Kitap Okumanın Miadı Neden Asla Dolmayacak?

Orada burada kitap okumanın demode bir şey olduğunu duyuyor veya görüyoruz arada sırada... Buyrun bunlara karşı çıkan bir görüş bildirisi.
Kitap Okumanın Miadı Neden Asla Dolmayacak?

başlığa bakınca insanın aklına şu geliyor; acaba tekerleğin de miadı doldu mu? sonuçta artık manyetik raylı trenler var, değil mi?

meseleyi bilgiye erişim hızı üzerinden okuyan sığ bir zihnin, kitabın ontolojik varlığını kavrayamaması kadar doğal bir şey yok. kitap okumayı sadece veri transferi sanıyorlar. oysa kitap okumak, bir mimari projenin iskeletini yazarın kurması, geri kalan tüm gökdeleni sizin zihninizde bizzat inşa etmenizdir. 15 saniyelik reels videoları ile dopamin komasına giren, dikkat süresi akvaryum balığı seviyesine inmiş bir neslin, 400 sayfalık bir metnin yarattığı o muazzam zihinsel meditasyonu anlamasını beklemek hata zaten.

olay sadece bilgi değil. ludwig wittgenstein'ın dediği gibi "insan kelimelerle düşünür." kelime dağarcığın ne kadar darsa, düşünce ufkunun sınırları da o kadar dardır. o çok güvendiğiniz yapay zekalar bile milyonlarca sayfalık kitap verisiyle eğitiliyor. siz sadece hazır çiğnenmiş hap bilgileri yutarken, zihninizdeki o degrees of freedom dediğimiz serbestlik derecelerini her geçen gün kaybediyorsunuz. farkında değilsiniz ama soyutlama yeteneğiniz ölüyor.

kitap okumak, zihne ağır siklet antrenman yaptırmaktır. video izlemek ise o antrenmanı izleyip kaslanmayı beklemektir.

dostoyevski'den nietzsche'ye, zweig'dan saramago'ya kadar uzanan o devasa külliyatın miadının dolduğunu iddia etmek için, o metinlerin insanın ruhunda bıraktığı o kalıcı tortudan bihaber olmak gerekir. film izlersin biter, podcast dinlersin geçer; ama iyi bir kitap seni bir daha asla eski sen yapmaz.

sonuç olarak; miadı dolan kitaplar değil, derinleşme becerisini kaybeden insanlığın odaklanma kapasitesidir. kitaplar orada duruyor, bin yıldır olduğu gibi; sadece içeri girmeye cesareti olanların dünyasını değiştirmeye devam ediyorlar. geri kalanlar 1.25 hızda özet izleyip "anladım ya" demeye devam edebilir.

ayrıca tarihsel olarak bakınca hiçbir yeni medya kitabı öldürmedi. radyo geldi, kitap ölmedi. televizyon geldi, kitap ölmedi. internet geldi, yine ölmedi. çünkü kitap bir teknoloji değil, bir düşünme aracıdır. pdf olur, sesli kitap olur, e-kitap olur; form değişir ama derin okuma ihtiyacı sabit kalır.

gelecekte kitap okumayan kitle büyüyecek mi? muhtemelen evet. ama karar verici, üreten, yöneten kesimin kitap okuma oranı azalacak mı? pek olası değil.