem gibi. o yardım isteyişi... "zekamın hakkını vermeliyim diye düşündüm ama yanıldım. sonucu düşünmeden iş yaptım sorumluluğun yükü beni öldürdü. archangel lucifer oldum ve düştüm. olduğum yerden yaratmakla yükselecektim ama yaratmakla düştüm."
son sözde şöyle deniyor videoda
anneye, matriyarkaya kulak verin. yapay zekayla falan kendini tanrı sanan salak erkekler. musk da kadınları döl makinesi yapıp bırakıyor: of güçlü seksi zeki erkek! ve evet, harika bir baba sanıyor kendini. çocukları ise nefret ediyor ondan.
jude doyle, dead blondes and dead mothers:
frankenştayn patriyarkanın bozukluğunu anlatır. şiddetin, bilimin, araçların, kuralların getirebileceği yıkımı gösterir.
anneler doğum yapmanın korkunçluğunu iyi bilir, "dünyaya yıkım mı getirdim acaba" sorusunu içselleştirirler. patriyarkanın kurucu mitlerinde ise erkek dünyadaki ölü organik maddeye iradesini empoze eder ve düzen-güvenlik-medeniyet inşa eder! sonucu sorgulamak yoktur.
final notu
frankestein'ı ilk okuduğumda science kısmını zayıf bulmuş ve temelinde başka şeyler olduğunu hissetmiştim. çok şükür biri irdelemiş, yıllar sonra! hikâyenin yazarı kadın olduğu hâlde feminen özü yüzyıllardır göz ardı ediliyor. yukarıdaki bu yazı, bu videonun yazıya dökülmüş halidir: