Kürk Mantolu Madonna'daki Raif Efendi Karakterinin Vermek İstediği Asıl Mesaj

Genellikle içine kapanık, melankolik, sessiz ve dış dünyaya pek uyum sağlayamamış bir karakter olarak bilinen Raif'e bir de bu gözle bakın.
Kürk Mantolu Madonna'daki Raif Efendi Karakterinin Vermek İstediği Asıl Mesaj

yaklaş, bir şey diycem: raif efendi alfa falan değil, zaten mesele de bu

raif’i “ “beta erkek” diye küçümsemen, kürk mantolu madonna’yı bir kişisel gelişim broşürü gibi okuma hatandan kaynaklanıyor. hani, her gün farklı ortamlarda sürekli pompalanan ezber var ya, o hesap seninki biraz: sesin çıkmıyorsa yoksun, iddialı değilsen siliksin, “alfa” değilsen hiçsin.

oysa sabahattin ali'nin anlattığı raif’in hayatı güç kazanmanın değil, incinmiş bir insan olarak hayatta kalmanın hikâyesi. öyle bak, konuya. doğru, raif suskun ama boş değil. yaralı fakat zayıf değil. maria puder’le aralarındaki ilişkide fetheden bir erkek olmaya çalışmıyor, karşısındakini eşiti olarak gören bir adam. bu da tesadüf değil: sabahattin ali, kadın–erkek ilişkilerini bir güç savaşı olarak değil, eşitlikçi bir birliktelik olarak kurar. romanın özünü de zaten bu tema oluşturur.

alfa–beta gibi etiketler, hayvan davranışlarından devşirilmiş kaba şablonlardır; insan ruhunun karmaşıklığını açıklamakta yetersiz kalır. raif ne alfa ne de beta; o, bağırmadan da insan kalabilen bir karakter. tıpkı, çevresindeki herkesin gergedanlaştığı dünyaya boyun eğmeden insan olarak kalmakta direnen berenger gibi. (bkz: gergedanlar).

ironik olan şu: kırılganlığı, duygusal zekâyı, toksik ilişkilerin eleştirisini dilinden düşürmeyen z kuşağı, raif efendiye bakıp “ezik” diyor. çünkü romanı okurken hız, görünürlük ve “kendini parlatma” çağının gözlüğünü bir türlü çıkaramıyor.

oysa raif efendi okura şunu hatırlatır

herkes kazanmak zorunda değil. ama insan kalmak en zor durumda dahi hâlâ bir seçenek.

sabahattin ali'nin dediği gibi, "dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insani hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir! niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçındığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz?"