Sauron Neden Frodo’yu Yüzükle Tespit Edebiliyordu da Bilbo’yu Edemiyordu?
bu soru ilk bakışta basit gibi görünebilir. ne olacak oğlum bunu tolkien yazdı ve böyle istedi ya da fantastik evrenlerin mantığı böyledir diyebilirsiniz. (şimdi biraz sesimize hava katıp devam ediyoruz...) ama bunu biraz eşelediğinizde tolkien’in gücü nasıl tanımladığına, arzuyu nerede başlattığına ve kötülüğün neye baktığına dair çok daha rahatsız edici bir yer karşınıza çıkabilir. çünkü yüzük herkesi görünmez yapar, ama herkesi aynı şekilde gizleyemez(vay be havalı bir giriş oldu bence).
şimdi meseleyi anlamak için ilk önce yüzüğün kimde, ne kadar kaldığına bir bakalım.
bilbo yüzüğü yaklaşık 60 yıl taşıdı ve bu uzun bir süredir. hobbit hikayesinden biliyoruz ki bilbo, yüzüğü hiçbir zaman bir iktidar nesnesi olarak görmedi. onu gollum'dan kaçmak, cücelere yardım etmek, partilerde aşkınlık yaratma, saklanmak ve de küçük numaralar yapmak için kullandı. bundan dolayı yüzük, bilbo’da bir tehdit haline gelmedi sadece durağanlaştı. bilbo yüzüğün çağrısını duymadı diyemeyiz ama ona yönelmedi diyebiliriz.
gollum'a gelirsek yüzüğü yüzyıllarca taşıdı tam 500 yıl. fakat gollum’da yüzük bir amaç değil, bir bağımlılık şeklinde olarak ortaya çıktı. o artık yüzüğü kullanan bir özne, bir kişi ya da hobbit değildir, yüzüğün çevresinde dönen bir gölgeye dönüşmüştür. gollum'un bilinç durumu yüzüğün istediği şeklinde olmadığından. yani yüzük istediğini alamadığından sauron’un bakışı buraya dönmedi diyebilirim. çünkü yüzük tehdit arar, trajedi değil, tamahkarlık arar.
sıra geldi sam'e; şimdi siz, hayda sam ne ara taktı yüzüğü diyeceksiniz. frodo’nun shelob tarafından öldürülmüş olduğunu zanneden sam’in tek yüzük’ü frodo’dan görevi sürdürmek için aldı. ardından frodo’nun ölmediğinin farkına varır ve onu alıp götüren orkların peşinden giderek cirith ungol kulesine gider. işte tam burada sam yüzüğü 2 gün taşır ve frodo'yu kurtarırken yüzüğü takar. yüzük ona bazı hayaller sunar onun bakış açısından güç bahşetmeyi önerir. ama sam bu hayali reddeder. çünkü onun arzusu kendine değildir, frodo’ya bağlıdır. bundan dolayı yüzük sam’de tutunacak bir dal bulamaz.
frodo’nun farkı tam burada başlar.
frodo yüzüğü yaklaşık on yedi yıl shire’da, ardından yolculuk boyunca taşır. ama onu bilbo gibi hafife almaz, gollum gibi tapınmaz, sam gibi geri itmez. frodo yüzüğü tam anlamıyla bilerek taşır. onun bir yük olduğunu bilir ve bu yükü ahlaki bir sorumluluğa dönüştürür. yüzüğün asıl sevdiği şey de budur işte kişideki erdemi ağırlaştırarak kibre ve güce dönüştürmektir.
frodo amon hen’de yüzüğü taktığında burada olan şey basit bir görünmezlik değildir. frodo ilk kez, istemeden de olsa, bakmaya çalışır. uzaklara, güce, karanlığa. işte sauron’un frodo’yu fark ettiği an budur ve bu basit bir görme olayı değildir, iki bakışın kesişmesidir.
ironik olan şudur; hobittler bu evrende pervasız varlıklardır; fakat sauron frodo’yu gördüğünde onu yanlış değil, eksik okur. o aslında olduğundan cesur ve güçlüdür. çünkü sauron’un zihni küçüklüğü ciddiye almaz. kötülük, çoğu zaman ayrıntıyı değil, ölçeği önemser, açgözlülüğü ve kibri önemser.
bundan dolayı da yol ilerledikçe frodo’nun yükü artar. ama bu yük yalnızca yüzük değildir. herkesin umudu, beklentisi ve sessizce sırtına bıraktıkları diğer sorumluluk da ona eklenir. gandalf yoktur, aragorn mesafelidir, diğerleri yüzüğü ondan almaya çalışır ve dünya frodo’dan bir şey bekler. yüzük bu ortamda yeni bir dil bulur ve frodo'ya bir şekilde ulaşmayı başarır. bu fısıltı frododaki arzuya gıdıklayan güç isteği değildir. yüzük ona tahtlar, ordular, fetihler vaat etmez. aksine yüzük ona çok daha tehlikeli bir şey fısıldar: haklılık. çünkü “bunca yolu ben geldim”, “bunu ben taşıdım”, “son söz benim olmalı” der ve yüzüğün en güçlü olduğu yerde yani ve hüküm dağı’nda son kale frodo düşer.
bu düşüş aslında korkaklık değildir. tolkien bu konuda nettir: yüzüğün yaratıldığı yerde, tam gücüyle çalıştığı anda, hiçbir irade mutlak olarak dayanamaz isildur da aynı yerde çark etmiştir. belki diğerleri de gelse durum değişmeyecektir. frodo’nun yenilgisi ahlaki değil, metafizik bir unsurdur. bunca zorluğun arasında o noktaya kadar dayanabilmiş olması bile insanüstü bir başarıdır.
sonuç olarak sauron frodo’yu gördü çünkü frodo bir buçukluk olmasına rağmen erdemli ve çok güçlü bir hobitti. yüzük frodo tarafından yok edilmemişti belki ama bilbo’nun gollum’u öldürmemesi, frodo’nun onu bağışlaması, yani erdemi sayesinde yok olmuştu. sauron’un asla anlayamadığı şey şudur aslında; kötülük hep büyüklüğe bakar, ama kader çoğu zaman küçücük bir çatlaktan içeri sızabilir.