Kitap Okuyan Kişiler Mutsuz Tiplere mi Dönüşüyor?

Kitap okuyanlar gerçekten daha mı mutsuzdur, yoksa sorun mutluluk değil de dünyayla yaşanan bir uyumsuzluk mudur?
Kitap Okuyan Kişiler Mutsuz Tiplere mi Dönüşüyor?

genelde "cehalet mutluluktur" (bkz: ignorance is bliss) önermesinin sağlamasını yapan, dışarıdan bakıldığında "depresif" sanılan ama aslında sadece "standartları yükselmiş" olan insan modelidir kitap okuyan kişiler. bu bir mutsuzluk değil, bir "uyumsuzluk" (mismatch) sorunudur.

öncelikle okuyan alternatif maliyet (opportunity cost) farkındalığına sahiptir. (neye neyee?) anlatayım: hiç kitap okumayan adam için dünya, evi ile işi arasındaki yoldan ibarettir. akşam izlediği survivor ona "heyecan", yediği tost "ziyafet" gibi gelir. mutludur, çünkü "daha iyisinin" olabileceğini bilmez. ama okuyan kişi; dostoyevski ile insan ruhunun dehlizlerine inmiş, ursula k. le guin ile başka gezegenlerde anarşiyi yaşamıştır. zihni "en iyiyi" gördüğü için, maruz kaldığı vasat gerçeklik (bkz: mediocre reality) ona tatsız, tuzsuz ve sıkıcı gelir. bu mutsuzluk değil, entelektüel tatminsizliktir.

bir diğer sorunu da empati zehirlenmesidir. şöyle ki; kitap okumak, beynin "ayna nöronlarını" (bkz: mirror neurons) spor salonunda ağırlık basmış gibi geliştirir. bu insanlar sadece kendi dertlerini değil; 19. yüzyıl rusya'sındaki bir memurun, 2. dünya savaşı'ndaki bir askerin veya distopik bir gelecekteki karakterin acısını da simüle edebilirler. dünyadaki toplam acıyı hissetme kapasitesi artan birinin, sabah kalkıp sebepsizce "oley be yaşıyoruz" diye göbek atması biyolojik olarak zordur.

matrix etkisine (kırmızı hap) değinmeden de edemem: kitap okumak, mağaradaki gölgelere bakmayı bırakıp, o gölgeleri oluşturan ateşi görmektir (bkz: plato'nun mağarası). mekanizmayı, toplumun ikiyüzlülüğünü, sistemin çarklarını bir kez anladığınızda, o saf neşenizi kaybedersiniz.

özetle; o gördüğünüz ifade "suratsızlık" değil, entelektüel melankolidir. ve emin olun, o melankoliyi; sığ bir kahkahanın getireceği geçici ve şuursuz mutluluğa asla değişmem.

ne demiş stuart mill: "mutsuz bir sokrates olmak, mutlu bir domuz olmaktan yeğdir."