SİNEMA 1 Haziran 2026
575 OKUNMA     8 PAYLAŞIM

İnternet Fenomeni Olarak Başlayan Backrooms, Bir Hollywood Filmine Nasıl Dönüştü?

Vizyona giren bu orijinal korku filminin esaslı bir hikayesi var.

bu meseleyi biraz derleyerek anlatmaya çalışacağım. filmi izleyip de bu başlığa bakanlara yardımcı olalım biraz. bakalım 21 yaşındaki genç bir yönetmenin çektiği bu filmin arka planında ne var.

her şey 12 mayıs 2019 tarihinde 4chan adlı forum sitesinin korku bölümünde paylaşılan sarımtırak, eski halılarla kaplı, floresan lambalı boş bir oda fotoğrafıyla başladı. fotoğrafın altına yazılan kısa hikaye akımı başlattı. orijinal fotoğraf bu:


fotoğraf aslında çok basitti. duvarlarda birbirine hiç uymayan, eski ve sararmış duvar kağıtları vardı. yerde ıslak ya da nemli hissi uyandıran, lekeli, tekel halıları andıran monoton bir halı seriliydi. tavanda ise ticari ofislerde görmeye alışkın olduğumuz floresan lambalar yer alıyordu.

görselin en can alıcı noktası, aşinalık ve terk edilmişlik hissini aynı anda vermesiydi. herkes hayatında en az bir kez böyle bir devlet dairesi koridoru, hastane alt katı veya iş merkezi görmüştü ancak orada hiç insan olmaması ve mekanın nereye uzandığının belirsizliği insanlarda ilkel bir rahatsızlık uyandırdı.

bu tarz mekanlara internet estetiğinde ve görsel kültürde liminal space adı veriliyor. bu liminal mekan kavramanı açıklamak gerekir.

normalde insanlarla dolu olması beklenen ama boş olan mekânlar. fotoğrafı gece çekilmiş okul koridorları, boş alışveriş merkezleri, terk edilmiş oyun parkları gibi yerler. tanıdık ama aynı zamanda garip ve huzursuz hissettiren ortamlar. sanki bir yere aitmişsin ama tam olarak nerede olduğunu çıkaramıyormuşsun hissi veren görüntüler. bu mekanlara ve bu mekanları içeren görüntülere liminal mekan ve liminal mekan görüntüsü adı veriliyor.


the backrooms ise işte bu liminal alan konseptinin korku ve bilimkurgu estetiğine dönüştürülmüş zirve noktasıdır. internet topluluğu, liminal mekanların insanda yarattığı o tuhaf psikolojik huzursuzluğu alıp somut bir evrene dönüştürmüştür. bağlantıyı üç temel unsur kurar:

1: normalde bir ofis koridoruna işinizi halletmek için girer ve çıkarsınız. backrooms ise bu geçiş alanını sonsuzlaştırır. çıkış kapısı yoktur, varış noktası yoktur. sizi sadece "geçiş sürecinin" kendi içinde hapseder. mekan, asıl amacı olan "insana hizmet etme" özelliğini yitirdiği için tekinsizleşir. bu amacından koparılmışlıktır.

2: psikolojide, normalde kalabalık olması gereken bir yerin tamamen boş ve terk edilmiş görünmesinin yarattığı o hüzünlü ve ürpertici atmosfere kenopsia denir. backrooms’un ilk katmanı (level 0), bu hissin doğrudan fiziksel bir tezahürüdür.

3: liminal alanlarda zaman algısı bükülür. backrooms bu zamansızlığı floresan lambaların hiç değişmeyen monoton uğultusuyla ve dış dünyaya dair hiçbir belirti (güneş ışığı, gece/gündüz döngüsü) sunmayarak besler.

liminal alan işin ardındaki psikolojik teoridir, the backrooms ise bu teorinin "peki ya bu tekinsiz koridorlarda sonsuza kadar sıkışıp kalsaydık?" sorusuyla üretilmiş kabus senaryosudur.

4chan'da paylaşılan fotoğrafın hikayesinden filme geçiş sürecine devam edelim

fotoğraf paylaşıldıktan birkaç gün sonra (14 mayıs 2019), yine anonim bir kullanıcı bu görselin altına adeta bir hayatta kalma rehberi gibi duran, backrooms'un temel kurallarını koyan şu metni yazdı. metnin türkçe çevirisi tam olarak şöyledir:

"eğer dikkat etmezseniz ve yanlış yerde gerçekliğin dışına çıkarsanız (noclipping), kendinizi the backrooms’ta bulursunuz. burası monoton sarı renkteki eski nemli halı kokusundan, tek tip sarı duvar kağıtlarından ve maksimum ses seviyesinde sürekli uğuldayan floresan lambaların o bitmek bilmeyen gürültüsünden başka hiçbir şeyin olmadığı bir yerdir. keşfedilmeyi bekleyen yaklaşık 600 milyon mil karelik, rastgele bölünmüş boş odalardan oluşur.

eğer yakınlarda bir yerlerde dolaşan bir şey duyarsanız tanrı yardımcınız olsun, çünkü o şey de kesinlikle sizin sesinizi duymuştur."

bu metnin orijinal dilindeki en kilit kelime "noclip" (veya noclipping) terimidir

bu oyun kültüründen ödünç alınmış bir ifadedir. bir oyunda (özellikle half-life, cs veya eski 3d oyunlar gibi oyunlarda) hile kodunu yazıp fizik kurallarını kaldırdığınızda karakteriniz duvarların, yerin veya haritanın içinden geçebilir. haritanın dışına çıktığınızda ise oyunun kodlanmamış, simsiyah veya sonsuz boşluktan oluşan "arka odalarını" görürsünüz.

işte backrooms'un temeli, "gerçek hayat da aslında bir simülasyondur/yazılımdır ve bazen fiziksel olarak hata verip duvarın içinden görünmeyen arka odalara düşebilirsiniz" fikrine dayanır.

neyse bu iki element (fotoğraf ve metin) birleşince kullanıcıların hayal gücü tetiklendi. insanlar bu konsepti o kadar sevdi ki reddit üzerinde hemen topluluklar kuruldu.

işin eğlenceli ve yaratıcı kısmı şuydu: tek bir yaratıcı yoktu. isteyen herkes bu evrene bir kural, yeni bir katman, orada bulduğu bir nesneyi ya da kaçarken gördüğü bir yaratığı eklemeye başladı. zamanla bu yazılar o kadar büyüdü ki scp vakfı (scp foundation) tarzında devasa wikiler ve hayali ansiklopediler oluşturuldu.

orijinal hikaye tek bir odadan ibaretken tıpkı bir oyun gibi backrooms’a binlerce farklı "katman" (level) eklendi. her katmanın kendine has kuralları, atmosferi ve tehlikeleri var.

en bilinen ilk üç katman şunlardır

level 0 (the lobby / lobi): orijinal sarı odaların olduğu, neredeyse hiç canlının bulunmadığı, sadece delirme noktasına geldiğiniz ilk katman.

level 1 (habitable zone / yaşanabilir bölge): beton duvarlar, rutubet ve bazen beliren endüstriyel boruların olduğu katman. burada erzak (badem suyu/almond water) bulunabilir.

level 2 (pipe dreams / boru rüyaları): çok daha karanlık, aşırı sıcak endüstriyel tüneller ve borularla dolu katman. tehlikeli yaratıkların en çok görüldüğü yerlerden biridir.

backrooms tamamen boş değildir: katmanlarda gezinen ve insanları avlayan tekinsiz, anomalik yaratıklar bulunur

bunlara entities (varlıklar) denir.

smilers (gülümseyenler): karanlıkta sadece parlayan gözleri ve devasa dişleriyle seçilen yaratıklar.

skin-stealers (deri hırsızları): kurbanlarının derisini yüzüp onların kılığına giren insansı varlıklar.

hound (tazı): insani hatları olan ama dört ayak üzerinde koşan, saldırgan yaratıklar.

aslında müthiş bir kolektif kurgunun sinemaya aktarılmış halidir bu film. şimdi filmin hikayesine geçelim. backrooms konsepti yıllarca yazılı bir internet efsanesi olarak kaldıktan sonra, 2022 yılında kane pixels (kane parsons) adlı 16 yaşındaki bir vfx sanatçısının youtube'da yayınladığı kısa film serisiyle patlama yaşadı. bunları youtube'da bulabilirsiniz hâlâ.

kane, olaya "async" adlı kurgusal bir araştırma şirketini dahil etti. bu şirket, 1980'lerde kör bir noktayı açarak bu boyuta kapı aralıyor ve burayı bir nevi "gayrimenkul/depolama alanı" olarak kullanmak için keşif turları düzenliyor. temel motivasyonları, artan insan nüfusunu acaba buraya sığdırabilir miyiz düşüncesi. analog korku (found footage / kamera kayıtları sonradan bulunmuş buluntu film) tarzındaki bu videolar, backrooms'u dünya çapında bir fenomene dönüştürdü.

nihayet internet efsanesi olarak başlayan bu hikaye 29 mayıs 2026 (yani henüz iki gün önce) itibarıyla resmen hollywood destekli bir sinema filmi olarak vizyona girdi. filmin yönetmen koltuğunda, 2022 yılında youtube'a yüklediği 10 dakikalık kısa video ile bu akımı dünya çapında patlatan kane pixels (gerçek adıyla kane parsons) oturuyor. hollywood genelde bu tarz popüler internet işlerinin haklarını satın alıp projeyi devasa yönetmenlere teslim eder ancak yapım şirketi a24 ile korku sinemasının usta ismi james wan (atomic monster), büyük bir risk alarak filmi doğrudan bu evreni kuran genç yönetmene emanet etmiş.

hülasa bu film aslında tam anlamıyla modern bir yapım. tam anlamıyla ama. zira günümüzde modernizm ve postmodernizm denilince akla ikinci dünya savaşı sonrası hayal kırıklıkları, içe kapanıklık, yabancılaşma, topluma adapte olamama, kaotik zihin, görünenin ardındaki görünmeyen zihinsel süreçler gibi artık demode olmuş ve sanatın her dalında işlene işlene cılkı çıkmış kavramlar geliyor. oysa bu film sanallaşan insanın ilk sanal ürünlerinden biri. ben burada çağa uygun bir modernizm görüyorum.