2. Sezon Onayını Şimdiden Alan IT: Welcome to Derry 1. Sezonun İncelemesi

Stephen King'in IT romanından uyarlanan diziye neden bir şans vermelisiniz?
2. Sezon Onayını Şimdiden Alan IT: Welcome to Derry 1. Sezonun İncelemesi

stephen king'in çok sevilen ve bilinen eserlerinden it'ten uyarlanan, "welcome to derry" isimli tv serisinin 1. sezonu tamamlandı. 8 bölümden oluşan sezon, 14 aralık 2025 itibarıyla sona erdi.

1986 yılında yayınlanan romanın ilk uyarlaması, 1990 yılında 2 bölümlük mini dizi şeklinde yapılmıştı. hikaye çok sağlam bir korku eseri olduğu için, ilk uyarlama aslında yeteri kadar iyi bulunmadı. 2017 ve 2019 yıllarında, it chapter one ve it chapter two adıyla, iki uzun metraj film vizyona girdi. chapter one'ın elinde, hala kırılması zor bir rekor bulunuyor. 700 milyon usd'nin üzerinde gişe yapan ilk film, direkt korku türüne ait olan bir 18+ filmin, dünya çapında yaptığı hasılatta zirvede. aslında bu, stephen king'in öyküsünün, dünya üzerinde ne kadar çok alıcısı olduğunu kanıtlayan bir başarı.

bununla beraber eleştirmenler bazında iki film, korku sineması klasikleri olarak değerlendirilmiyor. genel anlamda romanın hakkını tam olarak veremedikleri ve sinema filmi olarak, aynı seviyede eserler olamadıklarından dem vuruluyor. gerçekten bu böyle. yani siz romanı okuyup, sevenlerdenseniz, filmlerden ve ilk mini diziden tatmin olmanız biraz zor.

doğal olarak hbo'nun başlattığı yeni projenin işi hiç de kolay değildi. çünkü ellerinde metal yorgunu bir bagaj vardı. hikayeye son dokunuşun üzerinden henüz 6 yıl geçmişti ve projenin nitelikli olması için, mutlaka içerisinde cezbedici güzellikler ve özgün yanlar bulunmalıydı. yapım, uzun metraj filmlerin de yönetmeni olan andy muschietti e emanet edildi.

26 ekim 2025'te pilot bölümün yayınlanmasıyla başlayan 1. sezon, son bölüm olan 8. bölümün 14 aralık 2025'te yayınlanmasıyla tamamlandı. peki yeni seri genel olarak nasıl olmuş? efsanevi romanın hakkını verebilmiş ve korku yapımlarını sevenler için tavsiye niteliği taşıyor mu? bunlara bölümler bazında kronolojik ilerleyip, spoilerlı olacak şekilde cevap verelim.

Uyarı: Sonrası spoiler içerir.

1. bölüm

john f. kennedy suikastının bir sene öncesi, 1962 yılında geçen sezon, 60'lar korku sineması sevenler için güzel bir atmosfer vaat ediyordu. canavarın derry halkına olan zulmünün bu döngüdeki başlangıcı, oldukça uzun bir sekans olarak bize sunuldu. pilot bölümün açılış sahnesi gerçekten etkileyici ve tedirgin ediciydi. it'in mutant bebek şeklinde dünyaya gözlerini açması ve araba içinde yaşanan terör, kaliteli efektlere sahipti. 50 dakikalık bölümün, ilerleyen 30 dakikası karakter tanıtımına odaklanmıştı ve karakterlerin bazılarında aksayan oyunculuklar hissedilir seviyedeydi.

bölümün son on dakikası, yani sinema salonunda yaşanan dehşet, kıpkırmızı tonlarla pekiştirilmişti. mutant bebeğin geldiği devasa form ve üç çocuğu öldürmesi, yapımın acımasızlıkta elini korkak alıştırmayacağının işareti gibiydi. bölüm izleyicisini yeterince germiş ve tedirgin etmişti. bir sonraki bölümü kesinlikle izleten bir yapısı vardı. sadece bazı oyuncular pek sempatik gelmiyordu ve onlara adapte olmak kolay olmayabilirdi. bölümün puanı kanımca 8.5/10 gibi olmalıydı.


2. ve 3. bölüm

bu iki bölümü, farklı yönleriyle filler (dolgu) bölümler olarak niteleyebileceğimiz için, birlikte değerlendirmekte sakınca yok. 2. bölümde dizinin iki önemli karakterine geçmiş travmaları it'in farklı formları tarafından hatırlatıldı. ilki ronnie grogan, ikincisi de oyunculuğu bence en iyi olan çocuk karakter lilly bainbridge. bu iki karakterin üzerine daha çok yük bineceği netleşti. akran zorbalığını da görmeye başladığımız bölümün izleyiciyi sıkan tarafı, kesinlikle askerlerin bulunduğu sahnelerdi. zaten bölüm sonunda da, kazılan araziden çıkan cesetlerle tamamlanmıştı.

1908 yılında başlayan ve yönetmen andy muschietti'nin sirk çalışanı olarak cameo'sunu gördüğümüz 3. bölüm, hikayenin 54 seneki önceki arkını çalıştırmaya başladı. 54'ün sebebi elbette 27'nin katı olmasaydı. çünkü it laneti, 27 yılda bir hortlayan türde bir lanetti. menşeii hikaye ve kızılderililerin hikayeyle bağlantısı ortaya çıktı. bu bölümde yine askeri sahneler ağırlıktaydı ve bolca diyalog barındırıyordu. akran zorbalığı olmazsa olmazdı.
3. bölümün son 10 dakikasındaki güzel, kaliteli, harry pottervari fantastik korku teması yüzünden 7.5/10, ikinci bölüme ise, işlediği filler (dolgu bölümü olmak) günahı yüzünden, 7/10 puan veririm.

4. bölüm

dizinin en önemli ve en değerli birkaç bölümünden biri. bunun sebebi, canavarın menşeiini ve tüm olayların nasıl başladığını birebir öğretmesi. aslında bölümün tamamı çok da iyi değil. 1 saatlik bölümün ilk yarısında korkutucu sahne çok az ve yoğunlukla dramaya odaklanılıyor. dolayısıyla 30 dakika, pek bir numara yok desek doğru olur. ancak ikinci yarıdaki can yakan "göz" sahnesindeki gerilim teması müthiş.

gelelim bölümün çılgın atmasına sebep olan olaya. stephen king'in yine en önemli eserlerden the shining de (cinnet) otelin aşçısı olarak yer alan karakter dick hallorann'ın, bu dizide asker olarak yer alması ve iki öyküyü birleştirmesi, hayranların doğal olarak coşmasına sebep olmuştu. dizide asker olarak yer alan karakterin soyadını öğrendiğimizden beri, zaten bir numaralar çevireceğini biliyorduk. çünkü shining'ten biliyoruz ki hallorann, telepati yeteneğine sahip ve başkalarının zihninde gezinip, ölülerle ve yaşayanlarla (bu parıltı özelliği olanlar) ağzını açmadan bile konuşabiliyor.

canavarın menşeiini öğrenmek için, kızılderili taniel'in bilincine yerleşen hallorann, it'in aslında henüz insanlar var olmadan milyonlarca yıl önce, dünya dışından bir yıldız üzerinde geldiğini anlar ve orijin hikayesini öğrenir. antik ismi galloo (galuu diye okuyun) olan varlık, kızılderililerin hakkındaki keşifleri ve çabalarıyla, mühürlenen bir alana mahkum edilebilmiştir. ancak "kızılderili soykırımına" referans olacak şekilde, beyaz adamın topraklara gelip, antlaşmayı bozması sonrası canavarın yaydığı vahşet, bir noktada önlenemez hale gelir. bölümün ilk yarısından 1.5 puan kırarsak, 8.5/10 puanı hakettiğini söylememiz gerekir. çünkü orijinal hikayeyi merak eden herkesi tatmin eden, mutlaka izlemeniz gereken bir bölüm.

5. ve 6. bölüm

5. bölüm, bir korku dizisini tam anlamıyla hissettiren bölüm oldu. sanırım pilot bölüm epey erken çekildi. çünkü bu bölümde tekrar ortaya çıkan ve yol gösterici olan matty, ilk bölümde baya bi çocukken, burada bildiğimiz ergen olarak karşımıza çıkıyor. hallorann'ın gücüyle dizginleri ele alıp, yaratığa yaklaşması ve operasyon sahneleri çok iyi. bölümün iyi olmasının diğer sebebi, kurgusal güzellik. tabii ki pastanın üzerindeki çilek, bill skarsgard'ın ilk defa ortaya çıkışı ve son sahnede one man show yapması. oyuncu sanki bu rol için doğmuş. ergen matty'nin bedeninden fırlayan pennywise'ın yarattığı korku enfes. bayılarak izledim. bölüme puanım, 9/10 dur. çünkü ilk 5 bölüm arasında açık ara en iyisi bu bölümdü.

sonraki bölüm, 1935'de juniper hill tımarhanesinde açılıyor. bu bölüm aslında biraz fırtına öncesi sessizlik gibi. küçük kahramanlarımız, pennywise'ın "kriptonitini" tesadüf eseri keşfediyor. derry halkından ingrid kersh'in küçüklüğünde yaşadığı travma sahnesi siyah beyaz çekilmiş ve harika bir sinematografiye sahip. gelgelelim, bölüm biraz ağır ilerliyor. rich karakterinin gelişimi çok iyi. korku ve travma sahneleri biraz tekrar. ırkçılığa emin olduğumuz ve asker menşeii villainlerin yaklaştığı bölüm. bizi hazırlama adına yapılmış, biraz geliştirme/beta bölüm olduğu için puanım, 8/10.

7. bölüm

bir hbo klasiği olarak, finalden önce seviyeyi arşa çıkaran bölüm. geçmişte başlayan bölümde, sirkte çalışan palyaço bob gray'in bedeninin, canavar tarafından ele geçirilişi ve bunun sebebinin, çocukların o'nu çok sevmesi olduğunu görüyoruz. böylelikle kendisi, kolayca kandırabiliyor tüm çocukları. beklentimin epey üstüne çıkan bölümdeki korku, gerilim ve aksiyon inanılmaz iyi. adeta kısa bir korku sineması klasiği izlediğimiz bölümde böylesi bir zirvenin test edilmesi, korku fanlarına olağanüstü haz vermiş olmalı. the black spot adıyla yayınlanmış bölümde, biz zaten önceden dick hallorann'ın büyük bir yangından kurtulacağını biliyorduk. ırkçılık hastalığının en saf halini gördüğümüz filmdeki yangında, küçük kahramanımız rich'in kendini titanic'teki jack gibi feda etmesi de, unutulmazlar arasına girmiştir. pennywise'ın şiddetten beslenmesi ve kötülüğün vücut bulmuş hali olarak, finalde de tüm haşmetiyle arz-ı endam etmesi, kelimeleri kifayetsiz bırakıyor. bu bölümden puan kırmak ne haddime! elbette puanım; 10*/10* (yıldızlı)

alttaki linkte, bölümde gerilimin tavan yaptığı, o unutulmaz sahnenin 4k videosunu izleyebilirsiniz.

pennywise kızıyla tekrar karşılaşır korkunç sahne


8. bölüm (sezon finali)

sezon finali yayınlandığında, içimi biraz hüzün kapladı. bunun sebebi, uzun süre ikinci sezonu bekleyecek olmamız. 68 dakikalık bölüm, korku ve fantastik sinema karışımı epik bir finali bizlere izletti. ben yine de 7. bölüm seviyesinde bulmadım finali. çünkü bir önceki filmdeki korku ve gerilim, bu bölümde yerini daha fantastik ögelere bırakmış. dolayısıyla benim gibi önceliğiniz korkuysa, 7. bölüm dizinin zirvesidir. ancak , genel olarak prodüksiyon kalitesi ve muazzam görsel efektler ve harika after credits ile de, bu bölümün aslında kusursuz olduğunu söylemek gerek. yani puanı elbette 10/10.

yaratığı etkisiz hale getirmek için, ölü ağacın içine gömülmesi gereken hançerin, gömülmeye direnmesi ve bunu başarmak için rich'in ruhunun koşarak gelmesi, bölümün hiç şüphesiz climax (zirve) noktasıydı ve buradaki efektler, izleyici coşturacak kadar iyi. burada yüzüklerin efendisi'nde yok edilmeye çalışılan yüzüğü hemen hatırlıyoruz. fantastik hikayelerden game of thrones, harry potter ve the lord of the rings'e benzer temalar, özellikle finalde yoğunlukla kullanılmış. epik bir sonla biten birinci sezonun kapanış kredilerinin ardından gelen sahnede ise, bir sonraki döngü olan 1989 yılının bir öncesine gidiyoruz. 2017'deki it chapter one'da yer alan beverly marsh karakterini, annesinin intiharına ağlarken görüyoruz. bununla beraber, 26 yıl yaşlanmış olarak gördüğümüz, pennywise bob gray'in kızının, beverly'e gülümseyerek, "derry hakkında ne derler bilirsin. burada ölmüş olan kimse, gerçekten ölmüş sayılmaz." demesi, ikinci sezonun da gerilimini şimdiden başlatmış oluyordu.

it welcome to derry, kaliteli bir ilk sezonla sona erdi

dizi, her ne kadar eleştirmenlere hala kendini kabul ettiremese de, fanzone için gayet olumlu göstergelere sahip olduğu aşikar. ayrıca başlangıç ve ilk 4 bölümden sonra 7.7'ye düşen imdb puanı, şimdilerde 7. bölüm ve sezon finalinin etkisiyle tekrar 8.0 e çıkmayı başardı. bu pek sık olan bir şey değil. çünkü bu tür yapımların genelikle puanı, başlangıçtan itibaren aşağı yönlü revize olur.

bill skarsgard'ın harikalar yaratıp, adeta efsaneleştiği, başlarda biraz teklese de, sezonun ikinci yarısından itibaren istikrarlı biçimde raya oturan bir hikayeyle bizleri buluşturan dizi, türü sevenler olarak kaçırılmaması gereken bir yapım olmuş. diziye genel olarak 8.5/10 verip, merakla beklediğimiz ikinci sezonda görüşmek üzere diyelim.