Sovyetler'in İstenmeyen Vatandaşları Şehirlerden Sildiği Sistem: 101. Kilometre
bir devletin sizi sevmediği, bunu açıklamak zorunda kalmadığı anda belli olur. sovyetler birliği'nde bu dışlama, görünmez bir hat üzerinden ortaya çıkar. sistem sizi mahkum etmez, yalnızca haritadaki yerinizi değiştirir. bu bir ceza değil, sadece devletin sizi artık tanımıyor oluşudur: 101. kilometre.
sovyet hukukunda dayanağı bulunmayan bu uygulama, moskova, leningrad ve kiev gibi şehirlerin 101 km yakınına yerleşmesi yasaklanan insanlar için fiilen bir sürgün yöntemidir. amaç, büyük şehirleri evsiz, işsiz, alkolik ve eski mahkum yani "istenmeyen" sayılanlardan arındırmaktır (bkz: the parasite law in soviet union).
101. kilometrenin ötesine gönderilenler, genellikle küçük kasabalarda veya köylerde yaşamaya zorlanırlar. çoğunlukla sınırlı iş imkanları ve kötü yaşam koşullarıyla karşı karşıya kalırlar. yasağa uymayanların tekrar tutuklanması söz konusudur.
yasada var olmayan bu yöntem, propiska adı verilen ikamet sistemi sayesinde kolayca uygulanır. böylece "parazit" ya da "suçlu" bahanesiyle güvenlik riski sayılan herkes - yani muhalifler de - bu görünmez hattın dışına itilir.
önceleri halk komiserliği'nin kararlarıyla şekillenen sistemde (bkz: idare-i maslahat), sonraları kişiler doğrudan yasaklara dönüşür. "eksi 6" ya da "eksi 12" gibi kodlarla büyük şehirlere girişleri engellenir. iç pasaportlar ise seyahat özgürlüğünü bir hak olmaktan çıkarıp ayrıcalığa çevirir. sscb kimseyi sürmez sadece yanlış yerde yaşadığınızı fark ettirir ( bkz: historians' watch, olena styazhkina).
aslında yapılan doğrudan coğrafi bir aforoz listesidir. yalnızca sıradan insanları değil, görünür olanları da yutar. önce şehirlerden sonra kamusal hafızadan siler. görünmez hattın ötesine itilen bazı sanatçılar, rus edebiyatının farklı dönemlerinde karşımıza çıkar (bkz: 101st km: further everywhere).
"rusya'nın sappho'su", sophia parnok daha yasak görünür hale gelmeden 1920'lerin sonundan itibaren sansüre uğrar. hem cinsel yönelimi hem de apolitik duruşu nedeniyle sovyet edebiyatından silinir, hayatının sonuna kadar yoksulluk içinde, fiilen olmasa da zihnen sürgünde yaşar.
osip mandelshtam ise stalin aleyhindeki şiiri nedeniyle önce 1934'te hapsedilir, ardından "eksi 12" kuralı ile büyük şehirlerden men edilir. yalnız onun için 101. kilometre sadece bir duraktır. yolun sonu gulag olur.
boris pasternak, doktor jivago ile dünya çapında tanınsa da nobel'i reddetmeye zorlandıktan sonra moskova dışında yaşamaya itilir. şehre girmesi yasak değildir ama sistem onu toplumdan kopararak manevi bir sınırın ötesine iter.
sosyal parazitlik suçundan hüküm giyen joseph brodsky de arhangelsk bölgesine sürgün edilir. yaşadıkları, 101. kilometre mantığının en bariz örneklerinden biri olur.
zamanla bu görünmez ayıklama mekanizması , 1980 moskova olimpiyatları ile beraber artık kişileri değil, kitleleri hedef alan bir devlet operasyonuna evrilir. 101. kilometre uygulaması, olimpiyatlar vesilesiyle şehri batılı misafirlere steril göstermek amacıyla devasa bir toplumsal temizliğe dönüşür (bkz: ward, c. j., "the 1980 moscow olympics: a clean city", 2012).
evsizler, alkolikler ve rejim muhalifleri bu hattın ötesine sürülerek başkent adeta bir vitrin gibi düzenlenir. vladimir vysotsky gibi ikonik kişilerin cenazelerindeki kitlesel yas tutma biçimleri bile 101. kilometre mantığıyla şehirden yalıtılmaya çalışılır (bkz: the new york times, 29.07.1980).
sscb kendisini eşitlik dağıtan bir sistem olarak tanımlar. ancak 101. kilometre bu eşitliğin bir hak değil, devletin uygun gördüklerine tanıdığı bir ayrıcalık olduğunu gösterir. merkezde yaşamak ödül, uzaklaştırılmak ceza haline gelir. böylece fiilen coğrafi başka bir kast sistemi oluşur (bkz: nomenklatura).
sistem, uyumsuzları ve alt tabakayı marx'ın da mesafeli durduğu lumpenproletariat kategorisine iterek dışlayıcı bir elitizm üretir. eşitlik söylemi korunur, eşitsizlik mekansallaştırılır.
velhasıl sscb, sınıfsız bir toplum yaratamadığı için, sınıfsızmış gibi görünen bir kamusal dekor kurar (bkz: dacha). 101. kilometre ise bu dekorun arkasında kalan, sistemin kusurlarını ve "uyumsuzları" yutan saklı bir depodur. işte bazı devletler sizi sevmediğini söylemez, sadece vitrinden indirip depoya kaldırır.