ABD’nin Milyar Dolarlık Ordusu, İran’ın Ucuz Drone’larına Karşı Neden Zorlanıyor?

ABD’nin pahalı ve kusursuz sistemleri, İran’ın düşük maliyetli, dağıtık asimetrik mimarisi karşısında neden tökezliyor?
ABD’nin Milyar Dolarlık Ordusu, İran’ın Ucuz Drone’larına Karşı Neden Zorlanıyor?

amerikan askeri-endüstriyel kompleksinin pahalı oyuncakları f-35'lerin, uçak gemilerinin ve patriot bataryalarının; iran üniversitelerinin kritik teknoloji araştırmalarıyla inşasına katkı verdiği asimetrik mimari karşısında taktiksel olarak tıkandığı, iran'ın ise henüz bu taktiksel başarıyı stratejik zafere dönüştüremediği bir savaş izliyoruz.

güncel gelişmeleri anlık ve duygusal bir düzlemde takip eden kamuoyu için bu tablo sürpriz görünmüş olabilir. oysa iki yıl önce burada da paylaştığım (bkz: #169832442) avustralya stratejik politika enstitüsü tarafından 2023 ve 2024 yıllarında yayımlanan veri setlerini okuyanlar için durum şaşırtıcı gelmeyecektir. ülkeleri 64 ayrı kritik teknoloji kategorisinde yayınlanan araştırma makalesi atıf sayısına göre değerlendiren söz konusu aspi verilerinde; havadan bağımsız tahrik, akıllı malzemeler ve bilhassa altyapıdan bağımsız ağlar kategorilerinde iran'ın küresel ölçekte ilk 10 içerisinde yer almasının, konjonktürel bir tesadüf olmadığı ortaya çıkmıştır. nitekim iran, aspi'nin 2023 raporunda 44 teknolojide değerlendirilirken, 2024'te bu yelpazenin 64'e çıkmasına rağmen ilk 5'te yer aldığı kategori sayısını 6'dan 8'e çıkarmayı başarmıştır. ülkenin 2003-2007 bandında en iyi derecesi makine öğreniminde 17. sıra iken, dikkat çekici bir ivmeyle 2023'te havadan bağımsız tahrik ve radar soğurucu akıllı malzemeler kategorilerinde 3. sıraya oturması önemli bir sıçramadır. dahası iran, 3 farklı kategoride çin dışında ilk 10'a kurum sokabilen tek ülkedir ve altyapıdan bağımsız ağlarda islami azad üniversitesi dünyada 1. sırada olmuştur.

bu noktada akıllara "abd bu araştırmaları yapmıyor mu?" sorusu gelebilir; elbette abd, bu alanda devasa bütçelerle araştırmalar yürütmektedir. ancak teknolojik üstünlük, hantal kurumsal yapılar içinde her zaman sahada çevik bir avantaja dönüşemez. meselenin özü, teknoloji eksikliğinden ziyade bu devasa bütçeyi sahada kullanılabilir, ucuz ve harcanabilir askeri kapasiteye dönüştürmedeki yapısal tedarik krizidir. sorunun ilk boyutu olan teşvik yapısında; lockheed, raytheon ve boeing gibi savunma sanayi oligopollerinin iş modeli, maliyet artı kar (bkz: cost-plus) sözleşmeleri üzerine kuruludur. ne kadar pahalı üretirsen o kadar kar edersin mantığıyla işleyen bu sistemde, 20 bin dolarlık otonom sürü drone'lar üretmek karlı bulunmaz, aksine mevcut iş modeline yönelik bir tehdit olarak görülür. ikinci mesele olan bürokraside, laboratuvardan çıkan bir teknolojinin askerin eline geçmesi ortalama 7-10 yıl sürerken; asimetrik rakiplerin sahada test yapıp ürünü revize etme döngüsü sadece 12-18 aydır.

üçüncü konu olan doktrin ise her silahtan görünmezlik ve kusursuz ağ entegrasyonu bekleyen altın kaplama fetişine dönüşmüştür. bu durum sistemleri o kadar pahalı hale getirmiştir ki savaşta onları kaybetmek artık siyasi ve ekonomik olarak göze alınamaz bir noktadadır. oysa iran'ın sürü felsefesi; her bir silahın feda edilebilir olduğu, düşük maliyetli ve çok sayıda üretim esasına dayanır. dördüncü boyut olan siyasette ise savunma bütçesi, istihdam lobileri üzerinden eyaletlere dağıtıldığı için ucuz drone'lar kongre'den bütçe koparacak bir seçmen tabanına sahip değildir. nihayetinde abd, iran'ın shahed-136 dronunu 18 ayda tersine mühendislikle kopyalayıp lucas adıyla üretmek zorunda kalarak kendi sisteminin sınırlarını fiilen tescil etmiştir; zira dünyanın en büyük savunma bütçesi, doğru teşvik yapısı ve çevik tedarik zinciri olmadığından en güçlü silahlara sahip olsa da doğru silaha erişememektedir.

ayrıca abd, hegemonik sorumluluk yükünden dolayı küresel kamu malı üreten bir güçtür. deniz yollarını açık tutmak, müttefikleri korumak, caydırıcılık zincirini 40 farklı coğrafyada aynı anda işletmek zorundadır. bu dünyanın jandarması rolü, her silah sisteminin artik'ten hint okyanusu'na, siber sahadan uzaya kadar, aynı anda her ortamda çalışmasını zorunlu kılmaktadır. bu da kaçınılmaz olarak platform çok yönlülüğü ve dolayısıyla maliyet demektir. iran'ın ise kendi coğrafyasında abd'yi durdurmak gibi tek bir görevi vardır. hürmüz boğazı'nı kapatmak, körfez'deki üsleri tehdit altında tutmak, ırak ve suriye'deki varlığını korumak gibi bölgesel hedefler de güder. bu tek nokta alan kapatma misyonu, teknoloji portfolyosunu önemli ölçüde sadeleştirir. abd'nin f-35'e ihtiyacı var çünkü tayvan'ı, norveç'i ve körfez'i aynı anda savunmak zorundadır. iran'ın f-35'e ihtiyacı yok çünkü tek hedefi abd'nin o f-35'i körfez'de kullanamamasını sağlamaktır.

oysa, abd gibi bir hegemonik güç için caydırıcılık inandırıcı güç kullanma kapasitesi demektir. yani rakibin saldırmadan önce iki kez düşünmesini sağlayacak konvansiyonel üstünlük çok önemlidir. bu yüzden abd uçak gemisi, nükleer denizaltı, uzay varlığı inşa eder. bölgesel güç için caydırıcılık ise çok daha ucuz bir formüle dayanır. bu da kabul edilemez maliyet dayatma kapasitesidir. abd körfez'e girecekse 50 uçak gemisini batırman gerekmiyor; sadece o girişin maliyetini siyasi olarak kaldırılamaz hale getirmen yeterlidir. bir tanker batırır, birkaç üssü vurur, boğazı mayınlarsan tansiyon yükselir. bu eşik yükseltme stratejisi, konvansiyonel simetri gerektirmez. tüm bunlara ek olarak, iki ülke arasında kayıp toleransı asimetrisi bulunur. kamuoyuna hesap veren abd, her asker kaybında, her düşürülen uçakta siyasi baskıyla karşılaşır. vietnam, ırak, afganistan bu toleransın sınırlarını defalarca test etmiştir. iran ise kayıplarını hem gizleyebilir hem meşrulaştırabilir. hem saldırıya uğruyor olması, hem de şehitlik çerçevesi bu maliyeti siyasi olarak absorbe eder. bu asimetri, iran'ın feda edilebilir sistemlere yönelmesini teknik olmanın yanında siyasi olarak da rasyonel kılar.

abd'nin bu kusursuz ama kırılgan ağ merkezli harp mimarisine karşılık iran, stratejisini savaşın ilk gününde bütün radarlarının ve iletişim altyapısının yok edileceği gerçekçiliği üzerine kurmuştur. aspi raporunda altyapıdan bağımsız ağlar ve otonom sürü zekası alanlarında dünyada ilk 10'da olmalarının ardındaki rasyonalite bu olmalıdır. merkezden emir almaya ihtiyaç duymayan, kendi aralarında iletişim kurup hedef seçebilen otonom sürülerle yeterince iyi ve çok sayıda felsefesini benimsemiş ve alan kapatma kapasitesi geliştirmişlerdir. üstelik bu vizyon sadece hava sahasıyla sınırlı kalmamış; hürmüz boğazı'nın dar ve sığ sularında abd'nin sembolik değeri yüksek milyar dolarlık muhriplerini, asimetrik deniz mayınları ve otonom sürat tekneleri sürüleriyle kilitleme doktrini olarak denize de yansımıştır. abd mükemmel çalışan ve tek merkezden yönetilen bir sinir sistemi inşa ederken; iran, başı kesilse bile bağımsız refleksleriyle hareket etmeye devam eden merkeziyetsiz sürü yaratmıştır.

bugün ağır bombardıman altında dahi iran'ın komuta-kontrol mekanizmalarının ve askeri unsurlarının eşgüdümünü koruyabilmesi, mükemmelleştirilen bu dağıtık hayatta kalma müktesebatının sahaya doğrudan projeksiyonu olarak okunmalıdır. tahran üniversitesi, islami azad üniversitesi ve shahrood teknoloji üniversitesi gibi kurumların, iran'ın askeri araştırma programlarıyla entegre çalışarak havadan bağımsız tahrik teknolojisini fateh sınıfı denizaltılara, altyapıdan bağımsız ağ araştırmalarını ise shahed-136 sürülerinin koordinasyonuna dönüştürmüş olduğu anlaşılmaktadır. nitekim aspi raporunda iran'ın 2011-2015 döneminde sürü robotik araştırmalarında 4. sırada olmasının, fiilen kullanılan iha sistemleriyle örtüştüğü belirtilir. the soufan center'ın aktardığı üzere bu merkeziyetsiz mozaik savunma doktrini, iranlı yetkililerin “yirmi yıl boyunca abd'nin askeri yenilgilerinin incelenip özümsenmesinin” bir sonucudur. siber sahada da israil, kinetik saldırılardan aylar önce tahran'ın trafik kameralarını hacklemiş olsa da iran unsurlarının ön konuşlandırılmış dış sunucularla çökmemesi, bu altyapıdan bağımsız vizyonu sahadan doğrulamıştır.

kitleler olayların sansasyonel boyutuyla ilgilenirken; arka planda işleyen bu rasyonel devlet politikası göz ardı edilmektedir. ancak üst satırlarda çizdiğimiz bu asimetrik başarı tablosu, okuyucuda her şeyi kusursuz planlayan yenilmez bir iran aklı yanılsaması yaratmamalıdır. madalyonun diğer yüzüne baktığımızda iran'ın asimetrik harp ve dron teknolojilerine yönelmesi salt bir fütüristik vizyondan ziyade, çaresizliğin rasyonalitesi olarak da okunabilir. zira hava kuvvetleri 1970'lerden kalma uçan tabutlara dönüşmüş, konvansiyonel silah alım kanalları kapanmış bir ülkenin gökyüzünde hayatta kalabilmek için yeraltı silolarına ve tek kullanımlık otonom sürülere yönelmekten başka çaresi kalmamıştır. yani ortada stratejik dehadan daha çok, köşeye sıkışmış bir aklın varoluşsal hayatta kalma refleksi söz konusudur. iran, konvansiyonel bir silahlanma yarışının getireceği ekonomik tükenmişlik yerine, maliyet-etkinlik rasyonalitesini kendi lehine çevirecek bu spesifik alanlara odaklanmaya mecbur kalmıştır.

yine strateji literatüründe maliyet dayatması olarak geçen bu durum, bugün abd gibi bir rakibi savunma yaparken iflasa zorlamaktadır. bu durum, batılı düşünce kuruluşları tarafından da bizzat kabul edilmiş durumdadır. aspi'nin raporundaki “araştırmayı kapasiteye dönüştürmek zor ve pahalıdır” uyarısı ve bisi raporlarına göre nisan ve ekim 2024'te iran balistik füzelerinin yüzde 90'ından fazlasının demir kubbe tarafından düşürülmüş olması gerçeği ortada dursa da; modern harbin bu yeni matematiğini asıl gözler önüne seren kırılma anı, haziran 2025'teki 12 günlük savaş olmuştur. chatham house'un mart 2026'da yayımladığı raporda stratejik bumerang olarak adlandırdığı bu savaşın sonucu, asimetrik harbin sınırlarını da acı bir şekilde çizmiştir. evet, shahed-136 veya muadili dronla düşman hava savunması satüre edilebilir ve devasa maliyetler dayatılabilir; ancak bu taktiksel başarı, tırmanan savaşta abd'nin muazzam konvansiyonel ateş gücünün iran'ın zaten kırılgan olan sivil ve enerji altyapısını dümdüz etmesini engelleyememiştir. asimetrik silahlar düşmanı kanatır, büyük maliyetler ödetir, ancak tek başına savaşı kazanıp refah üretemez. yine de cfr ve foreign affairs raporlarındaki tespitler her şeyi özetlemektedir. nihayetinde, dünyanın en güçlü ordusu abd, iran'ın shahed-136 dronunu 18 ayda tersine mühendislikle kopyalayıp lucas (low-cost uncrewed combat attack system) adıyla üretmek ve kullanmak zorunda kalmıştır. zira yalnızca 800 milyon dolara 23.000 lucas mühimmatı alınabilmekte ve en gelişmiş savunma sistemleri bile bu hacim karşısında doyuma ulaşmaktadır.

tarihsel perspektiften bakıldığında, sahadaki tablo yapısal bir tekerrürden ibarettir. 1588'de ispanyol armadası'nın yaşadığı doktriner çöküş bunun prototipi sayılabilir. dönemin yüzen kaleleri olan devasa kalyonlar, ingilizlerin ateş gemileri (bkz: fire ships) gibi düşük maliyetli, feda edilebilir ve manevra kabiliyeti yüksek asimetrik unsurları karşısında operasyonel felç yaşamıştır. kalyonların muazzam ateş gücü, kendilerinden çok daha çevik olan ve hedef küçültmeyi başaran bu unsurları durdurmaya yetmemiştir. sonuçta devasa sermaye yatırımı, ihmal edilebilir operasyonel maliyet karşısında stratejik olarak saf dışı kalmıştır. nitekim daha yakın tarihte, 1980'lerde sovyetlerin afganistan'da stinger füzeleri karşısında yaşadığı helikopter krizi veya 2006'da hizbullah'ın merkava tankları üzerindeki kornet etkisi, asimetrik maliyet dayatmasının konvansiyonel üstünlüğü nasıl işlevsizleştirdiğini çok daha net göstermiştir. günümüzde konvansiyonel uçak gemisi görev grupları ve sabit savunma bataryaları da akıllı otonom sürüler karşısında buna benzer bir armada krizi yaşamaktadır.

tüm bu küresel projeksiyonun türkiye açısından karşılığı da dikkate değerdir. aynı aspi veri setlerinde türkiye'nin 2003-2007 bandındaki 18. sıradan, son beş yılda muazzam bir ivmeyle ileri uçak motorlarında dünyada 4. sıraya ve işbirlikçi otonom sistemlerde ilk 10'a yerleşmesi önemli bir stratejik kazanımdır. ancak türkiye'nin vereceği asıl sınav, bu askeri teknolojiyi sivil sanayiye aktarıp yeni dijital-endüstriyel çağda önemli oyuncu olup olamayacağıdır. zira madalyonun diğer yüzünde, iran'ın asimetrik askeri başarısına rağmen makroekonomik olarak çökmüş olması (bkz: #181105341), bu sivil entegrasyonu ihmal etmesinden de kaynaklanır. iran, alan kapatma doktriniyle yıkıcı bir asimetrik güç haline gelmiş ancak sivil endüstrisinde tel tel dökülen, refah üretemeyen izole bir teknoloji adacığına hapsolmuştur. aspi'nin kritik teknoloji listelerine soktuğu o parlak üniversitelerden mezun olan beyinlerin ilk fırsatta göç etmesi, bu askeri başarının ülkeyi içeriden çürüten sosyo-ekonomik çöküşü perdeleyemediğini açıkça kanıtlamaktadır.

netice itibarıyla modern jeopolitik rekabet, cephe hattında atılan mühimmat miktarından önce; laboratuvarlarda, akademik atıf sayılarında ve doğru tahsis edilmiş ar-ge bütçelerinde kazanılmaktadır. istatistikler de yalan söylememiş; aksine, sahadaki gerçeğin saf matematiğini olaylar vuku bulmadan yıllar önce ortaya koymuştur. iran örneğinde görüldüğü üzere, askeri sahada yaratılan asimetrik mucizeler, sivil ekonomiye tahvil edilemediğinde düşmanı durdursa da ağır yapısal çöküşü engellemeye yetmemektedir. ülkemiz açısından masada duran ve cevaplanması gereken asıl soru da burada düğümlenmektedir. türkiye'nin veri setlerine yansıyan o umut verici mühendislik ivmesini, ülkenin kaderini değiştirecek sivil ve makroekonomik bir dönüşümün kaldıracı mı yapacaktır; yoksa bu önemli birikim, sadece gökyüzünde patlayıp sönen gurur verici bir askeri yetenek olarak mı kalacaktır?