Uzakdoğu Sinemasının Yükseliş Yılları Sayılan 2000-2010 Arasındaki En İyi Filmleri
bir fotoğrafla başlayayım
salinui chueok setinden komşu mahalledeki old boy setine damlayan kang-ho song... oldboy'un başrol oyuncusu min-sik choi sigarasını yakmış, song kang-ho'nun da keyfi yerinde. ikisi de 2003 yılında çekilen bu iki filmin birer başyapıta dönüşüceğinin farkında gibi...
yakın dönem uzakdoğu sinemasının benim için iki muazzam örneğidir, salinui chueok ve oldboy. aslında uzun yıllardan beri çeşitli biçimlerde analiz edilmiş ve merak uyandıran filmleriyle zengin bir hazinedir uzakdoğu sineması. kendine özgü tarzlarıyla yetiştirdiği ustalar, yarattığı akımlar ve genişlettiği sınırlarla dünya sinemasını da etkilemiş, kimi zaman yön vermiş bir büyük miras. bu mirasın şimdiki sahipleri, 2000'li yılların başından beri özgün eserler üretiyor. 2000'lerin başı dönemin bölgesel yeteneklerinin batıyla temasa geçtiği, 2010 ise bunun en prestijli festival ve ödüllerle tescillendiği nokta. bu nedenle 2000-2010 aralığındaki “yükseliş dönemi” filmlerinden seçtiğim, kalıpları yıkmış, sıra dışı anlatımı ya da özgün hikâyeleriyle aradan sıyrılmayı başarmış filmleri eklediğim bir liste oluşturdum.
riri shushu no subete (2001, japonya)
bir japon deneysel psikolojik drama ve yetişkinliğe adım atma filmi. muazzam bir sinematografi, hüzünlü bir öykü ve genç ve başarılı oyuncularıyla kolay akıldan çıkmayan bir suç hikâyesi. bir diğer ilginç tarafı da pop müzik kültürünün yoğun etkilerinin japon gençliğinin pek bahsedilmeyen durumunu gözler önüne sermesi. namıdiğer all about lily chou-chou.
yeopgijeogin geunyeo (2001, güney kore)
gösterime girdiğinde esaslı bir fenomene dönüştükten sonra etkisi tüm dünyaya yayılan ve berbat bir de hollywood versiyonu çekilen romantik komedi. hırçın ve hırpalayıcı aşk öyküsü, sıra dışı esas kızı ve klişeler dalgasını geçen bazı hamleleriyle türün en bilinen işlerine ev sahipliği eden hollywood romantik komedilerini sert darbelerle devirip geçen bir film. namıdiğer my sassy girl.
honogurai mizu no soko kara (2002, japonya)
uzun saçlı korkunç japon kız fenomenini sinemada bir şablon haline getiren hideo nakata'nın "ringu" serisinin akabinde gerçekleştirdiği gerilim dramı. korku dolu aksiyonla seyirciyi korkutmak yerine, duygu atmosferini yansıtmayı tercih eden bir film. bir anne-kızın git gide tedirginlik dozu artan yeni taşınılan ev macerası, ilginç göndermelerle zenginleşiyor. finali gözyaşı vadeden bir korku filmi çok karşılaştığımız bir durum değil. namıdiğer dark water.
balzac et la petite tailleuse chinoise (2002, çin)
sijie dai'nin çok okunan romanından beyaz perdeye uyarladığı, büyüleyici bir karşılaşma filmi. dağlık bölgede bir dinlenme kampına gönderilen iki maocu öğrencinin burada tanıştığı genç bir terzi kızla yakınlaşmaları, kızın ise bu iki genç sayesinde keşfettiği edebiyat aşkının hikâyesini anlatır. benzersiz doğa manzaraları ve etkileyici atmosferiyle görsel bir meditasyon niteliğindedir.
tasogare seibei (2002, japonya)
samuray kültürünü orijinal bir hikaye ile anlatan, iki saat boyunca kendine hayran bırakan bir film. sakin tavrıyla, onur kavramını başarıyla aktarıyor. kesinlikle kolay bir film değil. geleneksel samuray filmlerindeki büyük savaş sahneleri ve kahramanlık klişelerinin yerine, sıradan bir samurayın insan tarafını ele alıyor. büyük kitlelere olmasa da birilerine gerçekten temas ettiğini söyleyebileceğimiz bir film. namıdiğer the twilight samurai.
oldeuboi (2003, güney kore)
şüphesiz sinema tarihinin en sarsıcı ve ikonik yapıtlarından biri. oh dae-su adında sıradan bir adamın, bir gece aniden kaçırılması ve tek bir penceresi bile olmayan hücre benzeri bir odada tam 15 yıl boyunca esir tutukmasının ardından cereyan eden olayları anlatır. sinema tarihinde yerini alan, tek planda ve kesme olmadan çekilen efsanevi koridor dövüşü sahnesi, hafızalardan silinmeyen müzikleri ve izleyiciyi ters köşe yapan şoke edici finaliyle tam bir klasiktir. hollywood remake'i de yapıldı ama özel olarak değinmek gereksiz bence. namıdiğer old boy.
salinui chueok (2003, güney kore)
güney kore'nin ilk seri katili, ardı ardına işlenen cinayetler ve soruşturmayı yürüten iki dedektif. bu üç sacayağı üzerinden ilerleyen film, görüntü yönetiminden ses bandına kadar sirayet ediyor izleyene ve ortaya kasvetli bir tablo çıkarıyor. film, genelde seri katil filmlerindeki "katil kim?" sorusuna cevap aramaktan ziyade, asap bozucu zincirleme cinayetler sürecine odaklanıyor. bu haliyle polisiye filmlerin ipucu biriktirerek sonuca ulaşma formülünü dışlıyor. suç, vicdan ve huzur kavramlarıyla uğraşan, sert ve etkili bir film. namıdiğer memories of murder.
bom yeoreum gaeul gyeoul geurigo bom (2003, güney kore)
covid nedeniyle 2020'de hayata veda eden kim ki duk'un sinemasının çehresini değiştiren dönüm noktası bir film. film, ismindeki mevsimleri ele alıp insan hayatının bölümleri olarak değerlendiriyor. dingin, huzurlu, sakin bir şekilde akan bu filmdeki gölün kıyısına uzanarak, dört mevsimi tam olarak orada geçirme isteği duymayan yoktur herhalde. namıdiğer spring, summer, fall, winter and spring.
beautiful boxer (2003, tayland)
cinsiyet değiştirme operasyonu için para biriktiren ve bu uğurda tai-boks maçları yaparak hayatını kazanmaya çalışan, taylandlı ünlü travesti parinya charoenphol'ün gerçek hayat hikâyesini anlatan film. mizah ile dramı iç içe barındıran anlatımıyla oldukça ilgi çekici öyküsü var. farklı kimliklerin çatışmadan da bir arada yaşayabileceğini ve farklı olandan doğan korkunun basit bir illüzyondan fazlası olmadığını vurguluyor.
mah nakorn (2004, tayland)
absürt, bir o kadar da eğlenceli film. büyük şehre gelip bir fabrikada çalışmaya başlayan, aşık olan ve başka bir yığın maceraya atılan pod'un masalsı dünyasını olabildiğince renkli şekilde ele alıyor. filmin parıltılı dünyası "amelie"ye benzer bir yapıda. bu haliyle, oldukça eğlenceli ve gerçeküstü dokusunun seyirciyi yormadığı bir film. namıdiğer citizen dog.
dare mo shiranai (2004, japonya)
farklı babadan olma ve annelerinin terk ettiği dört küçük çocuğun iç burkan hikâyesi. ilk bakışta konusu biraz arabesk bir efekt yaratsa da duygu sömürüsüne mahal vermeyen anlatımı ile seyir zevkini sonuna dek sürdüren, sarsıcı ve dramatik bir film. namıdiğer nobody knows.
taegukgi hwinalrimyeo (2004, güney kore)
ülkemizin tarihinde de özel bir yeri olan kore savaşı'nda geçen savaş dramı. güney kore sinemasının en büyük savaş filmlerinden biri. epik anlatımı ve duygusal damarıyla da hollywoodvari bir tonu da yok değil. tüm bu görkeminin yanında acı içinde fısıldadığı savaş karşıtı mesajı filmin en öne çıkan tarafı... etkileyici sahneleriyle savaşın soğuk atmosferini başarıyla anlatıyor. namıdiğer the brotherhood of war.
tony takitani (2004, japonya)
derin bir yalnızlıkla kıvranan kahramanı, lirik anlatımı ve başarılı atmosferiyle seyirciyi içine çeken kendi halinde bir yapım. bu haliyle oldukça başarılı. insanı düştüğü kuyudan çıkarmayan bir film. o kuyudan sadece bir parça ışık sızdırır. kendi yokluğunda kaybolmuşken içinden geçip giden ve kokusuyla seni sana geri getiren zarif pusula gibidir bu film.
zui hao de shi guang (2005, tayvan)
yarattığı olağanüstü atmosferlerle ünlü hou hsiao-hsien'in aynı oyuncularla, üç farklı zamanda, üç farklı aşk hikâyesi anlattığı film. aşkın en derinlikli tariflerinden birini anlatan film, sırasıyla 1966'da bir bilardo salonunda, 1911'deki çin devrimi sırasında bir çayevinde ve 2005'te bir barda geçen üç farklı öyküye sahip. aşkın, zamanın etkisi karşısındaki değişmez duruşunu anlatan, izleyeni bir yerinden yakalamayı başaran çarpıcı bir çalışma. namıdiğer three times.
dalkomhan insaeng (2005, güney kore)
yakın dönem güney kore sinemasının patladığı dönemde favori tema olan intikam meselesini en karanlık biçimde ele alan filmlerden biri. sert görünümünün altında, henüz giriş sahnesinden itibaren yatan son derece narin ve kırılgan tarafı da olan, kanlı bir romans. namıdiğer a bittersweet life.
sanxia haoren (2006, çin)
hayatın kaybettiklerimiz, geride bıraktıklarımız ve bizi terk edenlerle bir kenarda sessizce akıp gittiğini sade bir dille itiraf eden film. dünyanın en büyük hidroelektrik santrali etrafında tam bir karmaşaya dönen hayatları, birbiriyle alakasız iki insanın hikâyesi üzerinden anlatıyor. yönetmen zhangke jia, filmi çekerken gerçek yaşamı arka plan olarak kullanır. zira filmde görülen yıkım bir kurgu değil, gerçekten film çekimi sırasında devam eden bir durumdur. namıdiğer still life.
saibogujiman kwenchana (2006, güney kore)
kendisinin robot olduğuna inanan genç bir kızla akıl hastanesinde tanıştığı genç bir erkeğin bol oyuncaklı hikâyesi. namıdiğer i'm a cyborg, but that's ok. chan-wook park, bu filmi nihayet küçük kızının da izleyebileceği bir film çekmek için yaptığını söyler. michel gondry filmlerini anımsatan yapısıyla tüm dünyada büyük ilgi gören bir film oldu. chan-wook park'ın kızı da filmi beğenmiş midir acaba?
gwoemul (2006, güney kore)
aynı anda hem komedi, hem dram, hem macera, hem aksiyon, hem de fantastik bir canavar filmi. bunu yaparken de hiçbir sırıtan tarafı olmayan, benzetmek gerekirse tam bir "eğlence vaadi." bir türler kırması, hatta bir türler üstü, hibrit film. yönetmen bong joon-ho salinui chueok'te nasıl seri katil filmleri klişelerini yıktıysa, gweomul’da da yaratık filmi klişelerini yerle bir etmekle uğraşır. ve başarır da... namıdiğer the host.
hei yan quan (2006, tayvan)
çağdaş dünya sinemasının auteurlerinden tsai ming-liang'ın fiziki ve manevi yoksunluk arasındaki bağı, bir yatakta uzanan üç beden üzerinden kurduğu, tümüyle görsel bir atmosfer yaratıp hikâyesini seyircisinin kalbine fısıldadığı filmi. yalnızlık, göçmenlerin yaşadığı zorluklar, yabancılaşma ve insan bağlantıları temalarını az diyalog ve durağan kamera açılarıyla ele alır. "hei yan quan" ismi, çincede hem uykusuzluktan oluşan göz altı morluklarını hem de "morarmış, şişmiş gözü" ifade eder. namıdiğer i don't want to sleep alone.
milyang (2007, güney kore)
kocasını bir trafik kazasında kaybettikten sonra oğlunu da alarak eşinin memleketi olan milyang'a giden, fakat orada da tutunamayan bir kadının bu kez bir de evlat acısını tecrübe etmek zorunda kalışının hikâyesini anlatır. yürek burkan öyküsü bir yandan umut da vaat eden bir filmdir. namıdiğer secret sunshine.
sukiyaki uesutan jango (2007, japonya)
takashi miike'nin çılgın filmi, daha doğrusu çılgın filmlerinden sadece biri olan japon westerni. quentin tarantino da filmde rol alır. film vahşi batı atmosferini uzakdoğu'ya taşırken, absürt bir mizah anlayışını da elden bırakmaz. tam kalabalık arkadaş grubuyla birlikte izlenecek filmlerdendir. nam-ı diğer sukiyaki western django.
se jie (2007, çin)
ikinci dünya savaşı sırasında çin'de geçen, politika ve tutkulu bir aşkı konu alan dönem draması. ang lee'nin pornografinin sınırlarında dolaşan sevişme sahnelerini en naif biçimde çektiği, arzunun sıcağını perdeden üzerimize doğru saldığı, ilgi çekici bir film. bir entrikanın peşinden bizi sürükleyen, en cüretkâr yakın dönem uzakdoğu filmlerinden biri. namıdiğer lust, caution.
chugyeokja (2008, güney kore)
parasızlıktan kadın pazarlamaya başlayan eski bir polis memurunun kaybolan kızlarından birinin peşine düşmesiyle başlayan nefes kesici bir kara film. "the chaser" ismiyle de bilinir. başarıyla örülmüş senaryoya sahip film, yozlaşmış polisler, acımasız bir katil ve kayıp bir fahişenin peşinde, su gibi akan hikâyesiyle gerçek bir klasik.
madeo (2009, güney kore)
bong joon-ho’nun, oğlunun bir cinayetle suçlandığında her şeyi göze alan bir annenin hikâyesi üzerinden kurduğu karanlık ve sarsıcı gerilim dramı. anne sevgisinin ne kadar ileri gidebileceğini rahatsız edici bir dürüstlükle sorgular. “gwoemul”un eğlencesinden sonra yönetmenin bambaşka bir yüzünü gösteren, namıdiğer mother.
bakjwi (2009, güney kore)
chan-wook park’ın vampir mitini emile zola uyarlamasıyla buluşturduğu, günahı ve arzuyu iç içe geçiren tuhaf, karanlık ve şehvetli bir film. bir rahibin vampire dönüşmesinin ardından gelen ahlaki çöküşü anlatır. vampir filmi klişelerini bir kenara bırakıp türe edebi bir ağırlık katar. namıdiğer thirst.
shi (2010, güney kore)
chang-dong lee’nin alzheimer’ın ilk belirtilerini yaşayan yaşlı bir kadının şiir yazmayı öğrenme çabası ve torununun karıştığı korkunç bir olay arasında kalışını anlattığı yavaş akan, derin bir film. güzellik ile vicdanı aynı karede buluşturur.
akmareul boatda (2010, güney kore)
ji-woon kim’in bir ajanın nişanlısını öldüren seri katille girdiği kedi fare oyununu anlattığı, aşırı şiddetli ve nefes kesen intikam filmi. intikamın insanı canavara dönüştüren yüzünü gösteren, “chugyeokja”nın karanlık çizgisini ileri taşıyan bir yapım. namıdiğer i saw the devil.