Lego Filmi ile Matrix Arasındaki Gözlerden Kaçmayan İlginç Benzerlikler

2014 tarihli Lego the Movie ile Matrix arasında nasıl bir benzerlik olabilir ki demeyin, oluyor.
Lego Filmi ile Matrix Arasındaki Gözlerden Kaçmayan İlginç Benzerlikler

son zamanlarda hiç the lego movie (2014) filmini izlediniz mi?

izlemediyseniz matrix severleri hemen buraya alalım lütfen. ilk bakışta film neşeli, hızlı ve renkli bir çocuk filmi gibi durur ve her şey çok mükemmel!!! diye bağıran bir giriş yapar:


şimdi size bu iki filmi yan yana koymak ilk anda zorlama gibi görünebilir. ama dikkatli bakan gözler lego filmi'nin, matrix'in anlattığı hikayeyi aynı omurgadan yakaladığını fark eder. lego filmi, aynı matrix'teki gibi özgürlük, simülasyon teorisi ve seçilmiş kişi temalarını merkezine alırken aynı zamanda sadece sistemle değil, alışkanlıkla, itaatin konforuyla ve hayal gücünün önlenmeyen güzelliği ile çatıştırır.

bildiğimiz üzere matrix dünyası insanın doğasını kandırmak için kullanılan bir simülasyondur. lego filmi'nde ise dünya gerçektir ama herkes onu talimatlar doğrultusunda nasıl yaşaması gerektiğini ezberlemiştir. bundan dolayı bricksburg kusursuzdur çünkü kimse soru sormaz. her sabah aynı şarkı çalar, aynı kahve içilir, aynı sözler tekrarlanır. yani matrix'te mavi hap neyse, lego filminde yapım ve yaşam kılavuzları da odur.

şimdi seçilmiş kişi olayına bakalım isterseniz; matrix'te neo uyanmayı bekleyen sistemdeki bir anomalidir yani bir nevi özel kişidir. buradaki baş karakterimiz emmet ise hiçte özel biri değildir. hatta öyle sıradandır ki her şeyi kurallara göre yapan, hiçbir ayırt edici niteliği olmayan bir figürdür(affedersiniz soru sormayan dangozun tekidir opss.. biraz ağır oldu galiba). iki filmde de bir kehanet mevcuttur. matrix'te neo, oracle ile görüştüğünde bir ikilem yaşasa da sonuçta gerçekten de the one olduğunu bilir ve ortaya çıkar. the lego filmi'nde ise vitruvius ölmeden hemen önce kehaneti tamamen uydurduğunu görmekteyiz.

iki filmde de seçilmiş kişi olmanın tek yolu, buna inanmaktan geçse de emmet'ın dünyasında aslında herkes bir şeyler yaratabilmektedir. onun için matrix'in mesih anlatısını burada işlemez ve bilinçli olarak bizi ters yüz eder. bundan dolayı aslında emmet kolektif yaratıcılığın bir temsilcisidir.


ikisinde de uyanış anı da bir benzer gösterir ama anlamları tamamen farklıdır. matrix'te morpheus'un kırmızı hapı bir nevi bedeni ve zihni yeniden doğururken. lego filminde ise kırılma anı, emmet'in talimat kitabından vazgeçmesi ya da kopmasıdır. ama lego bununla yetinmez; sona doğru giderken bir adım daha atar ve bize gerçek dünya'yı da göstererek sahneye sokar. burada gerçekliğin bile başka bir anlatının ürünü olabileceğini ima eder yani her hikaye bir alt küme olabilir der.

bu gerçek dünya da görüşümüze giren baba matrix'te ki mimar gibidir ve tanrısal bir düzenleyicidir. aslında daha fazlasıdır ve bütün sistemin arkasındadır. ve en önemlisi aynı biz gibi kontrolcü, korkan ve düzeni kaybetmekten endişe duyan bir yetişkindir.

sona doğru yaklaşırsak eğer matrix'te özgürlük bir nevi doğru seçim veya seçimler yapmaktır. lego filminde ise özgürlük oynamaktır, hayal gücüdür, bozmaktır ve karıştırmak hatta yeniden kurmaktır (lego aslında burada bir nevi kendi reklamını da yapmıştır). bundan dolayı da neo dünyayı kurtarırken, emmet onun hayal gücü dünyayı paylaşır. ve bunu yaparken seyirciye kahraman olmayı değil, yaratıcı olmayı önerir.

bitirirken şunu söyleyebiliriz; yaşadığımız sistemler, kurallar ve talimatlarla ayakta kalır. ve biz dünyayı değiştirmek istiyorsak seçilmiş biri olmaya değil, sadece kitabı biraz kapatıp cesaretle hayal kurmaya ihtiyacımız var.

son.