BASKETBOL 25 Mart 2026
257 OKUNMA     13 PAYLAŞIM

NBA'in En İkonik Oyuncularından Allen Iverson'ın Film Gibi Geçen Kariyer Özeti

NBA Finalleri'nden Beşiktaş'a, bir dönemin tartışmasız idolü Iverson'ın hayat hikayesi.

iverson, çok sevdiğim çok özel bir basketbolcu. gerçekten tarz bir adam. nba tarihindeki en "ikonik" oyunculardan olduğu kuşkusuz. zorlu hayat hikayesiyle şekillenen karakteri ve oyunu izleyen herkeste ilham yaratıyor. bi kere 1.83 boyundaki bir adamın nba gibi bir ligi domine edebilmesi, bunu günümüze göre çok daha sert oynanan 90'lar sonu 2000'ler başı dönemde yapması inanılmaz bir ilham kaynağı zaten.

allen iverson, 7 haziran 1975 yılında virginia eyaletinin hampton şehrinde dünyaya gelmiş

annesi ann iverson, allen doğduğunda henüz 15 yaşındaymış. babasının onları terk etmesi üzerine annesi allen'ı büyük maddi imkansızlıklar içinde tek başına büyütmüş. hampton'ın gettolarında küçücük yaşında oğluyla hayat mücadelesi veren annesi, büyük ihtimalle allen'ın en büyük ilham kaynağıydı. küçük yaşlardan itibaren spora meyilli olan iverson, liseye giderken hem basketbol hem de amerikan futbolu takımındaydı ve ikisinde de çok yetenekliydi. ilgilenenler amerikan futbolu oynadığı videoları youtube'da bulabilir.

14 şubat 1993 yılında, sevgililer gününde memleketi hampton'da arkadaşlarıyla gittiği bir bowling salonunda büyük bir kavgaya karıştı

kavga sırasında bir kadına sandalyeyle vurduğu iddia edildi ve reşit olmamasına rağmen yetişkin kabul edilerek yargılandı. 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı fakat daha sonradan cezası 5 yıla düşürüldü. iverson hapse girdi fakat kamera kayıtlarında işlediği suça dair bir delil bulunamamıştı. virginia eyalet valisi douglas wilder'ın desteği ve kendisine destek olmak üzere oluşturulan kamuoyu baskısı sayesinde 4 ay hapis yattıktan sonra şartlı tahliye oldu. douglas wilder, olayın ırkçılıkla alakalı olduğunu ve adaletsiz bir karar olduğunu söylüyordu. kendisi aynı zamanda amerika birleşik devletleri tarihindeki ilk siyahi valiydi. iverson şartlı tahliye olduktan sonra 1995 yılında virginia temyiz mahkemesi, delil yetersizliği nedeniyle kararı tamamen bozdu.

bu olaylar üzerine liseyi bitiren iverson için ülkedeki hemen hemen bütün kolejler kapısını kapatmıştı

annesi ann, oğlu için yine devreye girerek georgetown university'nin efsane basketbol koçu john thompson'a ricada bulundu ve oğluna bir şans vermesini istedi. thompson, ncaa (kolej basketbol ligi) tarihinde şampiyonluk yaşamış ilk siyahi basketbol koçuydu, 1984 yılında bunu başarmıştı ve uzun yıllardır okulun basketbol takımının başındaydı. kendisi iki yüzük sahibi eski bir basketbol oyuncusuydu, 1965 ve 66 yıllarında boston celtics'in efsane pivotu bill russell'ın yedeği olarak bu başarıları yaşamıştı. georgetown'da geçirdiği sürede alonzo mourning, dikembe mutombo, patrick ewing gibi efsane uzunlar yetiştirmişti, 84 yılındaki şampiyonluğu da ewing önderliğinde kazanmıştı. (bir önceki senenin ncaa şampiyonu da michael jordan önderliğindeki north carolina takımıydı bu arada.) thompson hoca, iverson'ın yeteneğini gördü ve annesinin ricasını kırmayarak onu georgetown'a kabul etti. iverson yıllar sonra, hall of fame konuşmasında ondan "hayatımı kurtardı" diyerek bahsedecekti.


iverson, georgetown'da iki sezon kolej liginde oynadı ve muhteşem bir performans gösterdi

23 sayı ortalama tutturarak okul rekoru kırdı. her iki sezonunda da big east konferansında "yılın savunma oyuncusu" seçildi. sadece skorer değil, agresif savunma yapan bir kısa olarak dikkat çekti. bu iki muhteşem sezonun ardından efsanevi 1996 nba draft'ına katıldı. kobe bryant, steve nash, ray allen gibi efsanelerin arasından 1. sırada seçildi ve 21 yaşında philadelphia 76ers formasıyla profesyonel kariyerine adım attı. kolejde kazandığı ivmeyi hiç bozmadan çaylak sezonuna da bomba gibi girdi ve 23,5 sayı ortalaması tutturarak ilk sezonu olan 96/97 sezonunda "rookie of the year" (yılın çaylağı) ödülünü kazandı. ilerleyen yıllarda, işçi şehri olarak bilinen philadelphia'da dövmeleri, kolluğu, örgülü saçları, takıları ve "gangstervari" edalarıyla büyük bir ikon haline geldi. ligdeki üçüncü sezonu olan 98/99 sezonunda 26,8 sayı ortalaması tutturup kariyerindeki ilk sayı krallığını yaşadı. (bu sezon lokavt nedeniyle kısaltılmıştı.)

milenyum'a girdikten sonra, 00/01 sezonunda iverson kariyer zirvesini yaşadı ve adeta peri masalı yazdı

kendisi ve dikembe mutombo haricinde oldukça sönük bir takımları vardı. aynı sezon "yılın en iyi 6. adamı" seçilen aaron mckie'yi de analım hadi, ama asla üst seviye bir oyuncu değildi. dönemin sixers koçu larry brown, elindeki hücum gücü düşük ve gösterişsiz kadrodan muhteşem bir savunma takımı yarattı. iverson da bu takımın sayı yükünü tek başına sırtladı. 31,1 sayı ortalaması tutturarak ikinci kez sayı kralı oldu. yetmedi 2,5 top çalma ortalaması tutturarak o sezonun top çalma kralı da oldu. maç başına 42 dakika süre alarak bu alanda da lig lideri oldu. aynı sezon ortasında all star mvp'si oldu. gösterişsiz sixers takımıyla 56-26'lık derece tutturup takımı doğu konferansının 1.si yaptı. bu muhteşem eforu ve başarısı üstüne tabii ki de o yılın mvp'si seçildi ve playoff'ların yolunu tuttu.

iverson, manyak gibi oynadığı normal sezonun ardından playoff'larda da asla durmadı hatta vites arttırdı

resmen 6. vitesi icat etti. 22 maç oynadı, 32,9 sayı ortalaması tutturdu, maç başına 2,4 top çaldı ve toplamda 723 sayı atarak playoff'larda da sayı kralı oldu. playoff'larda ilk tur indiana pacers'la oynadılar ve 3-1'le geçtiler. iverson pacers'a karşı 31.5 sayı ortalaması tutturdu. devamında toronto raptors'la tam anlamıyla efsanevi bir konferans yarı finali oynadılar. iverson ve vince carter arasında inanılmaz bir düello yaşandı. ilk maçı toronto kazandı, ikinci maç iverson adeta çileden çıktı ve tam 54 sayı atarak seriye beraberlik getirdi. üçüncü maç ise carter çileden çıktı, tam 50 sayı atarak kulüp rekoru kırdı ve toronto'yu seride 2-1 öne geçirdi. sixers dördüncü maçı sert savunmayla geçti (iverson yine 30 sayı sıkıştırmış tabii araya) ve seriye tekrar beraberlik geldi. beşinci maç, iverson yine sayı olup yağdı, tam 52 sayı atarak seride ilk kez philly'i öne geçirdi. fakat toronto da vazgeçmedi. altıncı maçı alarak durumu 3-3 yaptı ve seriyi final maçına taşıdı. son maç iki takım da sağlam savunma yaptı, iverson 21 sayıda kaldı fakat 16 asist yaparak bu alanda playoff'lardaki kişisel rekorunu kırdı. vince carter'ın son topu kaçırmasıyla sixers, 88-87 maçı alıp konferans finaline çıktı. konferans finallerinde karşılarına ray allen'lı milwaukee bucks çıktı. sixers yine uzatmalı bir seri oynadı, seri yine son maça kaldı ve iverson son maçta 44 sayı atarak sixers'ı 1983 yılından sonra, tam 18 yıl sonra ilk kez nba finallerine taşıdı.

o takımla nba finalleri'ne çıkmaları bile inanılmaz bir başarıydı

finaldeki rakipleri, kobe bryant - shaquille o'neal ikilisinin uçurduğu, efsane koç phill jackson'ın los angeles lakers takımıydı. iverson sezon boyu en çok oynayan oyuncu olarak, playoff'larda da en uzun süre alan oyuncuydu ve iki adet 7 maçlık çok yorucu seri oynayarak finale gelmişti. fakat yine durmadı! serinin ilk maçında lakers'a deplasmanda, staples center'da tam 48 sayı atarak soğuk duş yaşattı. maçın sonlarında lakers oyuncusu tyronn lue'ya yaptığı hareketle aklını alarak onu yere düşürdü, üstüne şutunu soktu ve önünde yerde yatan lue'nun üstünden adım atarak nba tarihinin en ikonik karelerinden birini ortaya çıkardı. bu hareket stepover olarak geçer ve gerçekten inanılmaz karizmatik bir olaydır. hatta lakers koçu phill jackson'ın o an verdiği tepki de görülmeye değerdir. olay hemen jackson'ın önünde yaşanıyor, başta iverson'ı yaptığı inanılmaz hareketten ve attığı sayıdan dolayı tebrik edecek gibi olurken stepover'ı görünce arkasından gergin gergin laflar söylüyor :))

Mevzubahis sahne


sixers, finallere 1-0 önde başladı fakat devamında nefesleri tükendi

zaten lakers'a karşı bir maç kazanma ihtimalleri bile çok düşüktü, iverson bunu 48 sayıyla başarsa da devamında 4 maç üst üste kaybederek 4-1'le ikinci oldular. iverson ikinci maç 23 sayıda kaldı fakat son üç maç sırasıyla 35, 35, 37 sayı atarak yine harika oynadı. her açıdan kariyerinin en büyük zirvesi buydu. bu sezonda yazdığı peri masalından sonra ne yazık ki bir daha takımıyla buraları hiç göremedi. bireysel olarak ligin en iyi oyuncularından biri olmaya devam etti. bir sonraki 01/02 sezonunda 31,4 sayı ortalama tutturdu ve üçüncü kez sayı kralı oldu. üstüne ortalama 2,8 top çalarak yine top çalma kralı oldu. devamındaki 02/03 sezonunda 2.7 top çalma ortalaması tutturarak yine top çalma kralı oldu. 27,6 da sayı ortalaması tutturdu. 03/04 sezonunu 26,4 ortalamayla geçirdi. 04/05 sezonunda tekrar zirveye çıktı ve 30,7 ortalama tutturup dördüncü ve son kez sayı kralı oldu. 05/06 sezonu bireysel olarak en yüksek ortalama tutturduğu sezondu. maç başına tam 33 sayı ortalama tutturdu fakat o sezon sayı krallığını bir diğer efsane kobe bryant kazandı. iverson sixers'da ilk döneminde tam 10 sezon oynadı ve hiç kötü sezon geçirmedi. her daim ligin bireysel anlamda en iyi oyuncularından biri oldu, çeşitli ödüller kazandı. fakat sixers, bir türlü iverson'a hak ettiği kadroyu veremedi ve kendisi kariyeri boyunca hiç şampiyon olamadı. 2006 yılının aralık ayında beklenmedik bir takasla denver nuggets'a gitti. burada genç yetenek carmelo anthony ile inanılmaz bir hücum ikilisi (melo - al) oldular. denver'daki ilk tam sezonu olan 07/08 sezonunda 26,4 sayı ortalama tutturup hiç maç kaçırmadı, fakat playoff'larda ilk turdan havlu attılar.

bu sezondan sonra iverson, iyi bir sezon geçiremedi

önce detroit pistons'a takaslandı, burada yedek kalmayı, rol oyuncusu olmayı reddettiği için sorunlar yaşadı. başarısız bir dönemdi. bunun üzerine memphis grizzlies'e takaslandı. sadece 3 maç oynayıp takımdan ayrılma kararı aldı. sonrasında "yuvaya dönüş" operasyonuna girişip tekrardan philadelphia'nın yolunu tuttu fakat kısa bir süre oynadıktan sonra kızının sağlık sorunları nedeniyle basketbola ara verme kararı aldı. 08/09 ve 09/10 sezonlarını bu şekilde boş geçti. 10/11 sezonunda nba'de yine lokavt vardı ve biz türk basketbolseverler için unutulmaz bir şey yaşandı. iverson, beşiktaş cola turka'ya transfer oldu. aslında basketbol onu çoktan bırakmıştı fakat olay zaten reklam amaçlıydı. beşiktaş'ta 10 maça çıktı, pek bir şey oynamadı ve beşiktaş formasıyla basketboldan resmen emekli oldu.


emekliliğinden 5 sene sonra, 2016 yılında hall of fame'e seçilerek onurlandırıldı

sonuna kadar da hak ediyordu. uzun, samimi ve fazlasıyla duygusal bir hall of fame konuşması yaptı, ilgilenenler youtube'da bu konuşmayı bulabilir. 2023 yılında shaquille o'neal'ın başkanlığını yaptığı reebok basketbol biriminde başkan yardımcısı oldu. reebok'la 2001 yılında yaptığı ömür boyu anlaşma sonucu her yıl 800.000 dolar kazanıyormuş ve 2030 yılında (55 yaşına gelince) sahip olacağı 32 milyon dolarlık da bir güven fonu varmış.

iverson gerçekten gelmiş geçmiş en ikonik basketbolculardan biri

günümüz nba'inde herkeste gördüğümüz uzun kolluklar, saç bantları, dövmeler onunla yaygınlaştı. bu yolda zaman zaman nba yönetimi tarafından çok eleştirildi, cezalar aldı ama duruşunu ve tarzını hiç bozmadı. bir dönem çocuklara basketbolu sevdiren en büyük figürlerden biriydi. hatta iddia ediyorum, basketbol oynayan her kısa boylu insan allen iverson olmak istiyordur!! gerçekten çok sevdiğim, çok saygı duyduğum, çok başarılı bir basketbolcu. gelmiş geçmiş en iyi oyunculardan biri olmayabilir fakat bence şüphesiz en büyük yeteneklerden biri. şöyle bir 2 metre olup aynı özelliklere sahip olsa şu an başka şeyler yazıyor olabilirdik. en büyük başarıların adamı değil, ama her şeyiyle "the streets will never forget" mottosuna uyan bir adam. allen iverson, the answer.