Jack London'ın Gerçek Manada Dehasını Sergilediği Kitabı "Ademden Önce" Olabilir mi?

Jack London çoğu zaman Martin Eden ile anılsa da, Adem’den Önce onun hayal gücünün ve entelektüel cesaretinin en ileri noktası olabilir mi?
Jack London'ın Gerçek Manada Dehasını Sergilediği Kitabı "Ademden Önce" Olabilir mi?

jack london genel olarak "martin eden" ile bilinir ancak ben jack'in "martin eden"ı biçem olarak olmasa da özgünlük ve yenilikte geride bırakacak eserler yazdığını düşünüyorum. "demir ökçe", "kızıl veba" ve "adem'den önce" gibi işlerini örnek olarak gösterebiliriz. şimdi içimizden birileri, "hayır! martin eden zirvedir!" diyebilir. ben yine de bu ateşli jack london okurlarını önce ne dediğimi anlamaya, daha sonra da yazımı okumaya davet ediyorum. elbette iddiamı temellendireceğim.

bildiğiniz üzere "türlerin kökeni" 1859 senesinde yayımlandıktan sonra pek çok değişikliğe ve tartışmaya sebep oldu. dünyanın ve yaşamın işleyiş biçimine dair o güne kadar dikkate alınmamış bilgilerle güncel bir açıklama getiren charles darwin, bilim ve felsefe dünyasında olduğu kadar edebiyat dünyasında da tartışmalara sebep olmuştur. o yıllarda imparatorluk kaşifleri diyar diyar gezip kıymeti olan her türlü parçayı doğu ülkelerinden aşırmakla meşguldü ve fosiller yeni yeni popüler oluyordu. insanoğlu geçmişi yeniden keşfediyordu ve hasat raporu içeren kil tabletleri büyülü diye alıp satanından tutun da insansı herhangi bir fosili bambaşka şiarlarla pazarlayıp kendi kültünü ortaya koyan insanlara kadar her türlü acayipliğe rastlamak mümkündü. o sıralar insanın geçmişi ve tahmin edilenden çok daha geriye dayanan mazisi, mütefekkirlerin karanlık çağlarda insanların neler yaptığını hayal etmeye zorluyordu. işte bu yıllarda ortaya yeni bir tür çıkar: prehistoric fiction

insanoğlu, zannettiğinden daha kadim olduğunun farkına varmıştı ve türümüzün geçmişi de bir o kadar merak uyandırmaya başlamıştı. tam bu sıralarda edebiyatta bazı kıvılcımlar çaktı. devam etmeden önce size bir şey göstereyim. bakın, fransız ordusu tehditleri tahmin etmek için yazarlarla çalışmaya başlayalı birkaç sene oldu. demem o ki; insanın hayal gücü biraz bilgiyle birleştiği zaman ortaya ilginç tahminler çıkabiliyor. peki bunun jack london ile alakası ne? devam edelim...

kitabın kapağını çevirir çevirmez karşımıza bir harita ve hemen ardından da şu yazı çıkar:

"onlar bizim atalarımız, tarihleri bizim tarihimizdir. sakın unutma, günün birinde ağaçlardan sallanarak inip dimdik yürüdüğümüz ne kadar kuşku götürmezse, çok daha önceki bir başka gün denizden sürünerek çıkıp karadaki ilk zorlu maceramızı başarıyla göğüslediğimiz de aynı ölçüde kesindir."

jack london otodidakt bir insandı ve kendini yetiştirmek için çok çabalamıştı. daha önceki jack london incelemelerimde sizlere jack'in nihilizm'e olan ilgisilinden bahsetmiştim. kendisi felsefe, antropoloji, sosyoloji, biyoloji, psikoloji okumaları da yapardı. zaten onun ilk dönem eserlerini inceleyenler, onun ne derece ham ve saldırgan bir üslup kullanarak dönemin popüler görüşlerini -özellikle de ırk üstünlüğü ile ilgili olanları- savunduğunu görür. bu kitapla birlikte jack "prehistoric fiction" denen türde bir eser ortaya koyar. basitçe söylemek gerekirse, tarih öncesini konu edinen bir eser yazar. yukarıda charles darwin'in başlattığı dönüşümün edebiyata sıçradığını da söylemiştik. prehistoric fiction denen türde pek çok eser ortaya çıktı. ancak adem'den önce, onu türdeşlerinden daha dikkate değer bazı detaylar barındırıyordu. şöyle ki; jack london bu kitabında üç ayrı türden bahsetmekte.

1) ateş insanları
2) ağaç insanları
3) halk

gelelim bu kitabı özel yapan şeye... kitabın tercümanı levent cinemre de bundan bahsetmiş. öncelikle popüler bilime meraklı okurların tek seferde dikkatini çekecek bir meseledir bu. jack london kendi çağının bilgisiyle üç ayrı tür yaratmış ve onlara ayrı özellikler vererek bir çeşit rekabet ortamı oluşturmuş. coğrafya ve sosyal yapılarını hesaba katarak anlatımını derinleştirmiş ve bütün bu türlere bir ruh üflemeyi başarmış. üstelik bunu, bilim henüz insanoğlunun diğer akrabalarını keşfetmeden yapmayı başarmış. elinde olan bilgileri hayal gücüyle harmanlayarak ortaya olası bir gerçeklik koymuş ve bu gerçeklik de büyük ölçüde tutarlı. yalnızca burada bitmiyor ama. carcar meclisleri dediği yapının insanın sosyal becelerine ve bizi biz yapan şeylere etkisini yuval noah harari okuyanlar hemen anlamlandırabilir. bu adam daha 1906 senesinde insanın sosyal yapısının evrimle ilişkisini kurgulamış. o dönem konuşulan dil hakkında tahminler yapmış, gramer yapısı ve sesler üzerine etkileyici bir sistem oluşturmuş. bütün bunlar kitabı daha tutarlı ve daha inandırıcı bir hale getirmiş.

peki bunların önemi ne? yukarıda fransız ordusunun işe aldığı yazarlardan bahsetmiştik. şimdi bir daha düşünelim. jack london'ın bu kitapta insanın akrabaları üzerine yaptığı tahminleri hatırlayın. işte bu bizlere iyi bir zihnin ne derece güçlü çıkarımlar yapabileceğini gösterir. jack london gerçekten de çağının ötesinde bir adamdı ve bu kitap da bunun kanıtıdır.

artık iddiamı temellendirdiğimi düşünüyorum. bu kitap jack'in en özgün ve yenilikçi eserlerinden bir tanesidir. üslubu geride kalsa bile okuyucuya sunduğu yenilik ve bunu icra ediş biçimiyle kendi külliyatının en kıymetli parçalarından biridir. bu kitabı yalnızca bir kitap olarak okursanız çok şey kaybedersiniz. yazıldığı dönemi, o sıralarda var olan sosyolojik yapıyı ve bilimsel bilgiyi göz önünde bulundurduğunuzda jack london'a bakışınız mutlaka değişecektir. bu adam tartışmasız bir edebiyat dehasıdır.

daha fazla jack london için:

jack london - vahşetin çağrısı
jack london - demiryolu serserileri
jack london - denizin çağrısı
jack london - oyun
jack london - iyi köpekler kötü köpekler ve kuzey toprakları
jack london - bana göre hayatın anlamı
jack london - kızıl veba
jack london - bir dilim biftek
jack london - ateş yakmak
jack london - bir kuzey macerası
jack london - ölümcül dalgalar
jack london - güneşe doğru
jack london - deniz kurdu
jack london - şampiyon
jack london - kadın denen mucize