Sevimli Bebek ve Yavru Hayvanları Isırma İsteğini Açıklayan Kavram: Cute Aggression

Bazen aşırı sevimli bir bebek ya da yavru hayvan gördüğümüzde içimizde onları sıkma, ısırma gibi garip bir dürtü oluşur. Bu aslında zarar verme isteği değil, beynin yoğun sevimlilik karşısında duyguları dengeleme biçimi olarak tanımlanan 'cute aggression' tepkisi.
Sevimli Bebek ve Yavru Hayvanları Isırma İsteğini Açıklayan Kavram: Cute Aggression

şirin mi şirin bir bebeğin fotoğrafına bakarken hiç içinizden "şunun yanağını ısırmak istiyorum!" diye geçirdiğiniz oldu mu? ya da buna benzer bir cümleyi duyduğunuz?büyük ihtimalle cevabınız evet. peki bu tarz bir cümleden sonra kendinize dönüp şu soruyu sordunuz mu: ben normal miyim?

evet, tamamen normalsiniz ve daha da ötesi yalnız da değilsiniz. bu his o kadar yaygın ve dünya genelinde bilinen bir his ki, bilim insanları bunun için özel bir ad bile bulmuşlar: "cute aggression".

türkçeye nasıl çevrilir açıkçası emin değilim. "tatlılık saldırganlığı" ya da "sevimlilik kaynaklı saldırgan dürtü" denebilir mi? her neyse, ama orijinal ismiyle daha iyi biliniyor.

peki bu garip hisse neden kapılıyoruz? neden beynimiz bizi aşırı tatlı bulduğumuz bir varlığa karşı anlık bir "saldırganlık" dürtüsüyle çevreliyor? daha da önemlisi; bu bir soruna işaret ediyor olabilir mi?

her şey 2015'te bir laboratuvarda başladı

cute aggression konusunda yapılan çalışmalar düşünüldüğü kadar eskiye gitmiyor. yale üniversitesi araştırmacılarından oriana aragón ve ekibi, henüz 2015 yılında bu fenomeni ilk kez sistematik olarak incelemişler. bu inceleme için gönüllülerden oluşan bir grup katılımcı seçilmiş. katılımcılara sevimli hayvan ve bebek fotoğrafları gösterilmiş; ardından onlardan hissettiklerini tarif etmelerini istenince ortaya çıkan sonuçlar hayli şaşırtıcıymış: pek çok kişi salt sevgi ya da şefkatle kalmayıp yanında bir "ezme", "sıkıştırma" ya da "koparma" isteğine kapıldığını da ifade etmiş.

aragón bu durumu "dimorphous expression" yani "iki biçimli ifade" kavramıyla açıklıyor: yoğun pozitif duygular bazen taban tabana zıt bir tepkiyle kendini dışa vurabiliyor. tıpkı düğünlerde ya da çocuğunuzu ilk kez kucağınıza aldığınızda ağlamanız gibi. duygular tavan yaptığında beyin dengeyi farklı biçimlerde kurmaya çalışıyor.

beynimizde tam olarak ne oluyor?

california üniversitesi'nden katherine stavropoulos bu soruya nörobilimsel bir yanıt aramaya 2018 yılında başladı. bu amaçla oluşturan gönüllü katılımcıların eeg (beyin hücrelerinin doğal elektriksel aktivitesini kafa derisine yerleştirilen küçük elektrotlarla ölçen ve kaydeden, ağrısız ve zararsız bir tanı yöntemir) ile beyin aktivitesini izledi ve şunu buldu: daha güçlü cute aggression dürtüsüne sahip olduğunu belirten bireylerde, uyaranın sevimliliği karşısında ödül sistemi çok daha fazla aktif hale geliyordu. yani baktıkları obje ne kadar ponçikse, ödül sistemi de o derece aktif hale geliyordu.

basitçe anlatmak gerekirse: beyniniz fazla sevimli bir şey gördüğünde ödül merkezleri aşırı ateşlenmeye başlıyor. bu yoğun duyguyu işlemek ve regüle etmek için beyin, emniyet sübaplarını açıyor- ve o sübap, hafif saldırgan bir dürtü biçiminde kendini gösteriyor. amaç duyguyu bastırmak değil, duygu patlamasının önüne geçmek.

stavropoulos bunu şöyle özetliyor: cute aggression yaşayan insanlar aslında duyguları çok daha yoğun işleyen insanlardır. bu tür insanlar için bu bir bozukluk değildir; tam tersine, duygusal dünyalarının ne kadar derin çalıştığının bir göstergesidir.

evrimsel hikâye: neden cute aggression?

acıkma, susama ve seks gibi temel dürtülerimizin evrimsel nedenleri aşikar, peki ya cute aggression, onun ardında yatan evrimsel neden ne olabilir? bebeklere ya da yavru hayvanlara "zarar verme" -çünkü dürtünün içeriğinden bağımsız olarak, beynin ürettiği çıktı fiziksel zarar verme eylemini tam karşılıyor- dürtüsü neden gelişsin ki?

araştırmacılar şöyle bir hipotez öne sürüyor: yavruları koruma güdüsü evrimsel olarak çok güçlü. ama bu güdü eğer bizi tamamen ele geçirirse -yani siz bir yavruyu gördüğünüzde onun için her şeyi unutup işlevsiz kalırsanız- bu durumda savunmasız kalacağınız için bu durumun kendisi de bir tehlike oluşturacaktır. cute aggression, o aşırı şefkat tepkisini hafifçe "budayan" ve sizi işlevsel -ya da tetikte- tutmaya devam eden bir nörolojik mekanizma olabilir.

kısacası: o "onu yiyesim var" hissi, aslında beyninizin size "dur bir nefes al, sen hâlâ bu ortamda o sevimli şeyi korumakla yükümlü olansın" deme biçimi olabilir. elbette bunun bir hipotez olduğunu tekrar etmekte fayda var.

kültürden kültüre değişiyor mu?

evet, kültürler arasında cute aggression'ın ifade biçimi değişmekle birlikte altında yatan duygunun evrenselliği korunuyor. japonlar buna benzer bir duygu için kawaii kültürünü inşa etmiş; koreliler "o kadar tatlı ki öleceğim" derler. filipinliler "gigil" kelimesini kullanır: sevimli bir şey karşısında istem dışı kasılan ellerin hissi.

türkçemizde bu durum karşısında kulandığımız ifade çok daha ilginç; "yiyesim geliyor", "ısırıp koparasım var", "o yanakları sıkmak istiyorum"... tüm bu ifadeler hep aynı nörolojik gerçeğin farklı dillerdeki yansımaları.

peki bu durumu saldırganlık olarak nitelendirebilir miyiz?

kesinlikle hayır. cute aggression, gerçek saldırganlıkla nörolojik olarak da psikolojik olarak da ayrışmaktadır. gerçek saldırganlık; öfke, tehdit algısı ve zarar verme niyeti gibi negatif duygulardan alır motivasyonunu. cute aggression ise tam tersine yoğun pozitif duyguların yarattığı, regülasyon tepkisidir, yani aşırıya kaçmamızı engeller.

aragón ve ekibinin çalışmasında dikkat çekici bir bulgu daha var: cute aggression yaşayan insanlar yavrularını koruma eğilimi konusunda daha duyarlılar -çünkü yavrularına karşı daha yoğun ebeveynlik dürtülerine sahipler. ve cute aggression dürtüleri sadece regülasyon görevini icra edip aradan çekiliyor.

son söz: beynimize güvemeliyiz

bir dahaki sefere şirin yavru bir hayvan ya da sevimli bir bebek görünce içinizde o tuhaf "ısırasım var" ya da "mıncıklamak istiyorum" dürtüsünü hissettiğinizde, endişelenmeyin, çünkü beyniniz görevini layıkıyla icra ediyor demektir.

duygu patlaması yaşamak yerine onu işliyerek bu yoğun duygu karşısında savunmasız kalmanızın önüne geçiyor. ve bu süreçte, garip biçimde, sizi o varlığa daha sıkı bağlıyor.

görüldüğü insan beyni bazen en sevdiği şeyi, en tuhaf yollarla ifade ediyor. bu da onun güzelliklerinden biri şüphesiz.

* kaynaklar:

- aragón, o. r., clark, m. s., dyer, r. l., & bargh, j. a. (2015). dimorphous expressions of positive emotion: displays of both care and aggression in response to cute stimuli.

https://doi.org/10.1177/0956797614561044

- stavropoulos, k. k. m., & alba, l. a. (2018). "ıt's so cute ı could crush it!": understanding neural mechanisms of cute aggression.

https://doi.org/10.3389/fnbeh.2018.00300

- nittono, h., fukushima, m., yano, a., & moriya, h. (2012). the power of kawaii: viewing cute images promotes a careful behavior and narrows attentional focus.

https://doi.org/10.1371/journal.pone.0046362