Kuantum Bakış Açısıyla Ölümden Sonra Bize Ne Oluyor?
ölümden sonra yaşam enerjisi nereye gider? dualist kartezyen görüşten kalan düşünceye göre ruh, bu yaşam enerjisi olarak tanımlanır. halbuki ortada ne bir ruh vardır ne de bir yaşam enerjisi.
kuantum alan kuramına göre canlı varlıklar olarak bizler parçacıklar ve kuvvetlerinden oluşuruz. maddi olmadığını düşündüğümüz bilincimiz ise tıpkı bedenimizi oluşturan atomlarda olduğu gibi burada da beynimizi oluşturan hücrelerin düzenlenişindedir. bu düzenleniş ile saklanan bilgi, ancak beynimizin içinde yani bedenimizde oluşur, biçimini korur. bu cümle sanki canlılıkla ilgili bir kuvvet veya enerji varmış gibi görünmesine rağmen aslında dirimselcilerin veya vitalistlerin dediği gibi bir yaşam kuvveti yoktur. bir şeyin ölmesi belirli bir şeyin artık var olmadığını söylemek, o yaşam enerjisinin bir yerlere gittiğini söylemek değildir.
buradaki sorunsalı yaşam ruhunu bir töz olarak değil bir süreç olarak düşünmekle çözebiliriz. yanan bir muma baktığımızda enerji taşıyan bir alev görürüz. mumu söndürdüğümüzde ise bu enerji hiç bir yere gitmez. mum, atom ve molekülleri içerisinde hala enerji taşımaktadır. mumun sönmesi ise aslında yanma “süreci”nin bitmesinden ibarettir. mumun ürettiği tüm ısı ve ışık yani toplam enerji miktarı zaman içinde değişmez. mum söndüğünde de mumda bulunan enerji düşük entropili bir formdan yüksek entropili bir forma geri dönüşü olmayan bir geçiş yapmıştır.
benzer şekilde yaşam, bir şey değildir. olup biten şeylerin toplamı olduğu için bu olup bitmeler son bulduğunda yaşam da son bulur.
biz canlılar sınırlı bir zaman diliminde yaşar ve ölürüz. öldüğümüzde de beden bütünlüğümüz dağılır. yaşam bu açıdan bakıldığında atomlar ve moleküllerin düzenleniş biçimidir ve bir süreç boyunca bu düzenlenişin devam etmesidir.
(bkz: sean carroll)
bilincin nöropsikolojik açıdan bir değerlendirmesi için buraya bakabilirsiniz.
evrimsel açıdan değerlendirmesi için şuraya bakabilirsiniz.