Şeker Tüketimi Kaynaklı Cilt Kırışıklığını Minimuma İndirmenin Yolları
yemek sonrası gelen o ağırlığın, sebepsiz sinirinizin ve cildinizin neden kırıştığının şifresini anlatacağım.
bakın şimdi, yıllarca bize "kalori kaloridir" dendi. "bir elma 50 kalori, bir kurabiye 50 kalori, o zaman aynı şeydir" dendi. işte ufku daraltan, bizi hasta eden en büyük yalan bu. mesele kalori değil, o yiyeceğin kan şekerinizde yarattığı "hız treni" etkisi.
olay tam olarak şöyle gelişiyor
1. hız trenine biniş: sabah aç karnına simit-meyve suyu ya da şekerli bir kahvaltı yaptınız. kan şekeriniz roket gibi fırlıyor. vücut paniğe kapılıp "ortamda çok şeker var, bunu hemen depolamam lazım yoksa kan damarları zarar görecek" diyor ve insülin ordusunu salıyor.
2. çakılma: insülin o kadar çok salgılanıyor ki, kan şekerini olması gereken seviyenin de altına, "bodrum kata" indiriyor. yemekten 90 dakika sonra gelen o "üzerime ağırlık çöktü", "elim ayağım titredi", "canım tatlı istedi" hissi var ya? işte o, aslında yediğiniz yemeğin size enerji vermesi gerekirken, enerjinizi çalması (reaktif hipoglisemi) durumudur. yani aslında aç değilsiniz, hormonal bir manipülasyonun kurbanısınız.
3. asıl korkunç kısım: içeriden "pişmek" (glikasyon) işte ufku asıl katlayan yer burası. kan şekeriniz her fırladığında (spike), o fazla şeker molekülleri vücudunuzdaki proteinlere ve yağlara yapışır. buna "glikasyon" denir.
glikasyon nedir biliyor musunuz? tost makinesine koyduğunuz ekmeğin üzerinin kahverengileşmesidir. tavuk kızarırken derisinin çıtırdayıp kararmasıdır. buna "maillard reaksiyonu" denir. işte her şeker dalgalanmasında, siz de içeriden aynen böyle "kızarıyorsunuz". kollajeniniz (cildinizi gergin tutan protein) şekere bulanıp sertleşiyor, kırılıyor. yani kırışıklık dediğiniz şey, aslında cildinizin içeriden karamelleşmesidir.
peki ne yapacağız? ot gibi mi yaşayalım?
hayır. biyo-hack burada devreye giriyor. aynı yemeği yiyip bu etkiyi %50 azaltmak mümkün. ufkunuzu açacak pratikler şunlar:
sıralama kuralı: tabağınızdaki yemeği şu sırayla yiyin: önce lif (sebze/salata), sonra protein/yağ (et/yoğurt), en son karbonhidrat (pilav/ekmek). o salata, bağırsakta bir ağ örüyor ve şekerin kana karışmasını yavaşlatıyor. aynı pilavı yiyorsunuz ama vücut onu "şeker bombası" olarak algılamıyor.
tatlıyı açken yeme: tatlıyı yemekten 2 saat sonra değil, yemeğin hemen üzerine "cila" olarak ye. midede diğer gıdalar varken şekerin emilimi yavaşlar.
sirke hilesi: yemekten önce suya bir kaşık elma sirkesi katıp içmek, glikoz sivrilmesini %30'a kadar düşürüyor. sirke, kasların şekeri emmesini kolaylaştırıyor.
yürüyüş: yemekten sonra kanepede sızmak yerine 10 dakika yürürseniz, kaslarınız o sırada kanda dolaşan şekeri "yakıt" olarak kullanır ve insüline gerek kalmaz.
özetle
vücudunuzu bir çöplük değil, hassas bir kimya laboratuvarı olarak görün. yaşlanmak doğaldır ama "hızlı yaşlanmak" ve sürekli yorgun hissetmek, tamamen o kan şekeri grafiğindeki zikzakların eseridir. bu grafiği düzleştiren, hayatını düzleştirir.