Tarihin En Onurlu Kamikazelerinden Birini Yapan Sadrazam: Alemdar Mustafa Paşa
osmanlı tarihinin en bıçkın, en gözü kara karakterlerinden biri olan, rusçuk ayanı olarak nam salmış alemdar mustafa paşa, devlet otoritesinin yerle yeksan olduğu bir dönemde rumeli'nin sert rüzgarını arkasına alıp istanbul'a nizam vermeye gelmiş bir figürdür.
devletin başsız kaldığı, zorbaların cirit attığı o karanlık günlerde ya devlet başa, ya kuzgun leşe düsturuyla hareket ederek taşranın gücünü merkeze taşımış, bir nevi devletin onurunu kurtarmaya soyunmuştur. iii. selim'in nizam-ı cedid ordusunu kurma çabaları ve ardından gelen kabakçı mustafa isyanıyla tahttan indirilmesi, alemdar paşanın tarih sahnesine çıkışının fitilini ateşler. o dönem ayanlar öylesine kuvvetlenmiştir ki padişahın fermanı istanbul surlarını zor aşmaktadır. alemdar da bu ayanların en güçlüsü, en bileği bükülmezi olarak padişahımızı yedirmeyiz diyerek rumeli'den topladığı ordusuyla istanbul kapılarına dayanır. bu yürüyüş, türk tarihinde taşranın merkeze kendine gel dediği ender anlardan biridir.
istanbul'a girişi tam bir gövde gösterisidir ancak saray kapılarını kırdığında karşılaştığı manzara yürek burkucudur; kurtarmaya geldiği sultan selim'in cansız bedeniyle karşılaşır. o anki öfkesi ve çaresizliği tahmin edilebilir ancak devlet töresinde yeise yer yoktur; derhal harekete geçip şehzade mahmud'u, yani ii. mahmud'u tahta çıkarır ve kendisi de sadrazamlık mührünü devralır. işte bu noktada tarihçilerin üzerine çokça kafa yorduğu o meşhur sened-i ittifak devreye girer. padişah ile ayanlar arasında imzalanan bu belge, padişahın yetkilerinin ilk kez sınırlandırılması açısından bizim tarihimizde batı'daki magna carta ile kıyaslanır. alemdar, birlikten kuvvet doğacağını düşünerek merkezi otoriteyi ayanlarla paylaşma yoluna gitmiş, ancak bu hamle ve kurduğu sekban-ı cedid ocağı, çıkarları zedelenen yeniçerilerin ve ulemanın hiç hoşuna gitmemiştir. sü uyur, düşman uyumaz misali, alemdar devleti toparlamaya çalışırken, karşısındaki cephe de bilenmektedir.
alemdar'ın sonu ise gerçekten dramatiktir ve namına yaraşır bir yiğitlik örneğidir. yeniçeriler ayaklanıp babıali'yi bastığında, kurtuluş olmadığını anlayan paşa, dışarı çıkıp linç edilmektense onurlu bir ölümü seçer. konağının mahzenindeki barut fıçılarını ateşleyerek hem kendini hem de binayı basan yüzlerce isyancıyı havaya uçurur.
kimileri onu devleti kurtarmaya çalışan bir kahraman, kimileri ise kendi iktidarını pekiştirmeye çalışan bir güç tutkunu olarak görse de, çürümeye yüz tutmuş bir sistemi kaba kuvvet ve cesaretle ayağa kaldırmaya çalışan, rumeli'nin bağrından kopmuş sert bir devlet adamı olduğu gerçektir. yaptıklarıyla osmanlı'nın yenileşme sürecine, ii. mahmud dönemindeki köklü değişikliklere zemin hazırlamıştır.
ilber ortaylı'nın da dediği gibi, imparatorluğun en uzun yüzyılında atılan o sancılı ilk adımların sahibidir.