Cesedi 22 Yıl Sonra Google Earth Sayesinde Bulunan William Moldt'un Garip Hikayesi
7 kasım 1997 gecesi william moldt, wellington’da bir barda son yudumunu aldıktan sonra sessizce ayağa kalktı. saat 21.30’da kız arkadaşını aramış, “birazdan evdeyim,” demişti. insan hayatındaki en trajik anların çoğu gibi, o anda kimse bunun son konuşmaları olduğunu bilmiyordu. saat gece 11’e yaklaşırken beyaz sedanına bindi. motor çalıştı. sonra william moldt, florida gecesinin içinde kayboldu. bir daha da geri dönmedi.
ilk günler herkes bunun geçici olduğuna inanmıştı. polis yolları taradı, hastaneleri kontrol etti, göllere baktı, tanıdıklara sorular sordu. ama hiçbir iz yoktu. sanki adam gerçekten dünyanın yüzeyinden silinmişti. günler haftalara, haftalar yıllara dönüştü. dosya zamanla “çözülemeyen kayıp vakalar” arasındaki yerini aldı.
hayat devam etti. evler satıldı. mahalle değişti. çocuklar büyüdü. insanlar william moldt’un adını unutmaya başladı...
2019 yazında, wellington’da daha önce yaşamış bir adam can sıkıntısıyla eski mahallesine google earth üzerinden bakıyordu. tanıdık sokakların üzerinden dijital olarak geçerken gözleri mahalledeki göletin kıyısında takılı kaldı. suyun altında belli belirsiz bir şekil vardı.
bir araba. önce göz yanılması sandı. sonra biraz daha yakınlaştırdı. gerçekten bir arabaya benziyordu.
durumu şimdi göletin hemen yanındaki evde dokuz yıldır oturan barry fay isimli adama bildirdi. barry ertesi gün drone’unu göletin üzerine uçurdu. kamera suyun üzerinde ağır ağır ilerlerken bulanık siluet giderek netleşti. beyaz bir sedan, nerdeyse göletin kıyısında bir hayalet gibi duruyordu.
barry önce bunun hurdaya dönmüş eski bir araç olduğunu düşündü ve polisi aradı. araç vinçle sudan çıkarıldığında metal gövde çürümüş yosunlarla kaplıydı. kapılar açıldığında içeride kemik kalıntıları bulundu. bir hafta sonra kimlik tespiti yapıldı.
william moldt bulunmuştu. tam yirmi iki yıl sonra.
en korkutucu gerçek ise bundan sonra ortaya çıktı: araba aslında 2007’den beri google earth görüntülerinde görünüyordu (üstelik kıyıya çokta yakında ve çıplak gözle de görülür haldeydi). yani william, on iki yıl boyunca milyonlarca insanın erişebileceği bir görüntünün içinde sessizce beklemişti. insanlar o göletin üzerinden defalarca geçmiş, ekranı kaydırmış, yakınlaştırmış, uzaklaştırmıştı.
ama kimse görmemişti.
belki de hayat böyleydi. bazı insanlar gözümüzün önünde kayboluyordu.
polis, moldt’un gece karanlığında direksiyon hakimiyetini kaybedip gölete uçtuğunu düşündü. kesin olarak ne yaşandığını artık kimse bilemeyecekti. o gece radyoda hangi şarkının çaldığını, william’ın son düşündüğü şeyi, yardım istemeye çalışıp çalışmadığını... su hepsini yutmuştu. geriye yalnızca sessizlik kalmıştı.
ama yine de, yirmi iki yıl sonra gelen o keşif, acının içinde garip bir huzur taşıyordu. çünkü bazı kayıplar bulunamaz; bazı hikâyeler sonsuza kadar yarım kalır. william moldt’un hikâyesi ise sonunda tamamlanmıştı.
bir adam, bir gölet ve yıllarca kimsenin fark etmediği bir görüntü... bazen bir insanı bulmak için tüm dünyanın değil, sadece dikkatle bakan tek bir çift gözün yeterli olduğu ortaya çıkıyordu.