Müzisyenlerin Neden Piyano, Saksafon veya Keman Değil de Gitarları İkonlaşır?

Neden B.B. King'in akıllara hemen gelen Lucille'i vardır da Miles Davis'in trompetinin herhangi bir ismi yoktur? Neden Willie Nelson'ın Trigger'ı vardır da Rahmaninov'un piyanosu sadece piyanodur?
Müzisyenlerin Neden Piyano, Saksafon veya Keman Değil de Gitarları İkonlaşır?

neden piyanistlerin piyanoları, veya sesli çalgıların jaz ustalarının saksafon ya da trompetleri, ya da en azından kemanlar değil de ünlülerin gitarları ikonlaşır?

burada her şeyin önünde kültürel kodlar öne çıkıyor kanımca

piyano mekana aittir, saksafon ve trompet bedene yakındır ama gitar kimlikle bütünleşir. boyna asılır, sahnede yürür, zıplar, kırılır, yakılır. yani gitar müzisyenin hem uzvu hem de karakterinin parçası gibi algılanır.

20. yüzyılın başkaldırı müziği olan rock gitar merkezlidir. sadece müzik değil, tavır, gençlik, başkaldırı ve imaj üretir. jazz ustaları daha çok “ustalık”la anılır, rock veya blues gitaristleri ise ustalıkları yanında tarzları ile efsaneleşir.

gitar giderek kendi yaşam öyküsünü yansıtır. çizikleri, modifikasyonu, sahibini yansıtan bir karakter kazanır.

piyanolar, kemanlar üreticinin markasını taşır. onunla anılır, bir steinway hala steinway’dir. bir rösler de rösler. ama clapton’ın blackie’si artık sadece blackie’dir. birlerce stratocaster arasından adıyla sıyrılır. sadece clapton’ındır. bu yüzden gitarlar isim alır, piyanolar almaz.

her ünlü gitar bir hikaye taşır

bunların belki en ünlüsü bir gibson'dur ama bir yangından sahibinin neredeyse hayatı pahasına kurtarıldığı andan sonra adı artık lucille olur.

hendrix’in woodstock’ta çalınan (müzik yapmak anlamında değil gerçekten çalındı) izabella'sı, cobain’in jaguar’ı bir kuşağın ruh halidir. gilmour’un black strat’ı pink floyd’un etiketidir.

bir trompetin sesi ikoniktir ama trompetin kendisi nadiren hikaye olur. miles davis’i efsane olarak hatırlarız, ama trompetini değil. roland kirk’in çoklu saksafonları, ornette coleman’ın beyaz plastik alto’su, charlie parker’ın plastik grafton’u, sonny rollins’in “bridge” saksafonu neredeyse ikonlaşıyorlardı ama hiçbirine bir isim layık görülmedi.

bunun temel sebebi belki de gitarın fotojenisidir. piyano arkada durur. saksafon yüzü kapatır. keman klasik disiplin çağrışımı yapar. gitar ise ikon üretmeye uygun bir siluettir.

ya da belki de mesele fallik'tir

gitar, ayakta çalınır. kasık hizasında taşınır. sahiplenilir, seyirciye dönük, kaldırılır, savrulur. aslında saksafon da erotiktir ama, erotikliği bedensel değil, duyusal ve içseldir.

ve bu fallik simge sayesinde rock: erkeklik, ergenlik, iktidar, başkaldırı, cinsellik üzerinden bir mit kurar.

ama bu kadar basit de olmasa gerek

belki de fallik sembol + teşhir + sahne + fotojeni + popüler kültür + modern + kapitalist düzen ve daha nice unsuru içinde barındıran çok daha karmaşık bir denklem ikonlaşan gitarları üretiyor.