Günümüzden Bakınca Kulak Yakan Sınırlara Ulaşmış Olan Altın Orda Devleti'nin Özeti
bozkırdan düzene / altın orda devleti
altın orda devleti, ani bir siyasi kararın ya da tek bir askeri zaferin ürünü olarak ortaya çıkmamıştır. kuruluş, moğol imparatorluğu’nun genişleme süreci içinde, cuci ulusunun batı’ya yönelen hareketinin kalıcı bir siyasal yapıya dönüşmesiyle gerçekleşmiştir. bu nedenle altın orda’yı anlamak için önce cengiz han sonrası moğol dünyasında oluşan güç dağılımına bakmak gerekir.
cengiz han’ın ölümünden sonra imparatorluk, oğulları arasında paylaştırılmıştır. cuci’ye düşen alan, bugünkü güney rusya bozkırları ile idil havzasını kapsamaktadır; ancak cuci, bu topraklarda fiili bir hakimiyet kuramadan hayatını kaybedecektir. bu durum, cuci ulusunun siyasi liderliğini ikinci kuşağa bırakmıştır. altın orda’nın kuruluşunda yatan temel unsur, işte bu “tamamlanmamış miras”tır.
ögedey döneminde moğol genişlemesi ivme kazanırken batı hattı, karakurum merkezli iktidar adına stratejik bir öneme haizdir. zira doğu avrupa, yalnızca fethedilecek bir çevre bölge olmaktan ziyade; imparatorluğun ekonomik ve askeri dolaşımını besleyecek bir saha olarak değerlendirilmektedir. idil boyu, karadeniz’in kuzeyi ve rus knezlikleri, bu bakış açısıyla moğol siyasi ufkuna dahil edilmiştir.
bu aşamada cuci ulusu, diğer hanedan kollarına kıyasla belirgin bir avantaja sahiptir: geniş bozkır alanları, hareketli süvari gücü için elverişli bir zemin sunar. buna karşılık bölge, yerleşik imparatorluk geleneğinden yoksundur. söz konusu boşluk, fetih kadar düzen kurma ihtiyacını da beraberinde getirecektir. altın orda’nın doğuşu, tam olarak bu ihtiyaçtan beslenir.
kuruluş sürecinin ayırt edici yönü, batı seferlerinin “geçici akın” mantığıyla yürütülmemesidir. bu doğrultuda moğol orduları ilerledikleri alanlarda sadece askeri üstünlük sağlamayacak; aynı zamanda vergi, itaat ve aracılı yönetim mekanizmalarını da devreye sokacaktır. rus knezlikleriyle kurulan ilişkiler, bu yeni siyasi modelin ilk örneklerini teşkil etmektedir. yerel hanedanlıkların ortadan kaldırılmayıp denetim altına alınması, moğol fetihlerine süreklilik kazandırmıştır.
altın orda’nın kuruluşunu hazırlayan bir diğer etken, moğol imparatorluk yapısının merkezkaç eğilimleridir. öyle ki karakurum, bu denli geniş coğrafyanın tek merkezden yönetilmesi konusunda giderek yetersiz kalmaktadır. nitekim bu durum, saha komutanlarına ve ulus liderlerine zaman içerisinde fiili özerklik alanları açacaktır. batı hattında bu alanı en etkili biçimde kullanan figür ise, açık bir biçimde batu han'dır.
sonuçta altın orda, bir “ayrılık” hareketiyle değil, imparatorluk içi genişlemenin doğal sonucu olarak şekillenmiştir. kuruluş, yıkımdan çok denetim; fetihten çok düzen üretmiştir. söz konusu düzen, kısa sürede batu han’ın şahsında somut bir iktidar yapısına dönüşecektir.
batu han (1227 – 1255): iktidara gelişi ve rus knezlikleri üzerine seferler
batu han’ın yükselişi, moğol siyasal düzeninde olağan bir miras devri şeklinde gerçekleşmemiştir. cuci ulusu, cengiz han’ın en geniş miras alanlarından birini oluşturmasına rağmen, uzun süre merkezi idare içinde ikincil bir konumda kalmıştır. batu, bu durumu değiştiren figür olarak ortaya çıkacaktır. onun iktidarı, salt hanedan bağına dayanmamış; askeri başarı ve sahadaki fiili hakimiyetle pekişmiştir.
ögedey han döneminde alınan batı seferi kararı, batu’ya geniş bir hareket alanı açmıştır. seferin resmi komutanlığı kendisine verilmişse de; asıl belirleyici unsur, subutay gibi tecrübeli komutanların batu’nun emrine tahsis edilmesidir. mezkur düzenleme, batu’nun yalnızca bir hanedan mensubu şeklinde değil; seferi yöneten merkezi figür olarak da öne çıkmasına olanak tanımıştır.
ilk seferler 1236 yılında idil bulgarları üzerine yöneliktir ve bu hamleyle, batı hattının güvence altına alınmasını hedeflenmiştir. bölge kısa sürede denetim altına alınır ve ticaret yolları, moğolların kontrolü altına girer. ardından rus knezliklerine doğru ilerlenir. batu’nun stratejisi, tüm knezlikleri eş zamanlı yıkmak yerine, direniş potansiyeli yüksek merkezleri teker teker devre dışı bırakmak şeklinde şekillenecektir.
ryazan knezliği, bu sürecin ilk büyük hedefi olur. şehir, sert bir direniş göstermiş ve moğol kuşatması kısa sürede doğrudan bir saldırıya dönüşmüştür. ryazan’ın düşüşü, moğol savaş yöntemlerinin rus dünyasında ilk kez bütün açıklığıyla görülmesine yol açacaktır. nitekim kraliyet ailesi ortadan kaldırılmış ve şehir yerle bir edilmiştir. bu olay, askeri bir sonuçtan çok; diğer knezlikler için caydırıcı bir mesaj niteliği taşımaktadır.
moğol ilerleyişinin sıradaki hedefi vladimir-suzdal hattıdır. kolomna ve moskova çevresindeki çatışmalar sonucunda, bölgesel savunma ağı yok edilmiş ve vladimir’in fethiyle birlikte, rusya’nın en önemli siyasi merkezlerinden biri işlevsiz hale getirilmiştir. keza büyük prens yuri’nin ölümü de, knezlikler arasındaki hiyerarşiyi fiilen dağıtacaktır.
1239–1240 yıllarına gelindiğinde sefer hattı güneye doğru kaymıştır. pereyaslavl ve çernigov gibi önemli şehirler ele geçirilirken, ilerleyişin zirvesini kiev teşkil etmiştir. kiev, dini / sembolik ağırlığı hasebiyle ayrı bir anlam taşımaktadır ve şehrin alınışı esnasında yoğun sokak çatışmaları yaşanmıştır. kiev’in düşüşü, rus kroniklerinde de bir kırılma noktası olarak yer almış ve söz konusu kayıp, askeri bir yenilgiden çok, bir çağın kapanışı şeklinde yorumlanmıştır.
tüm bu saydığımız seferlerin ortak özelliği, batu’nun yıkımı sistematik biçimde kullanmasıdır. direniş gösteren merkezler sert biçimde cezalandırılırken; teslim olan bölgeler görece korunmuştur. böylece moğol hakimiyeti, rastgele bir şiddetle değil; hesaplanmış bir korku siyasetiyle yayılmıştır. batu’nun iktidarı, bu yöntem sayesinde rus dünyasında kısa sürede tartışmasız hale gelecektir.
1241 sonrasında batu, sefer temposunu düşürür. macaristan ve polonya hattında elde edilen askeri başarılar, batı’daki direniş kapasitesini zayıflatmıştır. asıl mesele, elde edilen alanların nasıl yönetileceğidir. batu, bu noktada askeri bir komutandan kurucu aktör rolüne evirilecektir. rus knezlikleri, bundan sonra yıkılacak düşmanlar değil; denetlenecek unsurlar olarak ele alınacaktır.
batu han’ın seferleri, altın orda iktidarının askeri temellerini oluşturmuştur. yıkılan knezlikler, ilerleyen dönemde kurulacak dolaylı yönetim düzeninin zeminini hazırlamıştır. batu’nun gücü, fetihlerle başlamış; kalıcılık ise bu fetihlerin ardından kurulan denetim sistemiyle sağlanmıştır.
berke han (1257 – 1266): iktidarın yeniden tanımlanması
berke han’ın iktidara gelişi, altın orda tarihinde bir kopuştan çok yön değişimi olarak değerlendirilir. batu han’ın kurduğu askeri ve idari yapı ayakta durmaktadır; ancak bu yapının hangi politik hatta yerleşeceği henüz kesinlik kazanmamıştır. berke, bu belirsizliği ortadan kaldıran figür olarak öne çıkar. iktidarı devraldığında karşısında yıkılmış bir düzen yoktur; işleyen fakat yön arayan bir devlet aygıtı bulunmaktadır.
berke’nin han oluşu, hanedan içi dengelerle uyumlu biçimde gerçekleşir. batu’nun otoritesi, cuci ulusu içinde güçlü bir merkez yaratmıştır; söz konusu merkez de, berke’nin iktidarını mümkün kılan zemini hazırlar. buna rağmen berke, selefinin gölgesinde kalan bir devam figürü haline gelmez. yönetim tarzı, kısa sürede farklılaşır ve bu fark, yalnızca iç düzen ile sınırlı kalmayacaktır.
berke döneminin ayırt edici unsuru, meşruiyet dilinde yaşanan dönüşümdür. han, islam’ı kabul ederek altın orda siyasetinde yeni bir referans alanı açar. bu tercih, sembolik bir kimlik değişiminden daha fazlasıdır. zira bu hamle sonrası, volga hattı ve güney bozkırlarında yaşayan müslüman nüfus, hanın otoritesini daha doğrudan benimsemiştir. keza iktidar da, hanedan bağına ek olarak ahlaki ve dini bir gerekçeyle desteklenmiştir. bu durum zaman içerisinde, altın orda’nın iç bütünlüğünü güçlendiren bir unsur haline gelecektir.
berke’nin iktidarında dış politika da, önceki döneme kıyasla daha belirgin bir ağırlık kazanmıştır. hülagü’nun iran merkezli hakimiyeti ve bağdat’ta yol açtığı yıkım, berke açısından kabul edilebilir bir genişleme olarak görülmez. aynı hanedana mensup iki siyasi merkez arasında ortaya çıkan bu yaklaşım farkı, kısa sürede askeri gerilime dönüşecek ve altın orda, ilk kez başka bir moğol ulusunu karşısına alan politik bir aktör haline gelecektir.
bu dönemde berke, batu’nun kurduğu dolaylı yönetim sistemini ise korumuştur. rus knezlikleri üzerindeki denetim devam etmiş ve vergi düzeni, işlerliğini sürdürmüştür. değişen unsur, bu kaynakların kullanım amacıdır. askeri güç, artık yeni fetihler için değil; mevcut sınırların korunması ve ilhanlı baskısının dengelenmesi için seferber edilecektir. berke'nin idaresinde altın orda, yayılmacı bir güç olmaktan çıkarak bölgesel bir denge unsuru haline gelir.
berke han’ın iktidarı, altın orda’yı moğol dünyası içinde ayrı bir siyasal hat olarak belirginleştirmiştir. karakurum’la olan sembolik bağlar gevşemeye başlamış; saha gerçekliği ön plana çıkmıştır. han, imparatorluk merkezine meydan okumamış; ancak kendi alanında bağımsız karar alma kapasitesini de fiilen kullanmıştır. bu tutum, altın orda’nın uzun süre ayakta kalmasını sağlayacak siyasi olgunluğu beraberinde getirecektir.
özbek han (1313 – 1341): altın orda’nın zirvesi
altın orda devleti, en dengeli ve güçlü evresine özbek han döneminde ulaşmıştır. batu ve berke’nin inşa ettiği askeri ve siyasi zemin, onun idaresinde kurumsal bir bütünlük kazanır. devlet, artık fetihlerin yarattığı geçici üstünlükle ayakta durmamakta; işleyen idari mekanizmalar, öngörülebilir yönetim pratikleri ve düzenli gelir kaynakları üzerinden varlığını sürdürmektedir. özbek han, bu dönüşümün merkezindeki figür olarak ön plana çıkmaktadır.
özbek han’ın iktidarının ilk yıllarında yaşanan en belirleyici hadise, islam’ın devlet siyasetinde açık biçimde merkezi bir konuma yerleştirilmesidir. berke döneminde başlayan dini yönelim, özbek han zamanında kurumsal nitelik kazanır. bu tercih, sembolik bir kimlik değişimiyle sınırlı kalmamış; idari dil, hukuk anlayışı ve meşruiyet üretme biçimi gibi saikler üzerinden de doğrudan etkili olmuştur. bozkır aristokrasisi içindeki muhalif unsurların tasfiye edilmesi ise, mezkur dönüşümün pasif bir kabullenişle değil; bilinçli bir iktidar kararıyla yürütüldüğünü göstermektedir.
bu dönemde altın orda’nın iç düzeni belirgin biçimde istikrar kazanmıştır. vergi sistemi düzenli biçimde işlemiş ve tahsilat kesintiye uğramamıştır. idil havzası ve karadeniz’in kuzeyi ise, askeri geçiş alanı olmaktan çıkarak ekonomik dolaşım sahasına dönüşmüştür. aynı şekilde, ganimet ekonomisinin ağırlığı azalırken; ticaret ve gümrük gelirleri devlet bütçesinde belirleyici hale gelmiştir. bu geçişler, altın orda’nın uzun süre ayakta kalmasını sağlayan temel unsurlar olarak öne çıkmaktadır.
rus knezlikleri üzerindeki hakimiyet de, özbek han döneminde en etkili seviyesine ulaşacaktır. han bu vetirede, doğrudan askeri müdahaleler yerine hakemlik rolünü üstlenmiştir. moskova ile tver arasındaki rekabet, söz konusu yöntemin en çarpıcı örneklerinden birini sunmaktadır. tver’de moğol tahsildarlarının öldürülmesi üzerine hanın verdiği destek, moskova’nın lehine sonuçlanmış ve böylece altın orda, herhangi bir askeri müdahalede bulunmadan düzeni sağlamıştır.
yine, karadeniz ticareti, özbek han devrinde güvence altına alınmıştır. kefe başta olmak üzere ceneviz kolonileri, hanlıkla kurulan ilişkiler sayesinde faaliyetlerini kesintisiz sürdürmüştür. bu durum, altın orda’nın uluslararası ticaret ağları içindeki konumunu güçlendirirken, devletin ekonomik tabanını da genişletmiştir.
dış politikada ise özbek han'ın, yıpratıcı savaşlardan kaçınan bir denge siyaseti izlediği görülmektedir. ezcümle; ilhanlılara karşı memlüklerle kurulan ilişkiler, altın orda’nın güney hattını güvence altına almıştır. bu ittifak, açık bir askeri birlikten çok, karşılıklı çıkarların korunmasına dayanmaktadır. han, bu sayede askeri kaynakları tüketmeden nüfuz alanını muhafaza etmiştir.
özbek han döneminin ayırt edici yönü, iktidarın kişisel karizmaya bağımlılığının azalmasıdır. hanlar değişse dahi düzen işlemektedir ve bu durum, devletin kurumsal kapasitesinin yükseldiğini gösterir. altın orda, bu aşamada geçici bir hanlık olmaktan çıkmış ve avrasya siyasetinde kalıcı bir güç haline gelmiştir.
netice itibarıyla özbek han, altın orda’yı askeri üstünlükten idari olgunluğa taşıyan figürdür. onun döneminde kurulan denge, devletin zirvesini temsil eder. bu zirve, aynı zamanda sonraki çözülmenin hangi noktadan başlayacağını da göstermektedir; zira kurulan yapı, son derece hassas bir uyum üzerine inşa edilmiştir.
canibek han (1342 – 1357): duraklama
canibek han, altın orda devleti’ni en güçlü haliyle devralmıştır. özbek han döneminde kurulan denge, dışarıdan bakıldığında sağlam gibi görünse de; yüksek dikkat ve sürekli müdahale gerektiren hassas bir yapı üzerine inşa edilmiştir. canibek’in iktidarı, bu yapının ilk kez zorlandığı ve çatlakların görünür hale geldiği dönem olarak dikkat çekmektedir.
canibek han’ın iktidarının erken safhasında, devlet hala askeri ve siyasi üstünlüğünü korumaktadır. han, selefinin politikalarını sürdürmeye çalışmış; buna karşılık karar alma süreçlerinde daha sert ve merkezi bir tutum benimsemiştir. bu tercih, kısa vadede otorite üretse de; uzun vadede esnekliği azaltacaktır. altın orda’nın yükseliş döneminde avantaj sağlayan denge siyaseti, yerini daha doğrudan müdahalelere bırakmaya başlayacaktır.
bu dönemin öne çıkan hadiselerinden biri de, ilhanlılar üzerine yapılan seferlerdir. canibek han, kafkasya hattında askeri baskıyı arttırırken, sınırlı kazanımlar sağlamıştır; fakat bu seferler kalıcı bir sonuç üretmeyecektir. zira mevzubahis girişimin ardından askeri kaynaklar tüketilmiş ve bunun sonucunda da iç ekonomi üzerindeki yük ağırlaşmıştır ortaya çıkan ahval, altın orda adına duraklama sürecinin başlangıcına işaret etmektedir.
bir diğer dikkat çeken hadise ise, azerbaycan seferi ve tebriz’in ele geçirilmesidir. canibek, ilhanlı otoritesinin zayıflamasından yararlanarak bölgeye müdahale etmiş ve tebriz, bir süreliğine de olsa altın orda'nın denetimine girmiştir. ancak bu hakimiyet kalıcı olmayacaktır. sefer, prestij kazandırmıştır, evet; fakat buna karşılık idari ve askeri açıdan sürdürülebilir bir düzen tesis edilememiştir. nihayetinde altın orda, ilk kez fethettiği bir alanı elde tutmakta zorlanmıştır.
iç politikaya baktığımızda, canibek döneminin en çarpıcı gelişmelerinden biri, hanedan içi güvensizliğin artmasıdır. nitekim bu süreçte saray eşrafından tasfiyeler yaşanmış ve bürokrasi arasındaki ilişkiler sertleşmiştir. yine, özbek han döneminde dengeyle idare edilen güç odakları, mezkur vetirede baskıyla kontrol altında tutulmuştur. bu durum, kısa vadede merkezi otoriteyi güçlendirse de; uzun vadede sadakat ağlarını zayıflatmıştır.
diğer taraftan, rus knezlikleri üzerindeki hakimiyet devam etse de; hanın hakemliği eskisi kadar etkin bir hüviyete sahip değildir. moskova, giderek daha fazla inisiyatif almaya başlamıştır. altın orda’nın müdahalesi hala belirleyicidir; ancak siyasi bağımlılığın gevşediği açıktır. bu süreç, ilerleyen yıllarda ortaya çıkacak kopuşların habercisi niteliğindedir.
canibek han dönemi, altın orda tarihinde bir dönüm noktası olarak değerlendirilir. devlet, hala güçlüdür; ancak bu güç, kırılgan bir zemindedir. iktidar, düzen üretmekten çok düzeni zorla sürdürmeye yönelmiştir ve bu durum, gerilemenin başlangıcını teşkil edecektir.
emir mamay (1360 – 1380): han olmadan güç, güç olmadan meşruiyet
emir mamay dönemi, altın orda tarihinde çözülmenin en görünür hale geldiği safhayı temsil etmektedir. zira bu dönem, bir hanın iktidarıyla değil; hanlığın fiilen işlevsiz kaldığı bir güç boşluğuyla şekillenir. mamay, cengiz han soyundan gelmemesine rağmen orduyu, mali kaynakları ve dış siyaseti kontrol etmiştir. altın orda’da iktidarın ilk kez hanedan dışına taştığı bu tabloda, devletin kırılganlığı açık bir biçimde ortadadır.
mamay’ın yükselişi, canibek sonrası dönemde derinleşen hanedan mücadelelerinin bir ürünüdür. merkezi otorite zayıfladıkça askeri elitler ön plana çıkmış ve mamay da, karadeniz’in kuzeyinde ve kırım hattında fiili hakimiyet tesis etmiştir. bilahare hanlar değişse de; kararlar yine, mamay’ın çevresinde alınmaya devam etmiştir. bu durum, altın orda’nın siyasi yapısında ciddi bir meşruiyet krizine yol açacaktır.
mamay iktidarını, doğrudan zor kullanımı ve ittifaklar üzerinden sürdürmüştür. ceneviz kolonileriyle kurulan ilişkiler, mali kaynak sağlamış; buna karşılık rus knezlikleri üzerindeki denetim gevşemiştir. hanın hakemliği ortadan kalktığı için knezlikler, altın orda’yı tek merkezli bir güç şeklinde algılamayacaktır. bu algı kaybı, ilerleyen gelişmelerin zeminini hazırlamıştır.
mezkur dönemin en çarpıcı hadisesi, 1380 kulikovo savaşıdır. mamay, moskova knezi dimitri donskoy’un güçlenmesini durdurmak amacıyla harekete geçmiştir. muharebe, askeri açıdan mutlak bir yıkım üretmese de; savaşın psikolojik etkisi son derece büyüktür. zira rus kuvvetleri, altın orda ordusunu ilk kez bir meydan savaşında yenilgiye uğratmıştır. bu olay, vasalların üzerindeki moğol hakimiyetinin yenilmezlik algısını onulamaz bir biçimde sona erdirecektir.
kulikovo, altın orda’nın askeri gücünün tamamen çöktüğü anlamına gelmese de; merkezi iktidarın ne ölçüde zayıfladığını açık bir biçimde gözler önüne sermiştir. mamay’ın yenilgisi, hanlık adına değil; şahsi iktidar adına alınmış bir darbe niteliği taşır. bu nedenle savaş, devleti toparlayan değil, çözülmeyi hızlandıran bir etki yaratacaktır.
mamay’ın yenilgisi, onun iktidarının sonunu hazırlamıştır. nitekim meşruiyetten yoksun güç, askeri başarısızlıkla beraber hızla dağılmış ve bu boşlukta toktamış han sahneye çıkmıştır. cengiz soyundan gelen toktamış, hanedan meşruiyetini yeniden merkeze taşıyacak ve mamay’ın çöküşü, toktamış’ın yükselişini mümkün kılan temel eşik olarak tarih sahnesindeki yerini alacaktır.
emir mamay dönemi, altın orda tarihinin öğretici safhalarından biridir. bu dönem, gücün tek başına yeterli olmadığını; meşruiyetle desteklenmeyen iktidarın uzun süre ayakta kalamayacağını açık bir biçimde göstermektedir.
toktamış han (1380 – 1395): son büyük toparlanma girişimi
bir önceki bölümde bahsettiğimiz üzere toktamış han, altın orda tarihinin en çalkantılı evresinde sahneye çıkmıştır. canibek sonrasında hanlık, iç mücadelelerle zayıflamış; merkezi otorite ciddi ölçüde aşınmıştır. toktamış’ın yükselişi, bu dağınıklığı tersine çevirme iddiası taşımaktadır. keza iktidarı da, sıradan bir taht devri olarak değil; yeniden merkezileşme teşebbüsü olarak şekillenecektir.
toktamış’ın iktidara gelişi, büyük ölçüde timur’un desteğiyle mümkün olur. bu destek, toktamış’a kısa sürede askeri üstünlük kazandırmış ve rakiplerini saf dışı bırakmasını sağlamıştır. neticede han, altın orda’nın parçalanmış yapısını yeniden tek bir merkez etrafında toplamayı başarmıştır. bu aşamada devlet, bir süre için de olsa toparlanmış görünmüş ve hanlık otoritesi yeniden hissedilmiştir.
toktamış döneminin öne çıkan ilk hadisesi, moskova üzerine yürüyüş ve 1382 baskınıdır. kulikovo savaşı’nın ardından cesaretlenen moskova, altın orda’ya karşı bağımsızlık arayışını hızlandırmıştır. toktamış ise, bu meydan okumaya çok sert karşılık bir verecektir. moskova ele geçirilir ve şehir yakılır. bu olay, altın orda’nın hala önemli bir askeri güç olduğunu göstermektedir. söz konusu gelişmenin akabinde rus knezlikleri üzerindeki hakimiyet, kısa süreliğine yeniden tesis edilmiştir.
bu başarı, toktamış’ın iktidarını pekiştirmiş; ancak aynı zamanda daha büyük bir çatışmanın da zeminini hazırlamıştır. zira han, timur’un desteğiyle yükselmiş olmasına rağmen, kısa bir zaman zarfının ardından bağımsız hareket etmeye başlayacaktır. neticede altın orda ile timur devleti arasındaki çıkar çatışması, kaçınılmaz hale gelir. kafkasya ve orta asya hattı ise, bu gerilimin merkezine yerleşecektir.
bu dönemin en yıkıcı hadiseleri, toktamış–timur savaşlarıdır. timur’un orduları, altın orda topraklarına yönelmiş ve 1391 - 1395 yılları arasında gerçekleşen seferler, hanlığın kalbine kadar ulaşmıştır. saray başta olmak üzere birçok merkez tahrip edilmiş ve altın orda’nın ekonomik / idari altyapısı ağır hasar almıştır. bu süreçte toktamış, askeri açıdan direnç gösterse de, dengeyi lehine çeviremeyecektir.
toktamış’ın iktidarındaki temel sorun, yeniden merkezileşme çabasının kurumsal zemin bir bulamamasıdır. han, sert askeri hamlelerle otorite kurmaya çalışmış; buna karşılık elit koalisyonunu kalıcı biçimde yeniden inşa edememiştir. keza timur karşısında alınan yenilgiler de, bu kırılganlığı açık bir biçimde ortaya koymaktadır. hülasa devlet, artık toparlanma kapasitesini büyük ölçüde yitirmiştir.
toktamış han dönemi, altın orda tarihinde son büyük meydan okuma olarak değerlendirilir. bu dönem, kısa süreli bir güç gösterisi üretmiş; fakat kalıcı bir yükseliş sağlanamamıştır. aksine, timur’la yaşanan yıkıcı çatışmalar, çözülme sürecini hızlandırmıştır.
edigü (1396 – 1419): han olmadan devleti yöneten adam
edigü’nün sahneye çıkışı, altın orda tarihinin son evresini anlamak açısından belirleyici bir kırılma noktası oluşturur. bu dönemde devlet, artık güçlü hanlar tarafından yönetilen merkezi bir yapı olmaktan uzaklaşmıştır. hanlık makamı varlığını sürdürmektedir; ancak siyasal ağırlık, hanın şahsında değil, askeri ve idari gücü fiilen kontrol eden figürlerde toplanmaktadır. edigü, bu dönüşümün en açık temsilcisi şeklinde öne çıkacaktır.
edigü, cengiz han soyuna mensup değildir. buna rağmen kısa sürede altın orda’nın askeri gücü üzerinde belirleyici hale gelir. toktamış’ın timur karşısında aldığı yenilgiler, merkezi otoriteyi ciddi biçimde sarsmıştır. bu ortamda edigü, emir sıfatıyla hanları indirip çıkarabilecek bir konuma ulaşır. devlet, ilk kez hanın değil; hanı belirleyen gücün kontrolü altına girmiştir.
edigü’nün iktidarı, doğrudan hanlık iddiasına dayanmaz. meşruiyetini, düzeni sağlama ve iç çatışmaları bastırma kapasitesinden üretir. hanedan mensubu monarklar da, onun himayesi altında iktidarlarını devam ettireceklerdir. bu yapı, kısa vadede bir istikrar izlenimi yaratsa da; uzun vadede hanlığın sembolik bir kuruma dönüşmesini hızlandırmıştır.
bu dönemde rus knezlikleri üzerindeki denetim büyük ölçüde gevşer. altın orda, artık düzenli tahsilat ve hakemlik işlevini sürdüremez. moskova da, bu boşluktan yararlanarak siyasi nüfuz alanını genişletecektir. edigü, zaman zaman askeri müdahalelere başvurur; ancak bu müdahaleler, eski düzeni yeniden tesis edecek güce sahip değildir. zira iktidar, çözümler üretemez hale gelmiştir.
edigü’nün en dikkat çekici hamlelerinden biri de, toktamış’ın tasfiyesine yönelik girişimleridir. hanedan içi rekabet, bu dönemde fiilen emirler aracılığıyla yürütülmüştür. bu durum bizlere, altın orda’da iktidarın artık hanedan meselesi olmaktan çıktığını açık bir biçimde göstermektedir. devlet, kurumsal merkezini kaybetmiştir.
edigü dönemi, altın orda’nın siyasi çözülüşünün neredeyse tamamlandığı bir safhayı temsil eder. bu bağlamda güç, merkezde toplanmaktan ziyade farklı odaklar arasında dağılmıştır. bilahare kırım, kazan ve astrahan gibi önemli bölgeler, giderek daha bağımsız hareket etmeye başlayacaktır. edigü, bu dağılmayı durdurmayı hedeflese de; kullandığı araçlar, süreci tersine çevirmeye yetmeyecektir.