Trump'a ve İsrail'e Meydan Okuyan İspanya Başbakanı: Pedro Sanchez
ispanya siyasetinin bitti demeden bitmeyen efsanevi abisi pedro sanchez. avrupa'nın göbeğinde israil'e karşı gösterdiği net duruşla çoğu orta doğu liderinden daha delikanlı çıktığını cümle aleme kanıtlamış bir başbakandır. orta doğu'da yaşanan katliamlar karşısında batı dünyası üç maymunu oynarken, bu adam çıktı "filistin devletini resmen tanıyoruz" diyerek ispanya, irlanda ve norveç üçlüsünün başını çekti. israil'e silah satışını durdurdu, netanyahu hükümetine öyle ağır laflar etti ki israil, elçisini madrid'den geri çağırmak zorunda kaldı. bunu yaparken avrupa birliği'nin içindeki almanya gibi ağır topları, abd'yi ve batı medyasını karşısına almayı göze alması, siyasi bedeli olacağını bile bile omurgalı bir duruş sergilemesi inanılmaz saygıdeğer.
tabii bu vizyon öyle gökten zembille inmiyor, altında müthiş bir eğitim ve disiplin var. kendisi sadece ispanyolların dediği gibi "el guapo" yani yakışıklı bir yüzden ibaret değil. köklü complutense de madrid üniversitesi'nde ekonomi ve işletme okuduktan sonra gidip brüksel serbest üniversitesi'nde ab ekonomi politiği üzerine master yapmış, avrupa siyasetinin nasıl işlediğini bizzat mutfağında öğrenmiş biri. yetmemiş, üstüne "ispanyol ekonomik diplomasisi" üzerine doktorasını patlatmış. işin ilginç tarafı, 1.90 boyuyla eski bir basketbolcu olması. estudiantes takımının altyapısında oynamış bu abimiz, sporcu disiplinini ve takım oyununu siyasi hayatına net şekilde yansıtıyor.
siyasi dehasına ve "yıkılmazlığına" gelirsek, 2016 yılında kendi partisi psoe onu genel başkanlıktan aforoz ettiğinde tüm otoriteler siyasi kariyeri bitti demişti. ama o ne yaptı? bindi altındaki emektar peugeot 407'sine, bütün ispanya'yı kasaba kasaba gezdi, tabana indi ve 2017'de genel başkanlığı partinin elitlerinin elinden söke söke geri aldı. sonrasında iktidara gelişi ve icraatları da tam bir devrim niteliğinde. ülkenin yıllarca yüzleşemediği diktatör francisco franco'nun kemiklerini anıt mezardan söküp attı, "demokrasilerde diktatörlere tapınak olmaz" diyerek tabular yıktı. ispanya'yı bölünmenin eşiğine getiren katalan krizinde, cezaevindeki ayrılıkçı liderlere af çıkararak inanılmaz bir siyasi risk aldı. ülke bölünüyor diye kıyamet koptu ama o hamle katalonya'daki tansiyonu düşürüp ayrılıkçı ateşi söndürdü.
ekonomik satrancı da çok iyi oynuyor. iktidara geldiğinden beri asgari ücreti katladı, avrupa'daki enerji krizinde "iber istisnası" modelini ab'ye kabul ettirip ülkesini enflasyondan korudu. kurduğu kabinelerde kadın bakan sayısının erkekleri geçmesiyle dünya çapında feminist bir hükümet örneği sergiledi. en son 23 temmuz seçimlerinde de aşırı sağcı vox ve merkez sağ pp koalisyonu gümbür gümbür geliyor, sanchez yolcu derken yine herkesi ters köşe yaptı. sağ blokun iktidarı almasını engellemekle kalmadı, müthiş bir manevra kabiliyetiyle ayrılıkçı partilerle bile masaya oturup hükümeti kurmayı başardı ve aşırı sağı muhalefete hapsetti. kısacası sol siyasetin nasıl hem pragmatik, hem kurnaz, hem de ilkeli yapılabileceğini gösteren, siyasi rakiplerinin bitti dediği yerden her seferinde daha güçlü kalkan muazzam bir figürdür. darısı vizyonsuzluktan kırılan bizim siyaset sahnemizin başına derdim de, o ihtimali de 1 yıldır içeri attılar.