Stranger Things Dizisinde Olup Biten Her Şeyin Baştan Sona Kronolojik Özeti

31 Aralık 2025'te final yaparak ekranlara veda eden Stranger Things'teki olayların tamamının özeti, buyrun.
Stranger Things Dizisinde Olup Biten Her Şeyin Baştan Sona Kronolojik Özeti

ne oldu ne bitti, şimdi kim kimdi, kim kime niye düşman oldu, vecna sadece anadilde eğitim ve özerlik isteyen bir barış güvercini mi yoksa terörist mi, bugünün hawkins'inin temelleri 28 şubat sürecinde mi atılmış, ne zaman ne olmuş konusunda kafası karışıklar için dizinin finali itibariyle bütün hikayeyi size şöyle özetleyeyim;

Uyarı: Pek tabii ki spoiler içerir.


kısa özet şu şekilde

henry, nevada experiment sonucu elde edilen ve içinde mind flayer partikülleri taşıyan taşa dokunarak kendisine find me diye seslenen mind flayer'a bağlanır ve doğa üstü güçlere kavuşur, bu güçleri keşfeden bilim insanları deneyler yaparak bu güçlere sahip daha fazla çocuk yaratmaya çalışırken eleven'i yaratır, eleven henry'nin tüm gücünü serbest bırakır ve henry laboratuvardaki herkesi öldürünce eleven onu abyss'e gönderir. abyss'te mind flayer ile palazlanıp vecna'ya dönüşen henry, eleven'in demogorgon zihnine girme girişimi sonucu kazara yarattığı wormwhole ile hawkins'e bağlanır.12 tane çocuğun zihnini ele geçirerek abyss'i wormhole üzerinden hawkins'in üstüne sürmek kaydıyla evvela hawkins ardından da tüm dünyayı ele geçirmek üzere harekete geçer, eleven ve kahraman silah arkadaşlarının katkısıyla bu kalkışma başarıyla bastırılır ve sonunda eleven gayba karışır.

uzun uzun anlat hele diyenler için daha detaylı hikaye ise şöyle;

hikayenin aslı philadelphia deneyi'ne dayanıyor. kurgusal karakterimiz papa olarak anılan dr. martin branner'ın sözüm ona babası captain branner, philadelphia deneyinin yapıldığı uss eldridge gemisinin kaptanı. hikayeye göre philadelphia deneyi sırasında kaybolan uss eldridge aslında abyss'e gitmiş ve burada demogorgonların saldırısına uğramış, bu saldırıdan da yalnızca dr. brenner'in babası bitkisel hayata girmiş ancak sağ kalmıştır.

1943 yılındaki yapılan philadelphia deneyi'nde babasına tam olarak ne olduğunu anlamak isteyen dr. brenner 1950'lerde nevada experiment'i tertip ediyor ve bu deney sonucu içine mind flayer infüze edilmiş kaya parçası elde ediliyor.

not: bu kaya parçasının dünyaya nasıl geldiğini spin-off filminde açıklayacakmış duffer biraderler.

bu kaya parçasını kaçırmaya çalışan rus ajanı, nevada çöllerindeki bir madenin içinde saklanırken gelecekte vecna'ya dönüşecek küçük izcimiz henry creel'e denk geliyor. dur yaklaşma etme derken henry'e bir el ateş edip henry'i elinden yaralıyor.

henry creel yaralı eliyle bu taşa temas edince mind flayer'ın zihnine bağlanıyor ve özel güçlerini elde ediyor. ancak belirtmekte fayda var ki henry zaten babası tarafından kemerle dövülen sevgisiz büyümüş, kalbi nefretle dolu bir çocuk. o yüzden elinde silah olan bir insanı kafasını taşla ezerek öldürecek kadar canileşebiliyor. yine aynı sebepten will'in tam da kendisinin feminenliğine yakışır şekilde yaptığı "hepimizi sevgi kurtaracak, senin üzülmüş bir çocuk olduğu görüyorum, haydi tut elimi ve her şey çok güzel olsun" konuşmasına "sen ne qonuşisen len mq" diyerek rest çekiyor. eve gidip annasını bacısı öldürüp babasının gözlerini oyuyor ve suçu da babasına atıyor.

-burası çokomelli çünkü bu sezon'a kadar 001'in doğuştan yetenekli ve doğuştan kötü olduğunu düşünüyorduk.

devlet, babasının böyle bir vahşetine tanık olmuş çocuğu şevkatli kollarına alınca fark ediyor ki bu çocukta acayip güçler var. sonrasında bulduğu her yeni gücü silah olarak kullanmak isteyen insanoğlu, henry'nin bu güçlerini de silah olarak kullanabilmek için bir dizi testler yapıyor ve henry'nin kanını bir sürü hamile kadına enjekte ederek henry kadar güçlü başka çocuklar da yaratmak üzerine çalışıyorlar.

bu bir sürü çocuktan biri olan 011 yani eleven, henry kadar güçlü oluyor.

henry'nin tüm güçlerini kullanabilmesi için eleven onun sınırlarını kaldırıyor ve henry laboratuvardaki herkesi kıyımdan geçiriyor. bu sahne karşısında cinnet krizi geçiren eleven öyle bir sinirleniyor ki henry'i adeta allahına kavuşturuyor diyebileceğimiz bir şekilde abyss'e, mind flayer'ın yanına gönderiyor.

dr. brenner nam-ı diğer papa, 6 kasım 1983 günü eleven'e kondisyon antrenmanında fazla yükleniyor ve rus bir adamı ararken denk geldiği bir demogorgon'un zihnine bağlanan eleven, bu bağlantı sonrası yanlışlıkla mothergate olarak bilinen ilk boyut kapısını ve bizlerin upside down olarak bildiği abyss ile hawkins arasında bir köprü görevi gören ve iki dünya arasındaki ışık yılları uzaklıktaki yolu dakikalara indiren ustalık eseri upside down köprüsü de yap işlet devret modeliyle aziz hawkins milletinin hizmetine açıyor. bu köprünün çökmemesi için de etrafına exotic matter tarafından güçlendirilmiş bir duvar örülüyor. bu duvarın dışı bildiğimiz uzay. bu boyut kapısını fark eden vecna, kız ben seni vurmaz mıyam diyerek itlerini eleven'in peşine yolluyor ancak onun yerine "gel lan buraya anten" diyerek will byers'ı alıyor.

vecna, will'in gündelik hayatını etkilemeden yalnızca geceleri will'in zihnini kullarak o tatlı uykusunda uyurken hawkins'in altını tüneller ile oyuyor.

demagorgon denen amatör eğlendirici itlerle yaşanan itiş kakışın ardından açılan ilk boyut kapısı kapatılıyor ancak ruslar hawkins'in altında kurdukları gizli tesis ile bu kapıyı ikinci kez yeniden açıyorlar.

mind flayer o sezon diziye dahil olan milf avcısı ve aynı zamanda ahraz max'in ağabey'i billy'e musallat oluyor. onu pis işleri için kullanıyor, ardından itlerini yolluyor ancak bizim ergenlerimiz hepsini paket ediyor. sezon sonunda da hopper kendini feda edercesine havaya uçurarak rusların açtığı bu ikinci kapıyı kapatıyor.

bu işin böyle küçük küçük kapılar açmakla olmayacağının farkına varan mind flayer - vecna koalisyonu düğmeye basıyor ve hawkins'e demokrasi getirme operasyonunun başına bizzat vecna getiriliyor. vecna; adına pain tree denen ve abyss'in dünyayı ele geçirirken kumanda merkezi olacak kalbe, zayıflıklarından faydalanarak avladığı 12 çocuğu kablo ile bağlayarak dünyayı ele geçirmeye soyunuyor. çocuklar adına hive mind denen bu yere bağlıyken vecna onları aslında bir hayal dünyasında oyalıyor.

büyük oyunu gören ekibimiz bu ayini yarı yerinde kesip "abyss upside down'un doğusuna geçecek siz de mal mal bakacaksınız" diyen vecna'ya esaslı bir tokat indirerek abyss'e zeytin dalı operasyonunu yapıyorlar.

burada yaşanan çatışmada bir kahramanlık destanı yazan aslanlarımız burunları bile kanamadan hem vecna'yı hem de mind flayer'ı ket ediyor. dönüşte de egzotic matter'ı havaya uçurup komple geçiti de upside down'ı da ortadan kaldırıyorlar.

eleven ise hintli kardeşinin "geri dönersek bizi sağ komazlar" telkinlerine hak veriyor ve bu insanoğlu ben yaşadığım sürece benim kopyalarımdan yapabilmek için beni rahat bırakmayacak diye düşünerek geçit kapısıyla birlikte uzayın dehlizlerinde yok olup gidiyor.

en son mike'ın ağzından dinlediğimiz "belki de böyle olmuştur" tadında ve hala eleven'in bir yerlerde yaşadığına inanan bir hikaye de var. bu hikaye ise eleven'in kapanmak üzere olan geçit kapısının önünde üzerine doğrultulmuş ve aktifleştirildiğinde onun güçlerini kullanmasını engelleyen hedgehog sonik dalga aletine rağmen mike'ın zihnine girebilmesine dayanıyor. mike'ın bu teorisine göre; eleven sonik dalga aletleri ona doğrultulmuş olmasına rağmen güçlerini kullanarak mike'in zihnine girebildiyse belki de kapıda gördüğümüz eleven'in kendisi değil, uzaklardan kardeşi kali tarafından oluşturulmuş bir ilüzyonudur. böylece hem dr. kay onun yok olduğunu gözleriyle görerek aramaktan vazgeçecektir hem de bu illüzyonun içinden saklanarak eleven normal dünyaya geri dönebilecektir.

bu teoriye inanmak izleyiciye bırakılmış. bu teoriye reddedenlerin dayanakları ise kali'nin çoktan zaten silahlı çatışmada ölmesi, ölmediyse de exotic matter'ın havaya uçmasıyla birlikte kali'nin içinde olduğu hawkins laboratuvarının zaten ilk blast'ta yok olması ve dolayısıyla kali'nin taa oradan eleven'ı disguise edemeyecek olması. ayrıca sonik blast'ların aktif olmaması (çünkü bu aletler aktifken herkesçe duyulabilecek bir ses çıkarıyor.)


işte tüm kronolojisiyle dizide olup bitenler bunlar

bana göre bizim bu dizide gördüğümüz her şey ama her şey, çocukların zihninde yarattıkları bir dungeons and dragons senaryosu. duffer biraderler, adına montauk projesi denilen ve amerika'nın montauk kasabasında çocuklar üzerinde yapıldığına inanılan bir dizi zihin kontrolü - zaman yolculuğu deneyini konu alan bir dizi yapmak istiyorlardı esasında. ancak çaldıkları her kapı yüzlerine kapanınca orijinal senaryoyu biraz eğip bükerek stranger things'i yarattılar.

bütün dizinin ana mesajı şu oldu bana göre

kimse doğuştan kötü değildir, iyilik de kötülük de çocukluk döneminde öğrenilir. ailesi ve arkadaşları tarafından sevilmeyen, dışlanan, şiddete maruz kalan, olduğu gibi kabul edilmeyen, korunaklı bir çevrede büyütülmeyen çocuklar ya vecna gibi kötülüğün salt temsilcileri olurlar ya da ruhları ve bedenleri kötülük tarafından sömürülen birer metaya dönüşürler. yani vecna uyuşturucu baronlarını, bahis baronlarını, çocuklar ise bu baronların iliğini kemiğini sömürdüğü uyuşturucu bağımlılarını, kumar bağımlılarını temsil etmektedir. bu kötülüğü yenmenin tek yolu; çocukları sevgi ile yetiştirmek ve onları olduğu gibi kabul etmektir. bizim canavar gibi gördüğümüz; katiller, teröristler, tecavüzcüler, pedofililer aslında hepsi özünde sen ben gibi insandır. biz de onlardan biri olmadıysak bu tamamen bizi yetiştiren aile ve çevremiz sayesindedir. çocuğa hakettiği sevgiyi vermemek kendi ellerinle kötülüğün kucağına sömürülmek üzere atmaktır.

bu yüzden dizide kötülüğün pençesine düşen çocukların hepsi ailesi ile sorun yaşayan yalnız ve problemli çocuklardır.

10 yılın ardından dizinin böyle güzel bir mesaja bağlanarak bitmesinden ben kendi adıma memnunum.

velhasılıkelam; duffer biraderler bize sadece demogorgonlu, bol neonlu, synth müzikli bir 80'ler nostaljisi değil, aynı zamanda "bir çocuğu kurtarmak, dünyayı kurtarmaktır" düsturunu ilmek ilmek işleyen modern bir masal anlattılar. ister mike'ın teorisine inanıp eleven'ın bir yerlerde saklandığını umut edin, isterseniz öldü bilin.

bize düşen; yalnız ve öfkeli henry'ler yaratmak yerine, elindeki sapanla devlere kafa tutan o cesur çocuklara sahip çıkmak. görünen o ki; sevgiyle kapatılamayacak hiçbir boyut kapısı, dostlukla iyileştirilemeyecek hiçbir travma yok.