Roma’yı Kana Bulayan İki Adam: Marius ve Sulla’nın Ölümcül Hesaplaşması

MÖ 1. yüzyılın başlarında Roma Cumhuriyeti, iki güçlü komutanın bitmek bilmeyen rekabetiyle sarsıldı. Marius ile Sulla arasında giderek büyüyen iktidar mücadelesi, Roma tarihinin ilk büyük iç savaşlarından birine dönüştü ve şehir sokaklarını kana buladı.
Roma’yı Kana Bulayan İki Adam: Marius ve Sulla’nın Ölümcül Hesaplaşması


cumhuriyet düzeninin kırılma eşiği

roma cumhuriyeti bilhassa son yüzyılında, politik rekabetin geleneksel aristokratik sınırlar içerisinde yürütüldüğü bir dönem olmaktan giderek uzaklaşmıştır. kralların roma'dan kovulmasının ardından 400 yılı aşkın bir süre boyunca senato çevresinde örgütlenen aristokrat aileler; magistralıklar, askeri komutanlıklar ve nüfuz alanları üzerinde rekabet etmiş ve çatışmalar sertleşse dahi devlet düzeni çoğunlukla kurumsal sınırlar içinde korunmuştur. zira cumhuriyet siyasetinin temel ilkesi, aristokrat rekabetinin hukuk normları doğrultusunda sürdürülmesidir. mö ii. yüzyılın sonlarına doğru roma toplumunda birtakım sosyolojik olgular değişimin şafağındadır ve bu durumun bir sonucu olarak derinleşen sosyal ve ekonomik gerilimler siyasal yapıyı gittikçe sarsmaya başlayacaktır.

italya’daki toprak dağılımının bozulması, askeri seferlerin yarattığı ekonomik dönüşüm ve şehirde yoğunlaşan mülksüz nüfus cumhuriyet’in geleneksel dengelerini zorlamaktadır. gracchus kardeşlerin reform girişimleri ise söz konusu gerilimi görünür hale getirmiştir. bu bağlamda senato aristokrasisi ile halk desteğine dayanan siyasi hareketler arasındaki ayrım giderek daha da belirginleşir ve cumhuriyet siyasetinde optimates ve populares şeklinde tanımlanan iki farklı yönelim ortaya çıkar. iktidar mücadelesi yeni araçlar kazanırken, aristokratlar arasındaki uzlaşma kültürü de yavaş yavaş aşınmaktadır.

aynı dönemde roma ordusunun yapısı da dönüşmektedir. uzun süren savaşlar, genişleyen cepheler ve artan asker ihtiyacı cumhuriyet’in geleneksel askerlik düzenini zorlamıştır. mezkur soruna çözüm ise populares'in kurucu babası olarak da nitelendirebileceğimiz karizmatik askeri lider gaius marius'dan gelecektir. gerçekleştirdiği askeri düzenlemeler sayesinde mülksüz yurttaşların orduya kabulü mümkün hale gelirken; ordu giderek profesyonelleşmiş ve askerlerin ekonomik beklentileri komutanların başarılarına bağlanmıştır. yeni koşulların yarattığı bir diğer önemli gerçeklik de; askerler ile komutanları arasındaki bağın güçlenmesi ve cumhuriyet’in eski yurttaş-asker modelinin çözülmesidir. bu gelişme ilerleyen yıllarda politik mücadelelerin askeri güçle ilişkileneceği yeni bir siyasi iklim yaratacaktır.

roma siyasetinde gerilimin doruk noktasına ulaştığı süreç, mithradates krizi esnasında yaşanır. pontus kralı mithradates’in anadolu’da roma hakimiyetine karşı başlattığı hareket, doğu’da büyük bir savaşın habercisi haline gelmiş ve söz konusu savaşın komutanlığı etrafında ortaya çıkan rekabet, cumhuriyet tarihinde daha evvel eşi görülmemiş bir çatışmanın kapısını aralamıştır. bu doğrultuda açığa çıkan komutanlık meselesi ise gaius marius ile lucius cornelius sulla arasında açık bir mücadeleye dönüşecektir.


marius ile sulla arasında gerçekleşen ve bir iç savaşa sebebiyet veren çatışma hali, roma cumhuriyeti tarihinde derin sonuçlar doğuracaktır. mezkur savaş yalnızca iki aristokrat lider arasındaki mücadele şeklinde değerlendirilmemelidir; zira cumhuriyet siyasetinin temel dengeleri söz konusu süreçte köklü bir biçimde değişecektir. nitekim ordu siyasi mücadelede belirleyici bir unsur haline gelmiş ve cumhuriyet kurumlarının otoritesi ciddi bir biçimde zayıflamıştır. takip eden yıllarda pompeius, crassus ve caesar gibi figürlerin yükselişi de aynı dönüşümün devamı niteliği taşıyacaktır.

roma cumhuriyeti’nin militar bir hüviyet kazanması ve iç savaşların siyasal hayatın kalıcı parçaları haline gelmesi marius–sulla çatışması ile görünürlük kazanmıştır. cumhuriyet düzeninin çözülme süreci tam anlamıyla bu noktada başlamıştır denilebilir. bu nedenle söz konusu iç savaş roma tarihinin en kritik kırılma anlarından biri olarak değerlendirilmelidir.


geç cumhuriyet döneminde siyasi gerilim

mö ii. yüzyılın son çeyreğine gelindiğinde roma cumhuriyeti geniş bir akdeniz imparatorluğu haline gelmiş durumdadır. kartaca’nın yıkılması ve helenistik krallıkların roma hakimiyeti altına girmesi, devletin askeri ve ekonomik gücünü önemli ölçüde arttırmıştır. roma aristokrasisi açısından fetihler büyük servet ve prestij imkanları yaratmış ve senatonun gediklisi elit aileler eyalet yönetimleri, vergi gelirleri ve ganimetler sayesinde büyük bir zenginlik elde etmiştir. fakat genişleme sürecinin yarattığı ekonomik dönüşümün roma toplumunun tüm kesimleri adına aynı sonuçları doğurduğu söylenemez.

italya’da da toprak yapısı giderek değişmektedir. uzun süre askerlik yapan küçük çiftçiler üretim faaliyetlerinden uzak kalmış ve pek çoğu borç yükü altında arazisini kaybetmiştir. aynı dönemde aristokrat ailelerin geniş latifundia mülkleri kurmaya başlaması tesadüften ziyade bir çözülmenin sonucudur. savaşlardan tedarik edilen köle emeği büyük toprak işletmelerinde yoğun bir biçimde kullanılırken, küçük çiftçi nüfusunun zayıflaması cumhuriyet’in geleneksel yurttaş düzeninin sarsılmasına neden olmuştur. şehre yönelen mülksüz kitlelerin sayısı artarken, roma’nın siyasi atmosferi giderek daha da gergin bir hale gelmektedir.

toprak meselesi ve sosyal eşitsizlik gibi önemli konu başlıkları siyasal tartışmaların merkezine yerleşmiş durumdadır. keza tiberius ve gaius gracchus’un reform girişimleri söz konusu gerilimi açık bir biçimde ortaya koymuştur. gracchus kardeşler devlet arazisinin yeniden dağıtılması ve mülksüz yurttaşlara daha iyi koşulların sağlanması amacıyla kapsamlı düzenlemeler önermiştir. senato aristokrasisi ise teklif edilen reformların kendi ekonomik çıkarlarını zedeleyeceğini düşünmektedir. sonuç olarak politik mücadele giderek sertleşmiş ve tiberius gracchus’un mö 133 yılında senato'da kafasında bir tabure kırılarak öldürülmesi roma siyasetinde şiddetin artık başat bir rol oynadığını ortaya koymuştur. kardeşi gaius gracchus’un reformları da benzer biçimde yoğun bir direnişle karşılaşmış ve tiberius'un ölümden 12 yıl sonra gaius da ağabeyi ile aynı akıbeti paylaşmıştır.

gracchus hareketleri cumhuriyet siyasetinde kalıcı bir ayrışma yaratacaktır. daha evvel bahsini geçirdiğimiz üzere, senato’nun otoritesini ve aristokrat geleneği savunan çevreler optimates olarak tanımlanmaya başlanırken, halk meclislerini ve tribünlük makamını kullanarak geniş kitlelerin desteğini arayan siyasetçiler ise populares çizgisine yerleştirilir. söz konusu ayrım kesin ideolojik programlardan ziyade siyasi yöntem farklılığını ifade etmektedir; ancak cumhuriyet’in son yüzyılında aristokrat rekabetinin temel eksenlerinden biri haline gelecektir. magistralıklar ve askeri komutanlıklar üzerindeki mücadele bu kamplaşma içerisinde daha da sert bir karakter kazanacaktır.

roma siyasetindeki rekabet yalnızca ideolojik gerilimle sınırlı kalmamış ve aristokratlar arasındaki prestij yarışı da giderek keskinleşmiştir. askeri zaferler ve fetihler politik kariyerin en güçlü dayanağı konumundadır. bu bağlamda başarılı generaller büyük servet ve şöhret elde ederken; roma halkı nezdinde de geniş bir destek bulmaktadır. böylece askeri başarı ile siyasal nüfuz arasında güçlü bir bağ tesis edilmiş olur. cumhuriyet kurumları söz konusu rekabeti dengelemeye çalışsa da genişleyen imparatorluğun yarattığı yeni güç ilişkileri geleneksel düzeni zorlamaktadır.

gaius marius’un yükselişi mevzubahis ortamın ürünü olarak değerlendirilir. arpinum kökenli bir novus homo olarak aristokrat çevrelerin dışından gelen marius, askeri başarıları sayesinde roma siyasetinde olağanüstü bir konum elde etmiş; jugurtha savaşı’nda kazandığı prestij ve ardından cimbri ile teutonlara karşı yürüttüğü seferler marius’u cumhuriyet’in en güçlü figürlerinden biri haline getirmiştir. keza ardışık konsüllükler aracılığıyla siyasette de uzun süre belirleyici bir rol oynayacaktır. marius’un askeri reformları ise sadece ordunun yapısını değiştirmekle kalmamış; cumhuriyet’in siyasal dengelerini de derinden etkilemiştir.

bu ortamda aristokrat rekabeti artık daha keskin bir karakter kazanır. senato’nun otoritesi giderek tartışılır hale gelirken halk meclisleri ve tribünlük makamı siyasi mücadelede daha aktif biçimde kullanılmaktadır. roma cumhuriyeti dışarıda genişlemeye devam ederken içeride kurumsal uyum giderek zayıflamaktadır. marius ile sulla arasında ortaya çıkacak çatışma söz konusu gerilimlerin doğal sonucu olarak şekillenecektir. cumhuriyet siyasetinin uzun süre bastırılmış gerilimleri mö i. yüzyılın başında açık bir iç savaşa dönüşme eşiğine gelmiştir.

marius ve ordunun dönüşümü

roma cumhuriyeti’nin askeri yapısı, yurttaşlık temelli bir düzen üzerine kuruludur ve bu doğrultuda askerlik, mülkiyet sahibi yurttaşların yükümlülüğü olarak görülmektedir. toprak sahibi erkekler belirli sürelerle sefere katılır, savaş sona erdiğinde ise yeniden üretim faaliyetlerine dönerler. binaenaleyh askerlik yurttaşlık görevlerinin asli unsurlarından biri olarak kabul edilmektedir. cumhuriyet’in erken ve orta dönemlerinde söz konusu sistem devlet ile asker arasında güçlü bir bağ kurulmasını sağlamıştır.

fakat roma’nın akdeniz dünyasında genişlemesi askeri düzen üzerinde ciddi bir baskı yaratır. uzun süren seferler ve uzak cepheler küçük çiftçilerin ekonomik düzenini zorlamaktadır. yıllarca süren askerlik görevleri üretim faaliyetlerini aksatırken; borç yükü altında kalan birçok yurttaş toprağını kaybetmeye başlar. sonuçta, küçük çiftçi nüfusunun azalması cumhuriyet ordusunun geleneksel asker kaynağını daraltmış ve roma devleti artan asker ihtiyacını karşılamak üzere yeni çözümler aramak zorunda kalmıştır.

gaius marius söz konusu krize pratik bir çözüm geliştiren komutan olarak öne çıkar. mö 107 yılında konsül seçildiğinde jugurtha ile savaş devam etmektedir. marius ordunun insan kaynağını genişletmek amacıyla mülksüz yurttaşların da askere alınmasına izin verir. mezkur düzenleme roma askerlik sisteminde önemli bir dönüşüm yaratacaktır. daha önce askerlik hakkı ve görevi mülk sahibi yurttaşlarla sınırlıyken, yeni uygulama geniş kitlelerin orduya katılmasını mümkün hale getirmiştir.

aynı şekilde, ordunun yapısı da giderek profesyonelleşmektedir. askerlerin uzun süre boyunca tek bir komutanın emrinde görev yapmaları hasebiyle savaş ganimetleri ve emeklilikte verilecek toprak vaatleri önemli bir motivasyon kaynağı haline gelir. böylece asker ile komutanı arasında güçlü kişisel bağlar hasıl olur. cumhuriyet’in eski yurttaş-asker modeli yavaş yavaş çözülmektedir. devlet ile asker arasındaki doğrudan ilişki zayıflarken, askeri sadakat giderek komutanın şahsında toplanmaktadır.

söz konusu dönüşüm roma siyasetinde derin sonuçlar doğuracaktır. askeri başarı elde eden komutanlar yalnızca savaş meydanlarında değil; siyaset arenasında da büyük nüfuz kazanmaktadır. ordunun sadakati artık senato’ya ya da cumhuriyet kurumlarına yönelmekten ziyade komutanın otoritesine bağlanmaktadır. son kertede roma ordusu güçlü generaller için politik bir araç haline gelebilecek potansiyele ulaşmış durumdadır.

marius’un reformları başlangıçta pratik bir askerî çözüm şeklinde görülür. roma’nın genişleyen sınırlarını koruyabilmesi açısından söz konusu düzenlemeler oldukça etkili sonuçlar üretmiştir. cimbri ve teuton kabilelerine karşı elde edilen zaferler marius’un prestijini büyük ölçüde arttırır. ancak ordunun yapısındaki değişim cumhuriyet siyasetinin geleceği açısından beklenmedik sonuçlar doğuracaktır. komutan ile asker arasındaki güçlü bağ ilerleyen yıllarda siyasal rekabetin askeri güç aracılığıyla yürütülmesine zemin hazırlayacaktır.

marius ile sulla arasında ortaya çıkacak çatışma bu dönüşümün en çarpıcı örneğini gözler önüne serer. roma tarihinde ilk kez iki aristokrat lider siyasi üstünlük mücadelesinde ordularına dayanmıştır. cumhuriyet’in geleneksel kurumları bu gelişmeler karşısında gittikçe etkisiz bir hale gelecektir.

mithradates krizi ve siyasi çatışmanın derinleşmesi

mö i. yüzyılın başlarında roma cumhuriyeti sadece iç gerilimlerle değil, doğu dünyasında yükselen güçlü bir rakiple de mücadele etmek zorunda kalır. pontus kralı mithradates vi, karadeniz çevresinde geniş hakimiyet alanı kurmuş hırslı bir hükümdar olarak roma'ya meydan okumaktadır. anadolu’daki birçok şehir roma’nın ağır vergi düzeninden ve eyalet yöneticilerinin baskıcı uygulamalarından rahatsızlık duymaktadır. mithradates söz konusu hoşnutsuzluğu ustalıkla kullanacak ve kısa sürede bölgedeki roma otoritesini sarsan kapsamlı bir hareket başlatacaktır.

taraflar arasında yaşanan çatışmaların en çarpıcılarından biri mö 88 yılında gerçekleşen büyük katliamdır. mithradates’in emriyle anadolu’nun ve yunanistan'ın çeşitli şehirlerinde yaşayan roma vatandaşları ve italyan yerleşimciler sistemli şekilde öldürülür. antik kaynaklar on binlerce insanın yaşamını yitirdiğini aktarmaktadır. yaşanan kıyıma etkili bir cevap vermek isteyen senato cezalandırma seferi için güçlü bir komutan görevlendirmeye karar verir ve seferin komutası lucius cornelius sulla’ya verilir. sulla bu dönemde konsüllük makamını elinde bulundurmakta ve italya'da yaşanan iç karışıklıklar esnasında gösterdiği başarılı performans nedeniyle güvenilir bir lider olarak görülmektedir.

ancak roma siyasetindeki rekabet bu kararın uzun süre tartışmasız kalmasına izin vermeyecektir. nitekim halk meclislerinde etkili olan populares çevreleri sefer komutasının gaius marius’a verilmesi gerektiğini düşünmektedir. marius askeri başarıları sayesinde roma halkı arasında büyük bir prestij sahibidir ve doğu seferinin sağlayacağı ganimet ile şöhret fırsatı da şürekası açısından son derece cazip görünmektedir. velhasıl sulla, vatandaşlık hakkı için isyan etmiş durumda olan italyanların güçlü kalesi nola'da kuşatma yönetirken, halk tribünü publius sulpicius rufus’un girişimleri sonucunda doğu seferi komutanlık yetkisi ani bir biçimde marius’a devredilir. kriz artık kapıdadır.

cumhuriyet geleneğinde konsülün komuta yetkisi senato tarafından belirlenmekte ve görev süresi boyunca korunmaktadır. halk meclisinin aldığı bu karar aristokrat çevreler tarafından geleneksel düzenin ihlali şeklinde değerlendirilmiş ve bir şok etkisi yaratmıştır. sulla için ise mesele salt askeri bir görev kaybı anlamına gelmemektedir; zira siyasi prestiji ve kariyeri büyük bir darbe almıştır. roma aristokrasisinde şöhret ile nüfuzun askeri zaferlere endeksli olduğu gözden kaçırılmamalıdır.

velhasıl sulla bu kararı kabul etmeyi reddeder ve campania bölgesinde konuşlanmış ordusunun karşısına çıkarak roma’daki siyasi gelişmeleri aktarır. askerler ganimet ve zafer beklentisiyle doğu seferine hazırlanmış durumdadır ve komutanlığın marius'a verilmiş olmasının planlarını tehlikeye sokacağı aşikardır. sulla'nın yaptığı ateşli konuşmanın ardından, lejyonların idaresini almaya gelmiş ve roma'dan "tailhsiz" haberi getirmiş olan marius'un kurmayı katledilir, sonrasında ise sulla herkesi şok edecek kararının açıklar: roma üzerine yürünecektir. bu hakarete tepki olarak subayların biri hariç hepsi istifalarını verir. lejyonerler ise komutanlarının yanındadır. artık zarlar atılmak üzeredir ...

mö 88 yılında gerçekleşen bu yürüyüş cumhuriyet siyasetinde köklü bir kırılma yaratacaktır. roma tarihinde ilk kez bir komutan kendi şehrine karşı askeri güç kullanmaktadır. cumhuriyet’in geleneksel normları aristokrat rekabetinin şehir sınırları içinde silahlı güç aracılığıyla yürütülmesini kesin biçimde yasaklamıştır. sulla’nın kararı söz konusu geleneğin fiilen sona erdiğini göstermektedir. politik mücadele artık yalnızca magistralıklar veya meclisler aracılığıyla değil; doğrudan askeri güç yoluyla da yürütülebilecektir.

sulla'nın roma’ya yürüme kararını kimse beklememektedir ve teamülleri hiçe sayan bu adam karşısında hazırlıksız yakalanmış olan marius ve destekçileri şehirden kaçmak zorunda kalır. sulpicius rufus öldürülür, marius ise afrika’ya sığınır. senato yeniden kontrol altına alınır ve doğu seferinin komutası sulla’ya geri verilir. görünüşte siyasi düzen yeniden kurulmuştur; fakat cumhuriyet’in temel ilkeleri ciddi biçimde sarsılmıştır. bir romalı komutanın ordusuyla başkente girebileceği gerçeği artık inkar edilemez bir biçimde tarihteki yerine almış durumdadır.

gerekli düzenlemeleri yapmasının ardından sulla, mithradates’e karşı yürütülecek sefer için doğuya hareket eder. fakat roma’daki siyasal gerilim sona ermemiştir. marius ve destekçileri yeniden güç toplayacak, şehir kısa süre içinde yeni bir çatışma dalgasına sahne olacaktır. cumhuriyet düzeni giderek daha derin bir kriz içine sürüklenmektedir. iç savaşın tam anlamıyla patlak vermesi artık yalnızca zaman meselesidir.

iç savaş ve intikam siyaseti

sulla’nın doğuya hareket etmesi roma’daki siyasi mücadeleyi sona erdirmez. aksine şehirde oluşan güç boşluğu yeni çatışmaların ortaya çıkmasına zemin hazırlayacaktır. sulla’nın ordusuyla italya’dan ayrılması optimates çevresinin askeri desteğini önemli ölçüde zayıflatmıştır. cumhuriyet kurumları görünürde işlerliğini korur; ancak siyasal denge son derece kırılgan hale gelmiştir. marius ve destekçileri söz konusu ortamı fırsat olarak değerlendirmeye başlayacaktır.

marius sürgünde geçirdiği dönemde yeni bir siyasi ittifak kurar. kaderin bir cilvesi şeklinde, sulla tarafından atanmış iki konsülden biri olan lucius cornelius cinna ile kurulan iş birliği kısa sürede güçlü bir hareket oluşturur. cinna konsül seçilmesinin ardından senato ile ciddi fikir ayrılıkları yaşamış ve kısa süre içinde görevinden uzaklaştırılmıştır. ancak gelişmeler cinna’nın siyasal kariyerini sona erdirmeyecektir. zaman kaybetmeden asker toplama çalışmalarına girişen cinna’nın çağrısına italya'nın pek çok yerinden, bilhassa da sulla'dan çok çekmiş olan campania bölgesi ve samnitler'den olumlu karşılık verilir. marius da afrika'daki sürgününden dönerek kölelerden oluşturduğu ordusuyla italya'ya ayak basar. böylece roma cumhuriyeti kısa süre içinde yeni bir iç savaşın eşiğine gelmiştir.

mö 87 yılında marius ve cinna birlikleri roma’ya doğru ilerler ve şehir yoğun bir anarşi ortamına sahne olur. sulla'nın açtığı pandora'nın kutusu, cumhuriyet tarihinde uzun süre bastırılmış olan siyasi şiddeti açık biçimde görünür bir hale getirmiştir. roma ele geçirildiğinde aristokrat çevreler üzerinde büyük bir tasfiye hareketi başlatılır. marius’un siyasi rakipleri hedef alınır ve senato’nun önde gelen isimlerinden bazıları öldürülür. bu çılgınlık hali, roma siyasetinde yeni bir evreye işaret etmektedir: occidere vivere (yaşamak için öldür.)

marius kısa süre sonra, çok istediği ve her yerde dillendirdiği yedinci konsüllüğüne kavuşur; ancak görev süresi uzun sürmez ve 2 hafta süren yoğun içki aleminin ardından hayatını kaybeder. fakat marius’un ölümü iç savaşın tamamen sona erdiği anlamına gelmemektedir. nitekim cinna ve destekçileri roma siyasetinde hakim konumlarını sürdürmeye devam edeceklerdir. cumhuriyet görünürde yeniden işlerlik kazanmış gibi görünür; lakin sulla’nın doğudan döneceği gerçeği herkes tarafından bilinmektedir. siyasi gerilim geçici olarak bastırılmış durumdadır.

diğer taraftan sulla doğu seferi esnasında mithradates’e karşı önemli başarılar elde eder ve mö 85 yılında imzalanan dardanos antlaşması ile savaş sona erer. sulla’nın askeri prestiji daha da artmış durumdadır. atina'da gerçekleştirdiği yıkım, aristion ile olan diyalogları ve kadim partenon'un sütunlarını söküp roma'daki jüpiter tapınağının inşaatına yollaması gibi hadiseler dilden dile dolaşmaktadır. roma’ya dönüş hazırlıkları başladığında ise cumhuriyet, yeni ve daha büyük bir çatışmaya doğru sürüklenecektir ...

mö 83 yılında sulla ordusuyla italya’ya ayak basar. onu karşılayan güçler arasında marius’un oğlu gaius marius minor ve cinna yanlısı birlikler bulunmaktadır. italya’nın çeşitli bölgelerinde şiddetli çatışmalar yaşanır ve iç savaş giderek daha geniş bir coğrafyaya yayılır. ilk yürüyüşünün aksine, pek çok aristokrat bu kez sulla'nın saflarına katılmış durumdadır. bunlar arasında; genç kasap lakabıyla pompeius ve ispanya'daki sürgün hayatında yaşadığı mağarasından çıkıp gelen crassus gibi genç isimler söz konusu mücadelede sulla’nın yanında yer alarak ilerleyen yıllarda önemli siyasi figürlere dönüşecektir.

nihayetinde, mö 82 yılında roma şehrinin duvarlarında gerçekleşen colline kapısı muharebesi iç savaşın kaderini tayin eder ve sulla, marius ile cinna'nın o dönemde belki de yegane destekçileri konumundaki çılgın samnitler'i ağır bir yenilgiye uğratır. roma yeniden sulla’nın kontrolü altınadır ve cumhuriyet artık uzun süredir görülmemiş ölçekte bir siyasi tasfiye dönemine girmek üzeredir. iç savaşın askeri mücadele kısmı sonuçlanmıştır, evet; ancak ardından gelen süreç roma siyasetinin yapısını kökten değiştirecek gelişmelere sahne olacaktır.

sulla’nın zaferi roma cumhuriyeti’nde yeni bir yönetim düzeninin kurulmasının önünü açacaktır. fakat bu düzen cumhuriyet’in eski dengelerini yeniden tesis etmekten çok daha farklı sonuçlar doğuracaktır. iç savaşın yarattığı yıkım ve güvensizlik ortamı siyasi sistemin derin bir biçimde dönüşmesine neden olacak ve sonraki aşamada sulla’nın diktatörlüğü söz konusu dönüşümün en belirgin ifadesi haline gelecektir.

sulla’nın zaferi ve diktatörlük düzeni

colline kapısı’nda kazanılan zafer sulla’ya roma üzerinde tartışmasız bir hakimiyet sağlamıştır. iç savaşın ardından şehir ağır bir siyasi travma yaşamaktadır. cumhuriyet’in geleneksel kurumları görünürde varlığını sürdürür; fakat gerçek güç sulla’nın elinde toplanmıştır. senato ve halk meclisleri uzun süre devam eden çatışmalar nedeniyle otorite kaybına uğramış durumdadır. politik düzen yeniden kurulmaya çalışılırken roma toplumu derin bir güvensizlik atmosferi içinde yaşamaktadır.

sulla iktidarını sağlamlaştırmak amacıyla kapsamlı bir tasfiye süreci başlatır. tarihe proscriptio adıyla geçen uygulama mezkur dönemin en çarpıcı gelişmelerinden sayılmaktadır. devlet düşmanı ilan edilen kişilerin isimleri halka açık listelerde yayımlanmış ve listede yer alan bireylerin öldürülmesi yasal kabul edilmiştir. bilahare malları devlet hazinesine aktarılmış veya destekçilere dağıtılmıştır. siyasi rakiplerin ortadan kaldırılması amacıyla yürütülen söz konusu uygulamanın roma toplumunda büyük bir korku yarattığı açıktır. birçok aristokrat aile servetini ve nüfuzunu kaybederken yeni bir elit tabakası ortaya çıkmaya başlamıştır. bunlar arasında en dikkat çeken isim; zamanında ailesinin mal varlığına aynı şekilde müsadere ile el konulmuş olan, roma'nın yeni emlak zengini marcus licinius crassus olacaktır.

yaşanan tasfiye süreci sadece bireysel bir intikam hareketi şeklinde değerlendirilmemelidir. zira sulla roma siyasi düzenini yeniden şekillendirmeyi amaçlayan geniş kapsamlı reformlar da gerçekleştirmiştir. cumhuriyet’in aristokrat karakterini güçlendirmek ve senato’nun otoritesini yeniden tesis etmek onun temel hedeflerdendir. senato’nun üye sayısı artırılır; mahkemelerde görev alan jüri sistemleri yeniden düzenlenir. siyasi kariyer basamaklarını belirleyen cursus honorum daha katı kurallara bağlanır. magistralıkların sırası ve görev süreleri yeniden tanımlanarak aristokrat rekabetinin kontrol altına alınması amaçlanır (en düşük dereceli magistralık olan questorluk için yaş sınırı 30'a, praetorluk için ise 40'a yükseltilmiştir.)

sulla’nın reformlarının en dikkat çekici yönlerinden biri de halk tribünlüğünün yetkilerinin ciddi biçimde sınırlandırılmasıdır. tribünlük makamı uzun süre boyunca populares siyasetinin en güçlü araçlarından biri olarak öne çıkmaktadır. sulla bu makamın siyasi yetkilerini budamış ve tribünlerin yasa teklif etme ya da politik kariyerlerini ilerletme imkanlarını önemli ölçüde daraltarak senato merkezli yönetim anlayışını güçlendirmeyi hedeflemiştir. böylece halk meclislerinin cumhuriyet siyasetindeki etkisi sınırlandırılmaya çalışılmıştır.

sulla’nın kurduğu düzen görünürde cumhuriyet’in geleneksel aristokrat yapısını yeniden canlandırmayı amaçlar. senato’nun otoritesi güçlendirilmiş, magistralık sistemi daha düzenli bir hale getirilmiştir. ancak söz konusu reformların temelinde derin bir çelişki bulunmaktadır. cumhuriyet’in korunması amacıyla hareket ettiğini savunan sulla, iktidarını olağanüstü yetkilerle donatılmış bir diktatörlük aracılığıyla kurmuştur. cumhuriyet tarihinde uzun süredir kullanılmayan bu makamın yeniden ortaya çıkmasının ardından; görev süresi de geleneksel altı aylık zaman zarfıyla sınırlı kalmayacaktır.

sulla mö 82 yılında diktatör legibus scribundis et rei publicae constituendae unvanıyla göreve gelmiştir. bu unvan devlet düzenini yeniden kurma yetkisini ifade etmektedir. sulla söz konusu yetkiyi kullanarak roma siyasal sistemini kendi vizyonu doğrultusunda yeniden şekillendirir. reformların tamamlanmasının ardından mö 79 yılında görevinden gönüllü şekilde çekilmesi ise roma tarihinde oldukça sıra dışı bir gelişme olarak değerlendirilecektir.

sulla’nın iktidarı kısa vadede cumhuriyet düzeninin yeniden kurulmuş olduğu izlenimini yaratmıştır. fakat iç savaşın yarattığı dönüşüm geri döndürülemez bir nitelik taşır. ordunun politik mücadelede oynadığı rol artık inkar edilemez bir hale gelmiştir. sulla’nın roma’ya yürüyüşü ve ardından gelen diktatörlük deneyimi, ilerleyen yıllarda başka komutanların da benzer yöntemlere başvurabileceğini göstermiştir. cumhuriyet siyasetinin askeri güçten tamamen bağımsız şekilde işlemesi artık mümkün görünmemektedir.

bu nedenle sulla’nın reformları roma cumhuriyeti’ni kalıcı biçimde istikrara kavuşturamamıştır. iç savaşın yarattığı güç dengeleri yeni siyasi figürlerin yükselmesine zemin hazırlayacak; pompeius, crassus ve julius caesar gibi liderler söz konusu dönüşümün şekillendirdiği siyasi ortam içinde güç kazanacaktır. velhasıl cumhuriyet düzeninin çözülme süreci sulla’nın zaferiyle sona ermek yerine daha da hız kazanmıştır.