Star Wars'taki The Force Kavramının Felsefesi Nedir?

"Güç seninle olsun" sözündeki güç, yani the force neyin nesidir? Açıklıyoruz.

1977’de star wars vizyona ve hayatımıza girdiğinde izleyiciler yalnızca bir uzay macerasıyla değil, modern zamanların en güçlü mitlerinden biriyle karşılaştılar. bu eşsiz mitin merkezinde ise şimdi konuşacağımız güç (the force) vardı:


peki george lucas güç sizinle olsun derken ve onu tasarlarken neyi kastediyordu?

en başta lucas’ın bu kavramı zihninde nasıl tanımladığını kesin olarak bilemesek de. onun verdiği demeçlerde şöyle bir ayrıntı bulunmaktadır. gençlik yıllarında izlediği 21-87 adlı deneysel kısa filmde geçen şu söz onu derinden etkilemiştir:

“birçok insan, doğayı düşünürken ve diğer canlılarla iletişim kurarken, gördüğümüz bu görünür maskenin arkasında bir tür güç ya da bir şey olduğunu fark eder.”


bu duygu aslında insanın var olduğundan beri birçok farklı insan ya da insanlar tarafından yaygın olarak algılandığı söylenebilir. yani her kültür bu doğaüstü gücü farklı şekillerde tanımlamıştır. lucas'ın yarattığı dünyayı bilenler bu gücün cedaylar (jedi) ve sidler (sith) tarafından ustaca kullanıldığını bilirler. temelde biz bu durumu iyi ya da kötü diye ikiye bölerek algılarız.

fakat yukarıdaki tanıma göre aslında güç, nötr bir enerji gibidir

bundan dolayı gücün en belirgin esin kaynağı taoizmdir. tao veya dao yol, şebeke, kanal, patika, öğreti veya çizgi anlamına gelebilir. işte bu yol döngüsel bir düzlemdir ve her şey dao'ya döner, dao tekrar her şeyi doğurur. bundan dolayı yin ve yang sembolü aslında iyi ve kötüden ziyade bir düzenin bir dengenin temsilidir ve dinamik dengesini anlatır. bence, bundan dolayı gücü insanın içindeki potansiyelin dışavurumu olarak okuyabiliriz. özellikle anakin skywalker zamanla darth vader'a dönüşümüne buna güzel bir örnektir.

neyse uzatmadan konumuza devam edecek olursak, gücün bir esin kaynağı da chi veya qi enerjisidir

özellikle geleneksel çin tıbbı ve felsefesinde her canlıyı besleyen yaşam enerjisi veya hayati güç olarak düşünülür. ayrıca uzak doğu dövüş sporlarında da önemli bir konuma sahiptir ve kaldırılamayan beden, bükülemeyen kol ve diğer birçok anlam verilmeyen güç gösterilerinin nedenidir.


buradan budizme geçecek olursak, bunun gücün şekillenmesinde önemli bir parçası olduğunu fark ederiz

çünkü jedi öğretisindeki duygulara mesafe, arzunun tehlikesi ve öfkenin yıkıcılığı gibi duygusal nevrozlar kişide var olan gücün nasıl şekilleneceğini bize gösterir. bu nedenle öfke, nefret, acı, kibir, kıskançlık ve tutku... gibi duygular budist öğretideki zihinsel zehirlerin dramatik bir versiyonudur. böylece güç şekillenirken bir yandan zihin eğitilir ve kişi jedi olur bir yandan da kişi eğitilemez ve carl gustav jung'un dediği gölge arketipi yani bireyin bilinçdışında sakladığı, ahlaki veya toplumsal nedenlerle bastırdığı karanlık, istenmeyen veya reddedilen kişilik özellikleri baskınlaşır sith olur.

burada bitirecek olursak güç, ne tamamen doğaüstü veya dini bir kavramdır ne de sadece bilimkurgu icadıdır diyebiliriz. o, aslında doğu felsefesi, batı mitolojisi, modern psikoloji gibi unsurların sentezidir. belki de lucas’ın yarattığı bu kavram, insanın kendi içindeki ışık ve gölge arasındaki bitmeyen gerilimin sinemasal ifadesidir. belki de güç seninle olsun demek, kader seninle olsun demek değildir. belki de anlamı şudur içindeki denge seninle olsun.

son...

kaynak: 12