Liyakatsizlik ve Açgözlülüğün Osmanlı'yı Felakete Sürüklediği Olay: Yergöğü Faciası
osmanlı tarihinin sayfaları arasında dolaşırken, liyakatsizlik ve açgözlülüğün bir orduyu nasıl felakete sürüklediğini gösteren en çarpıcı olaylardan biridir yergöğü (köprü) faciası.
1595 yılında, tahtta iii. mehmed varken sadrazam koca sinan paşa, isyancı eflak voyvodası mihal'i bastırmak üzere sefere çıkar. ilk etapta isyanın bastırıldığı düşünülerek kış gelmeden dönüş emri verilir. dönüş rotası, tuna nehri üzerinde yergöğü ile rusçuk arasına kurulan ahşap bir duba köprüden geçmektedir. bütün felaket zinciri, ordunun bu daracık köprüden geçişi sırasında kopar.
olayın trajedisini tam kavrayabilmek için köprüyü korumakla görevlendirilen artçı birliklerin, yani akıncıların kim olduğunu hatırlamak gerekir. akıncılar, orta asya bozkırlarında doğan, mete han'ın ıslık çalan oklarıyla şekillenen atlı savaşçı geleneğinin osmanlı'daki en görkemli temsilcileridir. türk mitolojisindeki rüzgar kanatlı tulparlara binen alp erenlerin, sınır boylarında ete kemiğe bürünmüş halidir bu birlikler. ordunun gözü, kulağı ve en cesur öncüleridir. ne var ki bu efsanevi ocak, düşman kılıcından ziyade içerideki ihtirasın kurbanı olacaktır.
koca sinan paşa, kendi maiyetiyle güvenli bir şekilde karşı kıyıya, rusçuk'a geçtikten sonra akıl almaz bir tamaha kapılır. askerlerin eflak'tan topladığı ganimetlerden serdar hakkı adı altında pay almak için köprünün başına tahsildarlar diker. köprüden geçen her askerin heybesi tek tek arandığı için geçiş günlerce uzar, devasa bir yığılma yaşanır. tamahkârın gözünü bir avuç toprak doyurur atasözünün vücut bulduğu o anlarda, ganimet hırsı koca bir ordunun sonunu hazırlar. pusuda bekleyen asi mihal, on binlerce askeri ve toplarıyla köprüye saldırır. ahşap köprü top atışlarıyla paramparça olurken tuna nehri'nin azgın suları geçiş yolunu tamamen yutar.
köprünün yıkılmasıyla birlikte eflak tarafında mahsur kalan akıncılar, arkalarında geçilmesi imkansız bir nehir ve önlerinde devasa bir düşman ordusuyla baş başa kalır. destanlarda kurt donuna girip düşmana saldıran o savaşçılar, yoğun top ve tüfek ateşi altında çaresizce can verir. binlerce akıncı ya tuna'nın soğuk sularında boğulur ya da düşman kılıcıyla uçmağa varır. tuna nehri akar gider, etrafını yıkar gider dizeleri, o gün sadece etrafı değil, asırlık bir askeri geleneği de yıkıp geçmiştir. yergöğü faciası, şanlı akıncı ocağının belini öyle bir kırar ki, bir daha asla eski güçlerine kavuşamazlar ve tarihin tozlu raflarına karışırlar.