Yapay Zeka Balonu Patlamak Üzere Olabilir mi?

Son dönemde yapay zeka alanındaki finansal hareketlilik -Nvidia hisselerinin rekor üstüne rekor kırması- teknoloji ve finans çevrelerinde haliyle bir yatırım balonu endişesini beraberinde getirmeye başladı.
Yapay Zeka Balonu Patlamak Üzere Olabilir mi?

son dönemde yapay zeka alanındaki finansal hareketlilik -nvidia hisselerinin rekor üstüne rekor kırması- teknoloji ve finans çevrelerinde haliyle bir yatırım balonu endişesini beraberinde getirmeye başladı. öncelikle bir konuyu açıklamakta fayda var, en azından bilmeyenler için, yatırım balonu nedir? "bir varlığın veya sektörün değerinin gerçekçi temellerden kopuk şekilde şişmesi ve sonunda patlayarak değer kaybetmesi" riskini ifade eden bir kavramdır. yapay zeka girişimleri ve bu alandaki büyük şirketlerin değerlemeleri öylesine astronomik seviyelere ulaştı ki, eğer ortada bir balon varsa ve patlarsa yaratacağı depremin yanında mortgage krizi yahut dot-com balonu devede kulak kalır. peki bu alandaki şirketler arası finansal ilişkiler ağı bu riski nasıl besliyor? gelin, openai, nvidia ve diğer devlerin birbirine nasıl bağımlı hale geldiğini, girift ilişkiler kurduğunu, yatırımların ve iş anlaşmalarının nasıl iç içe olabildiğince temel düzeyde masaya yatıralım.

karşılıklı yatırımlar ve hizmet anlaşmaları: kimin eli kimin cebinde?

son dönemlerde ortaya çıkan manzara gösteriyor ki, yapay zeka dünyasında dev şirketler birbirlerinin hem yatırımcısı hem müşterisi. ortada, iç içe geçmiş finansal bir ağ söz konusu. bir şirket diğerine yatırım yapıyor, ancak o para dönüp dolaşıp yine yatırım yapan şirkete hizmet alımı olarak geri geliyor. türkçede bunun için güzel bir deyim var: kimin eli kimin cebinde belli değil!

mesela nvidia ve openai arasındaki ilişkiye bakalım. dünyanın en büyük yapay zeka çip üreticisi nvidia, openai'a 100 milyar dolara kadar yatırım yapmayı planladığını duyurdu. bu yatırım doğrudan openai'ın kasasına girecek ve openai bu parayla yine gidip nvidia'nın ürettiği gelişmiş yapay zeka işlemcilerini satın alacak. yani nvidia bir yandan openai'a para veriyor, öte yandan openai bu parayı dönüp nvidia'nın ürünlerine harcıyor. finans analistleri bu duruma dikkat çekerek, nvidia'nın yatırdığı paranın çip alımları olarak kendisine geri dönmesinin bir tür "döngüsel" finansman yaratabileceğini vurguluyor. bir market düşünün: komşusu olan manava para verip meyve alıyor. manav da kazandığı parayla aynı marketten çamaşır deterjanı alıyor. ikisi de alışveriş yapıyor ama sokağa dışarıdan müşteri gelmediği sürece bu döngünün sonsuza kadar sürmeyeceği aşikar. bir yerde paraları biter. bir analistin ifadesiyle, bu anlaşma bir yandan openai'ın devasa altyapı hedeflerine ulaşmasına yardımcı olurken, diğer yandan da "nvidia'nın yatırdığı dolarların çip alımı olarak yine nvidia'ya dönmesi yönündeki endişeleri artırıyor". kısacası ortada, şirketlerin birbirini beslediği dairesel bir düzen var.

benzer bir iç içe geçme örneği de openai ile oracle arasında. 2025 yılında oracle, openai ile tarihin en büyük bulut hizmet anlaşmalarından birini yaptı: openai önümüzdeki 5 yıl boyunca oracle'dan 300 milyar dolar değerinde bulut bilişim hizmeti satın almayı taahhüt etti. evet, yanlış duymadınız, 300 milyar dolar! bu anlaşma oracle'ı bir anda bulut piyasasında önde gelen oyunculardan biri haline getirdi ve oracle'ın ileriki yıllara dönük garanti edilmiş sözleşme gelirlerini uçurdu. peki oracle bu devasa talebi karşılamak için ne yapıyor? tabii ki nvidia'dan yüklü miktarda yapay zeka çipi satın alıyor. oracle'ın bu kontratı kazanabilmek adına altyapı yatırımlarını muazzam ölçüde artırdığı, 2026 yılı sermaye harcamalarını ikiye katlayarak 35 milyar dolara çıkardığı belirtiliyor -büyük ölçüde daha fazla nvidia gpu'su almak için. yani openai, oracle'ın bulutunda hizmet alacak; oracle, openai'ın talebini karşılamak için nvidia'ya ödeme yapacak; nvidia ise zaten openai'a yatırım yapmış durumda. görüyoruz ki, tüm taraflar birbirine hem tedarikçi hem müşteri hem yatırımcı rolünde.

şirketler arasındaki bu alışveriş ağına bir örnek de amazon ve anthropic iş birliği. openai'ın rakiplerinden sayılan yapay zeka girişimi anthropic, amazon'dan kademeli olarak 4 milyar dolarlık bir yatırım aldı. karşılığında amazon'un bulut platformu aws, anthropic'in birincil bulut ve ai eğitim ortağı oldu. anthropic, amazon'un özel yapay zeka yongaları olan trainium ve ınferentia çiplerini kullanmayı kabul etti, yani amazon yatırımı yaptı, anthropic de amazon'un ürünlerini tercih etmiş oldu. böylece amazon, bir yandan geleceğin potansiyel büyük ai şirketine ortak olurken bir yandan da kendi bulut hizmetine uzun vadeli bir müşteri kazanmış oldu. üstelik amazon bu hamleyle microsoft ve google gibi rakiplerine karşı "bakın en iddialı ai modelleri bizim platformumuzda eğitiliyor" diyebilecek bir konuma geldi.

microsoft cephesinde de tango var. microsoft, openai'a ilk olarak 2019'da 1 milyar dolar yatırdı, ardından 2023'te multimilyar dolarlık yeni yatırımlarla ortaklığı pekiştirdi. bu iş birliğine koştuğu şart gereği azure, openai'ın tek bulut sağlayıcısı haline geldi: openai tüm yapay zeka eğitimlerini ve servislerini microsoft'un azure ortamında çalıştırıyor. microsoft böylece hem openai'ın başarısından hisse sahibi oluyor hem de azure üzerinden ciddi bir gelir elde ediyor. yani yatırdığı paranın büyük kısmı azure tüketimi olarak kendine dönüyor da diyebiliriz. nitekim microsoft'un bulut birimi, openai'ın ihtiyaç duyduğu devasa hesaplama gücünü karşılayarak bu döngünün bir parçası haline gelmiş durumda. bu anlaşma sayesinde microsoft, openai'ın ürettiği teknolojileri (örneğin chatgpt'yi) kendi ürünlerine entegre etme ayrıcalığını da elde etti. son kullanıcı açısından "chatgpt'li bing" veya copilot gibi özellikler ortaya çıkarken, microsoft arka planda hem yatırımcı hem altyapı sağlayıcı olarak kazanıyor.

tüm bu örneklerde ortak patern şu: şirketler birbirine yatırım yapıyor, sonra da o yatırımı alan şirket yatırımcısının ürün ve hizmetlerini satın alıyor. bu kurguda herkes kendini kazanan gibi gösterse de aslında ortada kapalı bir ekonomik döngü oluşuyor. para şirketler arasında el değiştirip duruyor ve gerçek talebin ne kadar sağlam olduğu biraz belirsizleşiyor. bu durum, yapay zeka sektöründe talebin adeta önceden garanti altına alınmaya çalışıldığı izlenimini uyandırıyor. bir analistin tabiriyle, bu tür karşılıklı anlaşmalar "bariz bir ön talep yaratma çabasına" benziyor.

kendi ürününün müşterisine yatırım yapmak: ekosistem döngüsü

yukarıdaki örneklerden fark edeceğiniz üzere, dev şirketlerin son dönemdeki stratejilerinden biri de kendi ürün veya hizmetlerini kullanan şirketlere yatırım yapmak. bir anlamda, müşterisini finanse ederek uzun vadeli bağlılık yaratma taktiği diyebiliriz. bunun hem avantajları hem de riskleri var.

avantajı açık: yatırımcı şirket, parayı verdiği girişimin büyümesinden pay alırken, aynı zamanda ona mal veya hizmet satarak kendi gelirini de artırıyor. microsoft-openai örneğinde, microsoft sadece openai'ın büyümesinden kâr potansiyeli elde etmedi, aynı zamanda openai sayesinde azure kullanımı uçtu. amazon-anthropic örneğinde, amazon sadece finansör olmakla kalmadı, aws'i anthropic'in ana platformu haline getirerek bulut gelirlerine gelecekte milyarlar eklemenin yolunu açtı. nvidia-openai örneğinde ise nvidia, openai'a yatırdığı paranın belki büyük bir bölümünü yine openai'ın satın alacağı ekran kartları sayesinde geri alacak. bu, klasik anlamda "kazan-kazan" gibi görünebilir: girişim, ihtiyacı olan kaynağa kavuşuyor, yatırımcı da hem satış yapıyor hem hisse alıyor.

fakat madalyonun diğer yüzü var: bu durum yapay bir talep ve değer döngüsü yaratabilir. bir şirketin değeri ve satışları, bağımsız bir pazardan gelen gerçek talebe değil de ortağının cömert harcamalarına dayanırsa, işlerin rengi değişir. örneğin, openai'ın oracle ile yaptığı 300 milyar dolarlık anlaşma, oracle'ın bulut gelirlerini kağıt üzerinde patlatıyor. ancak bu gelirin tek müşterisi openai olacağı için, oracle açısından risk de yüksek: openai yarın frene basarsa bu dev gelir hayal olabilir. keza amazon'un anthropic'e yatırdığı para, aws için büyük bir müşteri yaratıyor, ama bu müşteri başarısız olursa amazon'un hem yatırımı hem de beklediği bulut geliri sekteye uğrayacak.

bir başka risk unsuru da şu: rekabet ve yenilikçilik azalabilir. eğer her büyük firma, küçük ama gelecek vaat eden ai şirketlerini kendi ekosistemine yatırımla bağlayıp kendine mecbur ederse, bağımsız oyuncuların pazarda yer bulması zorlaşır. mesela amazon, anthropic'i kendine bağlayıp trainium kullanmaya yönlendiriyor; microsoft, openai'ı azure'a angaje ediyor; nvidia, yatırım yaptığı şirketlerin kendi donanımından başka alternatif düşünmemesini sağlıyor. bu, sektör genelinde bir vendor lock-in etkisi yaratabilir.

özetle, "kendi ürününü kullanan şirkete yatırım" stratejisi kısa vadede kârlı ve mantıklı görünse de uzun vadede sistemin kırılganlığını artıran bir ekosistem döngüsü oluşturuyor. bu döngüde, gelirler ve değerlemeler gerçek pazar dinamiklerinden ziyade kapalı devre ilişkilerle pompalanıyor olabilir. tam da balon tartışmalarının merkezinde bu var: gerçek bir talep patlaması mı yaşıyoruz, yoksa şirketler el ele verip birbirlerinin değerini mi şişiriyor?

harcama-gelir dengesizliği: değerlemeler gerçekçi mi?

bir balonun en net işaretlerinden biri, şirket değerlemeleriyle gerçek finansal performans arasındaki uçurumdur. yapay zeka alanında bu uçurumu birkaç örnekte bariz şekilde görüyoruz. en çarpıcı olanı openai. chatgpt ile adını tüm dünyaya duyuran openai, olağanüstü bir değerlemeye ulaştı. 2023 başlarında yaklaşık 29 milyar dolar değer biçilirken, 2024 sonunda 80-90 milyar dolar seviyeleri telaffuz edildi. derken ekim 2024'te microsoft ve diğer yatırımcılardan 6.6 milyar dolar daha toplayıp değerlemesini 157 milyar dolara çıkardığı rapor edildi. bununla da kalmadı; 2025 sonbaharında nvidia'nın dahil olduğu dev anlaşma söylentileriyle birlikte openai'ın değerlemesinin 500 milyar dolara (yarım trilyon!) yaklaştığı bile konuşuldu. bugün openai, halka açık olmasa da dünyanın en değerli özel şirketlerinden biri konumunda.

peki bu şirket kar ediyor mu? hayır -tam tersine muazzam zarar ediyor. microsoft'un finans raporlarından anlaşıldığı kadarıyla openai, 2025'in sadece bir çeyreğinde yaklaşık 11.5 milyar dolarlık net zarar yazmış durumda. bir çeyrekte 11.5 milyar dolar! bu rakam, openai'ın aynı dönemde elde ettiği tahmini gelirlerin katbekat üzerinde. nitekim 2025 ilk yarısında openai'ın gelirinin sadece 4.3 milyar dolar civarında olduğu bildiriliyor. yani harcanan para, kazanılan paranın çok ötesinde. buradaki açığın sebebi, yapay zeka modellerini eğitmek ve sunmak için ihtiyaç duyulan muazzam bulut bilişim kaynaklarının maliyeti. openai, microsoft azure'da çalışmalarını yürütürken her kullanıcı sorgusunda bile bulut kredilerini tüketiyor. bu nakit yakma (cash burn) hızı, ancak sürekli yeni yatırım çekerek sürdürülebiliyor.

openai örneği tek değil. pek çok aı girişimi, henüz elle tutulur bir kâr modeli oluşturamadan milyarlarca dolar değerlemelere ulaştı. bunun mümkün olmasının nedeni, big tech denilen nakit zengini dev şirketlerin bu alana oluk oluk para akıtması. microsoft, google, amazon, nvidia, oracle gibi şirketler son birkaç yılda ai girişimlerine on milyarlarca dolar yatırım yaptılar. bu para girişi, girişimlerin zararını finanse ediyor ve yatırımcılar gelecekteki potansiyel kârlara odaklanarak bugünün zararlarını önemsemiyor. bu durum bir bakıma dot-com balonu dönemini andırıyor: o zamanlar da internet şirketleri daha para kazanamazken inanılmaz piyasa değerlerine ulaşmıştı. fakat arada bir fark var: o balonda parayı ortaya koyanlar çoğunlukla heyecanlı küçük yatırımcılardı; burada ise faturayı devasa şirketler ödüyor.

bu dengesizliğin bir boyutu da büyük şirketlerin kendi bilançolarında bu zararları saklama biçimleri. örneğin microsoft, openai'a akıttığı paraları ve openai'daki payından doğan zararları finans raporlarında belirsiz kalemler altında gösteriyor. 2025 mali yılında microsoft, "diğer" giderler kaleminde 4.7 milyar dolar zarar açıkladı ve bunun büyük kısmının openai yatırımı kaynaklı olduğu ortaya çıktı. microsoft'un openai'daki ekonomik payının değerinin 100 milyar doları aştığı tahmin edilse de, openai'ın dev zararları nedeniyle microsoft'un muhasebe defterinde bu yatırımın değeri neredeyse sıfıra inmiş görünüyor. yani kağıt üzerinde microsoft kazanmış gibi görünmüyor, ama piyasa bunu geleceğe dönük stratejik bir hamle olarak alkışlıyor.

özetle, yapay zeka balonu tartışmasında kilit nokta, bugün elde edilen finansal sonuçlarla biçilen değer arasındaki uçurumdur. openai gibi şirketler gerçek gelirlerinin belki yüz katı değerlemelere sahip olabiliyor. bu da beklentilerin muazzam derecede şiştiğini -işte balon burada!- gösteriyor. şirketler "ileride dünyayı değiştirecek" vizyonuyla inanılmaz değerlemelere ulaşıyor, fakat bugünün bilançosu bu hikayeyi doğrulamıyor. tarih bize genelde böyle durumların sürdürülemez olduğunu, ya beklentilerin törpülendiğini ya da gerçek performansın bir noktada patladığını gösteriyor. ancak şu an için, cebinde milyarlarla gezen büyük yatırımcılar bu açığı finanse etmeye istekli olduğu sürece parti devam ediyor diyebiliriz.

nvidia'nın donanım tahtı ve bağımlılık sarmalı

yapay zeka rönesansının arkasındaki görünmez el, donanım devrimi diyebiliriz. bu alanda da tartışmasız kral nvidia. modern yapay zeka modellerini eğitmek ve çalıştırmak için gereken grafik işlemcileri (gpu) ve özel hızlandırıcıların ezici kısmını nvidia üretiyor. şirketin pazar payı o kadar dominant ki, nvidia'nın ismi adeta yapay zekayla özdeşti. chatgpt gibi bir modeli eğitmek istediğinizde, binlerce nvidia gpu'suna ihtiyaç duyuyorsunuz. alternatif? sınırlı: google kendi tpu çiplerini kullanıyor, amazon trainium ve ınferentia geliştirdi, bazı girişimler amd veya özel tasarım çiplere yöneliyor... ama bunların hiçbiri şimdilik nvidia'nın sunduğu kombinasyonu (donanım + yazılım ekosistemi + yılların optimizasyonu) tam manasıyla yakalayabilmiş değil.

bu donanım hakimiyeti, sektörde bir bağımlılık ilişkisi yaratmış durumda. openai gibi devasa bir model geliştiren şirketler, nvidia olmadan ilerleyemiyor. hatta bırakın ilerlemeyi, hayatta kalmaları bile nvidia'nın üretim kapasitesine ve insafına bağlı hale gelmiş durumda. 2023-2024 yıllarında nvidia'nın ürettiği en ileri gpu'lar (h100 gibi modeller) piyasaya çıkar çıkmaz tükendi; talep o kadar yoğundu ki sipariş listeleri yıllar sonrasına kadar doldu. bu nedenle, yapay zeka girişimleri donanım bulabilmek için bulut sağlayıcılarla özel anlaşmalar yapmaya, hatta karaborsadan ekran kartı toplamaya bile başladılar.

nvidia cephesi için işler rüya gibi: talep patlaması sayesinde şirket inanılmaz kârlılıklara ulaştı. örneğin 2025 yılının son çeyreğinde nvidia'nın 36 milyar dolar ciro yapıp 22 milyar dolar net kâr elde etmesi bekleniyordu ki bu muazzam bir marj demek. şirketin piyasa değeri de bu beklentilerle uçuşa geçti, 2023'te 1 trilyon dolar sınırını aşan nvidia hisseleri 2025'te daha da katlandı. hatta bir ara şirketin değerlemesinin 5 trilyon dolara yaklaştığı haberleri çıktı (bu rakam bazı ülkelerin yıllık ekonomik üretimini aşıyor!). uzun lafın kısası nvidia, ai çağının petrol şirketi gibi; herkes ondan almak zorunda, para ona adeta oluk gibi akıyor.

ancak bu durumun riskleri de yok değil. birincisi, böylesine tek bir tedarikçiye bağlılık, ekosistemi kırılgan yapıyor. eğer nvidia'nın üretiminde bir aksaklık olsa, ya da beklenen yeni jenerasyon çiplerinde bir gecikme/başarısızlık yaşansa, bu durum tüm yapay zeka girişimlerini etkileyecek domino taşı etkisi yaratabilir. ikincisi, nvidia'nın da bu balon endişesinin merkezinde olması. sonuçta şirketin bugünkü astronomik değeri, yapay zekaya yönelik talebin yıllarca katlanarak gideceği varsayımına dayanıyor. eğer talep artışı ivme kaybeerse veya daha da kötüsü yatırımda frene basılırsa, nvidia'nın satışları da darbe alacaktır. piyasa bunu seziyor olacak ki nvidia da proaktif adımlar atıyor: örneğin bulut altyapı şirketi coreweave ile yaptığı anlaşmaya bakalım. coreweave, nvidia destekli (nvidia-backed) bir yapay zeka bulut sağlayıcısı ve openai ile microsoft gibi devlere hizmet veriyor. nvidia, eylül 2025'te coreweave'den 6.3 milyar değerinde bulut kapasitesi alımı garantisi veren bir sipariş anlaşması imzaladı. anlaşmaya göre, coreweave elindeki bulut gpu kapasitesini satamazsa 2032'ye kadar elde kalan kısmını nvidia satın alacak. bu, adeta coreweave için bir can simidi (backstop) işlevi görüyor; yatırımcılar coreweave'in müşteri bulamazsa bile nvidia sayesinde gelir elde edeceğine ikna oldu. nitekim coreweave bu sayede pozisyonunu sağlamlaştırdı, zira en büyük müşterileri microsoft ve openai dışında kalan kapasitesini dolduramazsa diye artık endişe etmiyor. fakat bu tabloya tersten bakarsak: nvidia kendi ürünlerine talebi garantiye almak için müşteri şirketlere gelir garantisi veriyor! bu, eşi görülmemiş bir durum. bir çip üreticisinin, bulut ortağının satamadığı kapasiteyi almaya söz vermesi -demek ki nvidia da talebin kesilmesi olasılığını göz ardı etmiyor, kendi ekosistemini suni solunumla destekliyor.

sonuç olarak, nvidia'nın dominasyonu iki ucu keskin kılıç gibi. şu an nvidia sayesinde yapay zeka devrimi mümkün oluyor ve şirket müthiş kazanıyor. fakat sektördeki herkes nvidia'ya bu kadar bağımlıyken, tüm yumurtalar tek sepete toplanmış gibi bir durum var. nvidia'nın attığı adımlar da bu bağımlılığı daha da artırıyor; zira küçük ai girişimlerini yatırım veya garantilerle kendine bağlı kılıyor. balon tartışması da tam burada alevleniyor: eğer piyasa nvidia merkezli bu döngüye aşırı bel bağlamışsa, bir sorun çıktığında balonun patlayışı çok şiddetli olabilir.

balon riskine genel bakış ve sonuç

tüm bunları bir araya getirdiğimizde, yani moda tabirle büyük resme baktığımızda, yapay zeka sektöründe bir yatırım balonu oluşma riski olduğu yönündeki kaygılar gayet anlaşılabilir. şirketler arası karşılıklı yatırımlar ve satış anlaşmaları, sektörde gerçek talebin ötesinde bir hype ve değer şişkinliği yaratıyor olabilir. devler, küçükleri fonluyor; küçükler, devlerin ürünlerini tüketiyor; devler böylece daha da büyüyor... bu bir süre herkese kazandıran bir döngü gibi görünse de, sürdürülebilirliği belirsiz hatta imkansız. dışarıdan yeni para akışı azalır veya teknolojik ilerleme beklentileri karşılamazsa, sistem kendi üzerine yıkılan bir kuleye dönüşebilir.

yine de resmin tamamına baktığımızda iyimser bir perspektif de yok değil. sonuçta bu seferki "balon" potansiyeli, dot-com dönemindeki gibi tamamen hayal ürünü şirketlerden oluşmuyor. aksine, işin mutfağında nvidia, microsoft, amazon, google gibi devasa ve kârlı şirketler var ve bunlar gerçekten ceplerinden para koyarak bu devrimi finanse ediyor. bu da bir nevi güvence sağlıyor; zira bu şirketler bir gecede batıp gitmez, gerektiğinde zararı bir süre daha sırtlayabilirler. ayrıca yapay zeka teknolojileri gerçekten de pek çok sektörde verimlilik artışı ve yeni fırsatlar yaratmaya başladı bile -ortada tamamen boş bir hayal yok. donanım ve altyapı tarafında elde edilen somut gelirler, henüz "balon patlayacak" alarmı vermiyor. hatta yeni çıkan nvidia çiplerinin yok satması, talebin kısa vadede oldukça gerçek olduğunu gösteriyor.

bu yüzden belki de şu anda içinde bulunduğumuz dönem, bir balon değil de bir süper hızlı yükseliş dönemi (belki bir hype döngüsü demek daha doğru) olabilir. ancak tarihten de biliyoruz ki, böyle dönemlerde temkinli olmak faydalıdır. büyük umutlarla şişen balonlar, genelde kimsenin beklemediği bir anda patlar. öte yandan bazı balonlar da beklendiği gibi patlamaz, yavaşça sönüp makul bir büyüme trendine oturur.

yapay zeka alanında da önümüzdeki birkaç yıl kritik olacak. eğer şirketler arası bu karşılıklı çıkar ağı sağlıklı bir ekosisteme evrilip gerçek ekonomik değer üretmeye devam ederse, belki de balon endişeleri boşa çıkacak. ama eğer finansal döngüsellik, gerçek inovasyonun önüne geçip bir illüzyon yaratıyorsa, o zaman dikkatli olmakta fayda var. nitekim bir teknoloji yorumcusu bu durumu, "ai balonunu aslında büyük teknoloji şirketleri şişiriyor ve patlamadan önce etrafta dolaşacak hâlâ çok para var" diyerek biraz ironik şekilde özetliyor.

en nihayetinde, ister balon diyelim ister dalga, yapay zeka alanındaki bu hareketlilik herkesi koltuğunun ucunda tutuyor. devlerin karşılıklı dansını izlerken, biz kullanıcılar da her gün yeni bir yapay zeka ürünüyle tanışıyoruz. balon riski var diye inovasyonun durmasını kimse istemez. ama bilinçli bir iyimserlik belki de en doğrusu: hem heyecanı paylaşalım, hem de alttaki finansal oyunların farkında olalım. böylece balon mu değil mi, zaman gösterecek ama biz hazırlıklı oluruz.

kaynaklar