Johannes Vermeer Resimlerini, Görüntüyü Mercekle Tuvale Düşürerek mi Yapıyordu?
vermeer... 1632-1675 yılları arasında yaşamış hollandalı ressam ve kimilerine göre mucit. barok tarzda eserler veren vermeer ünlü inci küpeli kız tablosuyla tanınması bir yana, ışığın ustası olarak da bilinir. tablolarındaki olağanüstü doğrulukta ışık kullanımı yıllarca bir bilinmez olarak kalıp tipik çok bilmiş sanat otoritelerince "tanrısal bir bilgeliğin yansıması, aşkın bir ilham"" gibi zırva laflarla değerlendirilirken, tim jenison'ın nerd iradesiyle ortaya koyduğu çalışma sonucu aslında mühendislik ürünleri olduğu yaklaşımı ağırlık kazanmıştır. o meşhur tim's vermeer belgeselini izlemek isterseniz fragmanı verelim:
gerçekten de vermeer'in tabloları resimden çok video karesine benziyor teknik olarak. bu belgesel sadece vermeer açısından değil, görme bilimi ve görsel sanatın mühendisliğini öğrenmek açısından da başucu eseri bir başyapıt.
bu arada tim jenison öyle alelade bir adam değil, bizim kuşak kendisini icat ettiği lightwave 3d ve video toaster sayesinde hemen tanımıştır. bugün multimedya ve visual effects gibi kavramlar varsa, broadcasting ve cgi gibi kavramlar bu kadar yaygınlaşıp genel kullanıma yayıldıysa baş müsebbiplerinden biri bu deha abimizdir. eski ekol mühendislerden ve yaşayan son hardcore nerdlerdendir (tıpkı steve wozniak gibi). zaten görsel teknolojilere ve işin matematiğine hakimiyeti tartışılmaz. savı da öyle boş değil, son derece doğru bir temeli olan ve farazi noktası bulunmayan bir sav ve deneylerle de doğrulanmış durumda. kısaca vermeer'in aslında aynalı bir çeşit yansıtma tekniğiyle tracing/rotoscope yaptığını, yani tuvale yansıttığı görüntünün üzerinden geçtiğini söylüyor. sunduğu kanıtlar da son derece ikna edici.
vermeer'in ışık kullanımı hakkında daha romantik yaklaşımlı bir belgesel olan vermeer master of light'ı izlemek isterseniz buyrun:
gerçi nerd'ler nerd'u tim janison abimiz "ışıkla boyayan (resmeden) deha sanatçı" geyiğine cevap olarak neden mühendislik ve bilimin romantizm ve hurafeciliğe hep üstün geleceğini şu müthiş cümleyle özetliyor: "you can't paint with the light, you have to paint with the paint" (ışıkla boyayamazsın, boyayla boyarsın). eheheh lan şu hardcore nerd'lerin umursamaz doğruculuğuna bayılıyorum yahu.
ben de böyle her şeye yetenekli insanlardan olmak isterdim, olamadım. bari mezar taşıma şunu yazsınlar; cyrano de bergerac'ti müteveffanın adı, her şey olayım derken hiçbir şey olamadı.
Son söz
evet vermeer'in camera obscura tekniği ile mercek ve ayna kullandığı söyleniyor ve bana göre yine de sanatçılığından bir şey kaybetmiyor... keramet alette olsaydı sanırım hepimiz sanatçı olurduk.
Camera obscura (latince "karanlık oda"): Dışarıdaki aydınlık bir manzaradan yansıyan ışığın, tamamen karanlık bir odanın veya kutunun duvarındaki küçük bir delikten geçerek karşı duvara ters (baş aşağı) bir görüntü yansıtması esasına dayanan optik bir düzenektir. Modern fotoğraf makinelerinin temelini oluşturur.
resimlerindeki dinginlik beni benden alıyor. geçim sıkıntısının verdiği buhrandan dolayı ölmüş olması da ayrı bir ironi. dünya böyle bir yer işte. asırlardır değişmiyor bu çelişik halleri dünyanın.