Vücut Geliştirmeye Heveslenenlerin Önceden Farkında Olması Gereken Bazı Gerçekler

Vücut geliştirmek istiyor ancak işin disiplin ve mental gerektiren kısımlarını çok da bilmiyorsanız size farkındalık katacak bir yazı.
Vücut Geliştirmeye Heveslenenlerin Önceden Farkında Olması Gereken Bazı Gerçekler
X-Men: Days of the Future Past (2014)

pandemiden önce 1 sene, sonrasında da 3.5 senedir bazen özel hoca ile bazen de bağımsız vücut geliştirme yapan ve yapmaya da devam eden birisi olarak bu konuda birkaç şey söylemek istiyorum.

biraz karamsar bir yazı olarak anlaşılabilir, o yüzden baştan şunu söylemek istiyorum. düzenli spor yapıp beslenmenize dikkat ederseniz emin olun kaslarınız belirli bir noktaya kadar belirginleşecek, vücudunuz değişecek, hatlarınız belli olacak, çevrenizde değişim fark edilecek. bunların yanı sıra özgüveniniz dolar kuru gibi artacak, mental sağlığınız da krupp çeliği gibi sağlam olacak. hayatınızda güzel bir meşgale olacak. zihnen iyi hissedeceksiniz.

gelgelelim bu o kadar kolay değil. spor salonuna gidip ağırlık kaldırmak buz dağının görünen kısmı. sakın yanlış anlaşılmasın, idman bu işin %20'sidir geri kalanı beslenmedir diyen ezberci tiplerden değilim. öyle bir şey yok zira. idman da uyku ve beslenme kadar önemli bu işte. kendinizi sürekli zorlamalı ve o idmanın hakkını vermelisiniz. yeterince ağır çalışmazsanız gelişim olmaz.

neyse, buz dağı demiştik. salonda kardiyo ile birlikte geçirdiğiniz süre takribi 1.5 saat ama beslenme ve uyku gününüzün tamamını etkiliyor. düzenli yemek zorundasınız. 12 olmadan ve hatta en geç 11'de uyumak zorundasınız. özellikle hafta içi çoğunlukla arkadaşlarınızı ekmek zorundasınız. kız arkadaşınızı da. gece dizi film izlemeden uyumak zorundasınız. bunları en azından haftanın 5-6 günü yapmalısınız. spor demek süreklilik demek. bunları en azından 1 sene boyunca düzenli yapıp vücudu bir noktaya getirdikten sonra belki ara ara esneyebilirsiniz çok abartmadıkça.

negatif kısma geliyorum

yukarıda dediklerimi 1 sene boyunca icabında haftada 7 gün yapsanız bile filmlerde veya sosyal medyada gördüğünüz o ayı gibi olan herifler gibi olamayacaksınız. çünkü onların %99'u ilaçlı/iğneli/steroidli bilmem neli. doğal yoldan ciddi manada kaslı olmak maalesef imkansıza yakın. o klasik “bu işler genetik aga” muhabbetine gelmek istemiyorum ama gerçekten doğuştan iyi bir genetik yoksa müthiş bir disiplinle çalışsanız dahi geleceğiniz nokta sınırlı olacak. bu noktada 2. paragrafta dediğimi tekrar etme ihtiyacı duyuyorum; kesinlikle değişeceksiniz ve irileşeceksiniz. spor iyidir, yapın. ve fakat liam hemsworth gibi bir fiziğiniz hiçbir zaman olmayacak. bunun da bilincinde olun, olun ki hayal kırıklığı yaşamayın.

Liam

ilaçsız şekilde ne kadar gelişebileceğinizi de beslenme programına ne kadar sadık kaldığınız belirleyecek. idmanı düzenli ve sağlam bir şekilde yaparsınız, onun disiplini bir tık daha kolay sağlanabiliyor ama yemek kısmı cidden bir mesele. tam uyum sağlayacağım diyorsan sosyal hayatını kısıtlamak zorundasın. bundan kaçış yok. zaten bu yüzden çoğu insan iyi bir fizik yapamıyor. sokakta zaten kaslı birisini çok nadir görürsün. spor salonunda bile “şu eleman iyi vücut yapmış” diyebileceğin tiplerin oranı %10-15 falandır. salondaki geri kalan herkes vasat veya hafif kaslı diyebileceğin kategoridedir. ha bu yüzden gidin steroid basın demiyorum yanlış anlaşılmasın. ben de hiç kullanmadım ve kullanmam da. bu dediklerimin idrakına vardığımda ufak bir motivasyon kaybı da yaşamıştım. ancak yine de spor iyidir. fit ve zinde olmak daima iyidir.

ayrıca işin bir de maddiyat boyutu var

maddiyattan kastım sadece para değil. para ve zaman. spor salonu üyeliği, et, yumurta, meyve, kuruyemiş, yulaf ezmesi, protein tozu (opsiyonel), bcca (opsiyonel), kreatin (opsiyonel), vitaminler (kısmen opsiyonel) ve şu an aklıma gelmeyen, beslenme için para harcayacağınız diğer ürünler. tüm bunlara düzenli olarak para harcayacaksınız. bu sürekliliği sağlayabilecek paranız olması lazım. bunları satın aldıktan sonra bu düzeni oturtmanıza engel olmayacak, makul mesai saatlerinde çalıştığınız bir işiniz olması lazım. türkiye'de insani şartlarda çalışılabilen iş sayısı pek fazla değil. amacım ensenizi karartmak değil, icabında günde 14 saat çalışan bir kurye de sporla bir noktaya gelebilir ama masa başı 8 saat çalışan bir beyaz yakalının sarf ettiği eforun iki katını ortaya koymak zorunda.

lafımı bitirmeden önce son olarak işin sağlık boyutuna değinmek istiyorum

mentalinize iyi geliyor, ona şüphe yok. ancak bu meret fiziki sağlığınıza iyi gelmiyor, bunu bilin. ambalaj daha iyi bir hâle geliyor ve fakat içeride de bazı şeylere zarar veriyorsunuz. yeterince su içseniz bile karaciğer ve böbrekleri afrikalı kölelerden bile daha fazla çalıştırıyorsunuz bir kere. bu yüzden düzenli olarak değerlerinize baktırın. sonra boyun fıtığı, bel fıtığı, menisküs yırtığı, bağ yırtığı vs. şeylerle tanışma ihtimaliniz bir hayli artacak. sonuçta sürekli ağır şeyler kaldırıyorsunuz. vücudu sürekli zorluyorsunuz. hareketi doğru formda yapsanız da oraya yük biniyor. bu yazdıklarıma da hazır olun. etrafa güzel görünmenin bir bedeli var. düzenli olarak spor yapan herkesin bildiği bir bedel.