Restore Edilmiş Bazı Yerli Filmlerde En-Boy Oranı Neden Bir Garip?
Öncelikle bu sorunu doğru düzgün bir tanımlayalım
önceki gün mubi'de 2025 yapımı geber aşkım'ı izledim. film 4:3 oranında çekilmiş. feminist yönetmen lynne ramsay, grace'in yaşadığı postpartum psikoz kaynaklı sıkışmışlık hissini izleyiciye böyle yansıtmayı seçmiş. inanılmaz entellektüel bir çaba, kendisini kutluyoruz. çocukluğumuz 4:3 ekranda kemal sunal izleyip anıra anıra gülmekle geçmemiş olsaydı belki etkilenirdik.
malum, günümüzde standart ekran oranı 16:9 olduğu için filmi izlerken sağda ve solda siyah boşluklar oluyor. (buna pillarbox deniyormuş) orada da bir yandan insan ruhunun karanlık yanlarını falan görüyorsunuz:
dün ise yine mubi'de bu sefer 1986 yapımı aaahh belinda'yı izledim. her iki filmin de ortak özelliği kadının ailedeki ve özellikle çocuk bakımındaki rolü üzerinden feminist bir diskur üretmesi. öyle ki okyanus ötesi iki kaynananın çocuk yetiştirmeye müdahale teması bile aynı :) enteresandır, bu filmin yerli ve milli yönetmeni atıf yılmaz da 4:3 oranını tercih etmiş. şaka şaka, nesi enteresan olsun o zamanlar standart format buydu zaten. (35 mm film formatı)
gelelim iki film arasındaki farka: geber aşkım'ı orjinal oranı üzerinden izliyoruz ancak aaahh belinda üstten ve alttan kırpılarak 16:9'a uyarlanmış. yakın çekimlerde kadrajın üst sınırı müjde ar'ın tam alnının ortasından geçiyor. şampuan reklamı için çekilen duş sahnesinde set ekibi yönetmeni "mayosu göründü" diye uyarırken mayosu bize görünmüyor, çünkü kırpılmış.
kafama yatmayan konu şu: 2025 yılında tercih olarak 4:3 çekilen filmi orjinal oranında izlerken 1986'da standart olarak 4:3 çekilen filmi niye izleyemiyoruz? (bu tabi ki 2000 öncesi tüm filmler için de geçerli bir soru.)
buradan da sonuç alamazsam martin scorsese'ye mektup yazacağım.
bu durumun sebebinin açıklaması
iki ana sebebi var. biri eski türk filmlerini çeken yapım şirketleri, diğeri ise bizim ana akım medya dediğimiz televizyon kanallarının dangalak yöneticileridir. bu iki zümre, tv'de eski türk filmlerini izlemeyi artık işkence haline getirmiş durumdalar.
rtük belası yüzünden orası burası buzlanan, sahneleri kesilen, eşşoğlu eşşek gibi nahif lafların biplendiği kısımları bile geçtim artık.
şimdi bu yapım şirketleri 2008 gibi kendi filmlerinin hd restorasyon işlemlerini furya halinde yaptırmaya başladılar. ama işi verdikleri vipsaş gibi şirketlerin ilk zamanlarda iyi işler çıkardığı zannedilse de zamanla ne kadar berbat ne kadar boktan restorasyon yaptıkları kabak gibi ortaya çıktı. hem görüntüde bozulmalar, hem de seste, senkronu mahvedecek kaymalar ve atlamalar olmaya başladı.
eski filmler 4:3 oranında çekildi. televizyonlarda da böyle gösterildi. ki o dönem televizyonlar kare formda ve genellikle oval ekran idi. sırf bu ovallik yüzünden kanal logoları köşede kaybolmasın diye logoları daha aşağıya ve ortaya doğru koydular. ama hala bu saçmalıktan vazgeçmedikleri için hemen hemen bütün evlerde artık düz ekran led tv'ler olmasına rağmen logolar köşede değil nerdeyse ekranın ortasına gelecek şekilde duruyor. halbuki kanal logolarını rahatlıkla en köşeye alabilirler. logo bir yere kaybolmuyor. korkmalarına da gerek yok. her neyse bu başka bir konu.
restrore edilen bu filmler tv kanallarında kenarlarda siyah boşluk olmadan gösterilebilsin diye özellikle üstten ve alttan kırpıldı. hem de ne kırpılma. diyelim kemal sunal'ın çok iyi bildiğiniz bir filmini hd restorsasyonlu izliyorsunuz. eski versiyonlarında yakın plan çekimde kemal sunal'ın yüzünü eksiksiz görebilirken hd restore edilmiş bu yeni versiyonunda adamın alnının yarıdan çoğu yok. kırpılmış gitmiş. hakeza alt kısımlarda da önceden görebildiğiniz hiçbir şeyi göremez oluyorsunuz.
işte bunlara evet diyen, olur verenler kimler? dangalak kanal yöneticileri ve kendi filmlerine hayvani derecede ihanet eden eski türk filmi yapımcılarıdır.
bakın criterion collection diye bir fima var. bunlar da restorasyon yapıyorlar. ama çok önemli bir farkla. aslına sadık kalarak. filmin orasını burasını kesmeden, biçmeden. yani içine etmeden...
ve bu firmanın filmleri fransız kanallarında olduğu gibi gösteriliyor. 4:3 formatındaysa eğer, kanal bunu, "aman bizim 16:9 formatımıza uymuyor" diyerek reddetmiyor. sağında solunda siyah boşluklu haliyle yayınlıyor.
bizim ezik kanal yöneticilerimiz ise bu siyah boşluklu kısmı kendilerine büyük bir hakaret olarak gördüklerinden, filmi orijinal haliyle değil, led tvye uygun olsun diye eğilip bükülmüş haliyle yayınlıyolar.
eğer eski bir türk filmini hd restorasyonlu haliyle izliyorsanız çok büyük ihtimalle en az 5-6 dakikasının kesildiği halini seyrediyorsunuz demektir. gidin vhs versiyonlarını bulun ordan izleyin. görüntü biraz analog kalabilir ama hiç olmazsa eksiksiz izlersiniz.
hd restorasyon işini eline yüzüne bulaştıran, kendi filmlerinin mahvolmasına göz yuman, kanallarda filmleri bu boktan haliyle yayınlanmasına izin veren kim varsa topunun allah belasını...