LeBron James: Mike Stern, Nike ve ESPN Tarafından Yaratılan Bir Medya Balonu mu?
lebron james... 2003 yılını hatırlıyorum. daha lige girmeden nike kaynaklı olarak chosen one şeklinde şişirilmeye başlamıştı. bunun da birkaç sebebi var. nba’de jordan sonrası dönemde 1-2 yıllık sıkıntının ardından kobe-carter-tmac-iverson ve üst kalite uzunlar (shaq-garnett-duncan-nowitzki) ekseninde lig toparlanmıştı. 2002’ye kadar olan yoğun şekilde bu oyuncular arasında rekabet yaşanırken bu yıldan itibaren kobe gerek giderek yükselen performans, gerek de gösterdiği potansiyel açısından diğerlerinden ayrılıp ligin yüzü olacak gibi duruyordu. daha sonra malum colorado olayı patlak verdi. adidas ve bir sürü başka sponsor anlaşmaları fesih etti. david stern ve nba medyası kobe’nin üzerini çizdiler. suçlu ya da suçsuz olmasından bağımsız böyle bir olayın nba ile özdeşleşmesine izin veremezlerdi.
Editörün notu: Colorado olayı > Temmuz 2003'te, Kobe Bryant'a karşı 19 yaşında bir kadın tarafından ortaya atılan cinsel saldırı iddiaları. Olay Colorado'daki bir otel olan The Lodge and Spa at Cordillera'da gerçekleşmiş, Bryant cinsel ilişki olduğunu doğrulasa da bunun rızaya dayalı olduğu konusunda ısrar etmişti. Ağustos 2004'te, aynı olayla ilgili olarak Bryant aleyhine bir hukuk davası açıldı ve Eylül ayında, şikayetçinin ifade vermemeye karar vermesi üzerine ceza davası düşürüldü ve suçlamalar azaldı. Hukuk davası daha sonra mahkeme dışında çözüldü.
tam da bu dönemde kendini chosen one ilan eden arkadaş lige girdi
yetenekliydi de. insanüstü bir fiziği ve atletizmi vardı. oyun görüşü de muhteşemdi ve çok olgundu yaşına göre. nba, espn başta olmak üzere medya ve nike ligin yüzü olmasına karar verdiler. ilk yıllarında performansı ve hayal ettirdikleri de bunu destekler nitelikteydi. zaten kobe’nin üstü çizilmiş, facia geçen malone ve payton’lu sezonun ardından lakers dağılmıştı. ortam kendi kendini kral ilan eden seçilmiş kişi için hazırlanıyordu.
ilk 5 yılında cleveland orta sınıf üzerinde takımlar kurmayı başaramıyordu. lottery pick vb. de alamadıkları için takımı oradan da geliştiremediler. zayıf doğu konferansında devamlı playoff ve hatta 2007’de final de yaptılar. ama çok sertti batı takımları.
bir yandan da üzeri çizilen kobe bryant 2006 itibarıyla sakatlıklardan da bir nebze kurtulup ligi açıkçası kırmaya çalışıyordu zayıf takımı ile batı konferansında. benden nefret etseniz de beni görmezden gelemezsiniz dercesine oynuyordu.
bizim istatistikleri her zaman muhteşem olan kendi kendine kralımız cleveland’da havanda su dövmeye devam ediyordu. 28-8-8'lik boş istatistik sezonları, playoff’ta erken çıkışlar...
2008’de gasol ile silkinen lakers finalde kadro olarak cidden güçlü celtics’e diş geçiremedi. 2009’da doğuda cleveland birinci oldu. nba’in efendi gözde çocuğu lebron ile sorunlu çocuğu kobe final oynayacak gibi duruyordu. ama yetmedi kralın gücü orlando’yu geçmeye. kobe lakers ile shaq’sız şampiyonluğunu kazandı. ama tatmin olmadı. ne celtics’ten rövanşı alabilmişti, ne de karşısına lebron çıkmış ve ona yerini bildirmişti. tatmin olamadı kobe.
2010’da sakat ve yaşlanmış celtics’i geçemedi yine. normal sezonda 60 galibiyet alan cleveland takımları playoff’larda hep tü kaka oluyordu. lebron iyi ama çevresi kötüydü hep. lebron 28-8-8 yapıyordu çünkü. maç sıkışınca toptan kaçması. doğu finalinde maçı bırakması onun suçu ya da yetersizliği olamazdı. kraldı o. takımı çok kötüydü. kobe karşısında en azından celtics’i buldu. intikamını aldı. yüzüklerini 5’ledi. kralın ise yüzüğü yoktu. ama tacı vardı kendi taktığı.
2011’de phil jackson hastalığı sebebiyle takım ile fazla ilgilenemedi. bynum’un dizleri bitti. odom depresyona girdi. kobe sakatlıkların ve ilerleyen yaşının da etkisiyle çok iyi bir sezon geçirmedi. lakers ikinci turda dallas’a süpürüldü. lebron muhteşem ve çok iyi düşünülmüş bir televizyon programı ile yanına ligin en iyi 10 oyuncusundan biri olan chris bosh’u da alarak wade’in yanına miami’ye gitti. çünkü ne yaparsa yapsın kazanamıyordu kralımız. belki de ligin en iyi 10 oyuncusundan üçü toplanırlarsa kazanabilirlerdi. kazanamadılar. lakers’ı süpüren dallas izin vermedi. belki de nba tarihinin en efendi oyuncularından nowitzki’nin hastalığı ile dalga geçtikleri için karma izin vermedi. ya da post up savunması harika olan 1.75'lik j.j. barea izin vermedi. kuvvetle muhtemel final serisinde bir maçta 8 (sekiz) sayı atan kral izin vermedi. kazanamadılar. fakat kralımız istatistik yapıyordu. wade ne kadar kötüydü. bitmişti wade. bosh bekleneni veremiyordu. kralın suçu olamazdı.
2012 ve 2013’te lakers kötü sezonlara devam etti. harika oynadığı 2013 yılında 35 yaşında aşilini koparan kobe’nin kariyeri o maçta fiilen bitti.
2012’de kralımız ray allen’ın mucizevi üçlüğü ile beklenen şampiyonluğuna kavuştu
dünyanın en iyi oyuncusuydu artık. şampiyondu. michael jordan ile kıyaslanmalıydı. ondan bile iyiydi. hem michael jordan’ın espn’de elemanı olmuş muydu hiç? kralımız espn’in bile yarısına ekmek veriyordu doğrudan ya da dolaylı olarak. istihdam sağlıyordu. ne kariyerler inşa etti brian windhorst’ler, dave mcmenamin’ler nick wright’lar kralımız sayesinde. jordan anca kumar oynasındı.
2013’te çöplerden oluşan miami kralımız sayesinde tekrar şampiyon oldu. kralımız kobe’nin de sahneden çekilmesiyle yalnızdı artık. istediği gibi at koşturabilirdi. recency bias da yanındaydı.
Recency Bias: Sadece yakın zamanda gerçekleşen olaylara bakarak önceden olmuş ve aslında aynı önemdeki olayları gözardı etmek. En yakın zamanda gerçekleşen durumların daha öncesinde olanlara göre daha önemli gelmesi durumu. Aslında bir yanılgı.
2014’de spurs threepeat sizin haddinize değil dedi. kralımız bu sefer gerçekten kariyerinin alacakaranlığı görülen wade ve bosh’tan kaçma zamanı geldiğini anladı. yüzüğün gollum’u terk ettiği gibi terk etti.
zarar eden dan gilbert’ı kucağına oturttu. artık gm’de olmuştu kralımız. kyrie yükseliyordu. işini görürdü kralımızın. ama all-star bir uzun lazımdı. hemen birinci sıra draftı takas ettirip kevin love’ı da aldı kralımız. doğu zaten bildiğimiz muhteşem güçlü doğuydu. kralımız tüm zorluklara rağmen krallığını devam ettirecekti. finaller, hanedanlıklar devam edecekti. tarihin en iyisi olduğunu kanıtlayacaktı. fakat golden state’e tosladı ilk yılında.
2016’da yine golden state vardı bölüm sonu canavarı olarak. hatta kimilerine göre 73-9 ile tarihin en iyi takımı. curry bütün playoff’u sakat sakat oynadı. buna rağmen 3-1 öndeydi golden state. derken draymond green bacak arasını kralımızın tacına sürtmeye karar verdi. nba yönetimi hemen yapıştırdı bu hadsize cezayı. kralımız seriyi buradan çevirdi. en kritik yerde kyrie’ye şutu atması talimatını da verdi. tarihin en iyi takımını adeta tek başına yenmişti. artık tarihin en iyisiydi.
akabinde kevin durant golden state’e geldi. hayırdır dedi.
kralımız ve genel menajerimiz ali koç fenerbahçe'si gibi 20 kişiyi yollayıp 20 kişi aldı. yine de kazanamadı. çok güçlüydü düşman. kralımız çöplerle oynuyordu. derken kyrie denen varan haini de kaçtı krallıktan. kralımızın cleveland’a veda vakti gelmişti. artık 34 yaşına gelen kralımız hem rahat rahat film çekebileceği, hem menejerlik şirketini rahat rahat yönetebileceği lakers’ı seçti. zaten tarihin en iyi oyuncusu tabii ki lakers’ta oynamalıydı. hollywood da çevresi olmalıydı.
1 yıl dayanabildi lakers’ın kobe sonrası genç takımına. playoff yapamadılar. kralımıza layik değildi bunlar. kralımız menejerlik şirketi üzerinden hemen komut verdi anthony davis’e. espn’e göre çok da mutsuzdu davis. kral ile oynamak ondan öğrenmek istiyordu. ne yapıp edip kulu davis’i yanına getirtti kralımız. sonrası malum bubble’da gelen muhteşem şampiyonluk.
ve 2021. lakers yine kralımıza layık bir takım kuramaz. davis çürüğü de hep sakatlanır. kralımızı da sakatlayıp canına kast eder adi düşmanlar. kralımızın bilekçiği burkulur. takım arkadaşlarının berbat oyunu sayesinde playoff ilk turunda inanılmaz güçlü phoenix suns’a elenir kralımız yetersizler yüzünden.
lebron james, david stern, nike ve espn’in ortaklaşa olarak yürüttüğü bir projedir. kendisinin inanılmaz atletik ve fiziki yetenekleri ile saha görüşü olduğu tartışılmaz bir gerçektir. fakat; karakter olarak zayıftır. tarihin en iyi oyuncuları gibi yırtıcı,avcı karakterde değildir. sert görünmeye çalışır ama korkaktır aslında. çoğu zaman sorumluluktan kaçmıştır. kariyeri boyunca hep güçlü takımlara eklemlenmiş ya da inşa ettirmiş, başarı olunca hepsini sahiplenmiş, başarısızlık olunca da yanındakileri yetersiz ilan ettirmiştir. espn’deki tetikçi adamları ile hep kendi yönünde algı oluşturmasını izliyorsunuz 18 yıldır. ve algıyı gerçekten değiştirtebildi kendi lehine. gerçek olmayan bir en iyi olgusunu empoze ettiler bir çok insanın beynine. ama gerçekler öyle değil.
oynadığı 10 finalden 6’sını kaybetti. pek çoğunda baskıyı kaldıramayıp sindi. kariyerinde hep istatistikleri ile ön plana çıktı. 2.06 lık bir oyuncunun maç başına 8 ribaund alması çok da büyük bir olay değil aslında. hele lebron gibi kariyerinin yüzde 95’inde savunma yapmamış, adam kovalamamış ve inanılmaz atletik birinin hiç değil.
muhteşem saha görüşü olduğu bir gerçek. 8 asist yapması de küçümsenecek bir şey değil. fakat lebron topa sürekli hükmeden, takımın sahibi gibi davranan bir oyuncu. tempoyu o belirler. asist yapılacaksa o yapar. sayı atılacaksa o atar. o karar verir. bunda ne var diyebilirsiniz. lebron’un yüksek asist sayıları yüzünden harika bir takım arkadaşı olduğunu, hiç bencil olmadığını düşünür herkes. algı bu yöndedir daha doğrusu. ama gerçek bu değildir. lebron yanındaki allstar oyuncuları kariyeri boyunca sündürmüş, niteliksizleştirmiştir. basını da buna çanak tutmuştur. topa o kadar çok hükmeder ki yanındaki oyuncular özgüvenlerini kaybeder sonunda. basketbol bir özgüven oyunudur.
çok yapışılan devamlılık argümanına gelirsek; kendisi bu konuda takdir edilmelidir. muhteşem vücudunun da bunda payı çok büyüktür. kariyeri boyunca doğru dürüst sakatlanmamıştır. şahsi kanaatim bu durumda biraz kaçak dövüşmesinin, fiziksel mücadeleye girmeyi pek sevmemesinin de etkisi olduğu yönündedir.
devamlılıkla ilintili performans devamlılığı ile alakalı olarak da şunu söyleyebilirim. 30 yaş sonrası her canlı gibi lebron’un da yetenekleri törpülenmeye başladı. bunun istatistiklerine yansımamasının sebebi ligin maç başına pozisyon sayısının özellikle son 5-6 yılda 2000’lere göre inanılmaz artması. genele yetenek seviyesi belli ölçüde artsa da bunun asıl sebebi tempo. bütün istatistikler şişmiş durumda. triple double’lar, 50 sayılar havada uçar hale geldi. sene 2009 olsa 20-6-6 seviyesine indi yani aslında lebron. ha bu asla küçümsenebilecek bir durum değil. ama tarihin en iyi oyuncusu konusunda devamlılık argümanı çok mantıklı bir argüman değil.
burada bütün gün lebron-jordan tartışan taraftarları aslında basın tarafından (lebron basını) kendilerini empoze edilen şeyleri gerçekmiş gibi ölümüne savunuyorlar. 1997’den beri nba izleyen biri olarak lebron’un tarihin en iyi 15-20 oyuncusundan biri olduğunu düşünüyorum. ama ilk ikinin içine sokmak biraz akıl tutulması gibi geliyor bana.
duncan, jordan, kobe, shaq, magic, bird ve kareem ile kıyaslanabilecek durumda değil bence.
nba, espn, nike projesi olmasından kaynaklı olarak kendisinden hiç hoşlanmadığımı da belirtmeliyim. çok sentetik bence. 2.06’lık zeki ve manipülatör bir russell westbrook.
şimdi başkalarının size yerleştirdiği düşünceleri kendi fikriniz gibi ölümüne savunmaya devam edebilirsiniz tekrardan.