Uzun Süreli İlişkilerin Gözden Kaçan Sırları
birinci sır, ilişki dediğimiz şey, iki varlığın birbiriyle zamanın akışına karşı koyarak birlikte bir üçüncü şey yaratmasıdır. bu üçüncü şey, ne senin kimliğindir, ne de onun… ikinizin de kendinden bir şey kattığı, ama ikinizin de kendinizi tam anlamıyla eritmediği bir ortak varoluş.
insan, varoluşunun derinlerinde bir yerlere, sonsuz bir anlaşılma arzusunu gömer. sevildiğimizde değil sadece, anlaşıldığımızda da mutlu oluruz. uzun süreli ilişkinin ilk sırrı burada başlar: anlamak… fakat anlamak, karşındakini çözmek değil, çözemeyeceğini bilerek sevmektir. onun içindeki çözülemeyen sırlara saygı duymaktır. bir insanı anladım dediğin anda, aslında onu bir nesneye indirgemiş olursun; oysa insan bir süreçtir, bir akıştır.
ikinci sır, birlikte değişmeyi bilmektir. zamanın akışı, her şeyi dönüştürür; taşları bile aşındırır. hiçbir insan, hayatının beşinci yılında, on beşinci yılında, otuzuncu yılında aynı kalmaz. bir ilişki de öyle: ya beraber evrilir ya da yıkılır. uzun soluklu ilişkiler, başlangıçtaki aynı kalmak yeminine değil, birlikte büyüyebilmek esnekliğine dayanır. sevdiğin insan, bir gün bambaşka birine dönüşecektir. o gün geldiğinde ona ilk günkü gibi değil, yeni haliyle yeniden aşık olmayı seçebiliyor musun?
üçüncü sır, yalnızlığa tahammüldür. birliktelik, iki yalnızlığın birbirini boğmadan yan yana durabilmesi demektir. gerçek bir ilişki, karşısındakinin yalnızlığına saygı duyar. her zaman paylaşılmaz, her zaman anlaşılmaz. bazen iki sevgili, bir sessizliği birlikte taşır; kelimeler olmadan birbirine eşlik eder. uzun süreli aşk, birbirini konuşmadan da sevebilmektir.
son sır, bir ilişkiyi sürdürmenin sırrı, onu bir hedef olarak görmekten vazgeçmektir. sonsuza kadar birlikte olmak arzusu bile bir tuzaktır bazen. çünkü ilişki bir sonuç değil, bir yoldur. o yolu, her gün yeniden, küçük küçük adımlarla yürürsün. sevgi bir anlık coşku değil, sonsuz bir seçiştir: bugün de, şimdi de, bütün eksiklerine rağmen, yine seni seçiyorum demektir.
ve belki en derindeki gerçek şudur ki; bir ilişki, iki kişinin birbirine kendi eksik kalmış taraflarını sunabilmesidir. tamlıkta değil, eksiklikte birleşmesidir.