İnsanoğlunun Gelişiminde Uzaylıların Rol Oynadığını Savunan Teori: Antik Astronotlar

Antik astronotlar teorisi, insanlık tarihinin erken dönemlerinde dünya dışı varlıkların yeryüzünü ziyaret ederek teknoloji, kültür ve dinlerin gelişiminde belirleyici bir rol oynadığını savunuyor.
İnsanoğlunun Gelişiminde Uzaylıların Rol Oynadığını Savunan Teori: Antik Astronotlar


Antik astronot teorisi nedir?

bu teoriye göre uzaylılar, insanoğlunun kökeninde veya gelişiminde rol oynamışlar, yani "antik astronotlar" gibi çok eskilerde dünyaya gelmişlerdir. bu teorinin destekçilerinin en önemli ismi erich von daniken'dir. bu düşünce dahilinde genel olarak bilgilerin ve dinin de uzaylılarla iletişim sayesinde ortaya çıktığı veya geliştiğine inanılmaktadır.

daniken'a göre dünyada eski uygarlıkların teknolojik kapasitelerini aşan nesneler ve yapımlar mevcuttur. bunlara kullanım biçimleri veya orijini belli olmayan objeler ve yapımların yanı sıra, ona göre imal etmiş olamayacakları tarzda şeyler de vardır. daniken'a göre bu nesneler ya uzaylılar tarafından yapılmıştır, ya da onların yapım bilgilerini uzaylılardan öğrenen insanlar tarafından. 

gösterdiği örnekler arasında stonehenge, paskalya adasındaki dev heykel başları ve antik bağdat elektrikli pilleri yer almaktadır. bu nesnelere ilaveten, daniken'a göre bir çok eski kültür sanatlarında astronotlar, gökyüzü ve uzay araçları, insan olmayan zeki varlıklar gibi temaları da işlemişlerdir. ona göre bu tema farklı coğrafi bölgelerde işlendiğine göre ortak bir orijini olması gerekmektedir. birçok dinin orijini de ona göre insanların uzaylılarla yaptığı karşılaşmalardan doğmuştur. yani insanlar uzaylıların teknolojisini doğa dışı buldu ve uzaylıları da tanrılar olarak kabul etti. ona göre birçok kültürün yazılı ve sözlü hikayelerinde yıldızlardan gelen ve havada ve uzayda araçlarla yolculuk eden ziyaretçilere atıf vardır. daniken'a göre bunlar sembolik veya mitolojik açıklamalar olarak değil de gerçek anlatımlar olarak görülmelidir.

Bu iddialarda bir gerçeklik payı olabilir mi?

bilimsel kanıtlara değil, spekülasyonlara dayanan birtakım soyut iddialar bunlar. iddiaya göre eski uygarlıkların bıraktığı eserler sadece birilerinin (ki burada o "birileri" dünya dışından gelen varlıklar) yardımıyla yapılabilir.

ne yazık ki böyle iddiaların altında yatan şey genellikle bazı olay ya da eserlerin yanlış yorumlanması ve buna ek olarak, eski adıyla ufo, yeni adıyla uap meraklılarının aralara sokuşturduğu ve adına kanıt dediği sahte görseller. bunu biraz açayım.

mesela başlığın ilk entry'sinde, salamanca katedrali'ndeki astronot oymalarından bahsedilmiş. yine entry'de de bahsedildiği gibi, bunlar 1992'deki restorasyondan kalma. bunların yüzlerce yıldır bilindiğine dair gerçek bir kanıt yok. elde herhangi güvenilir bir görsel kanıt da yok, daha eski tarihlerde çekilmiş olan fotoğraflar dahil. aynı katedralde dondurma yiyen ejderha oyması da var mesela:


yani orada gördüğümüz her şeyin gerçek olduğuna inanırsak işin içinden çıkamayız. restorasyonda çalışan jeronimo garcia adlı işçinin, modern figürler eklemek için izin aldığı ve bu nedenle bu figürleri oraya eklediği ise biliniyor.

benzer şekilde, mesela bazı hiyerogliflerde ufo, helikopter gibi bazı dünya dışı ya da modern araçların yer aldığı iddia edildi bir dönem:


halbuki gerçekte olan şey şu; antik mısır'da bir firavunun görev süresi bitip yerine diğeri geldiğinde, eski firavunun isminin ve yaptıklarının kazındığı taşların üzerine yeni firavunun adının ve yaptıklarının kazındığı durumlar vardı. yukarıdaki görsele konu olan taş da bunlardan biri. 1. seti'den sonra 2. ramses'in ismi kazınmış taşın üzerine ve üst üste gelince de böyle ilginç görseller çıkmış ortaya:

benzer durum dogon kabilesi olayında da var. herkes bu insanların sirius yıldızı hakkında çok ilginç bilgilere sahip olduğuna inandırılmıştı ama kazın ayağı öyle değildi. antropolog walter van beek, araştırmaları sonucunda kabile üyelerinin sirius'u bildiğini söyledi çünkü zaten sirius'un varlığını bilmek için medyum olmaya gerek yok. gece göğünün en parlak yıldızıdır sirius, ancak van beek'in araştırmaları gösteriyor ki bu insanların normal sirius gözlemleri dışında, iddia edilen o garip şeylerin hiçbiri hakkında bir fikirleri yok. nereden çıktı peki bu iddialar? van beek'ten daha önce bölgede araştırma yapan 2 fransız antropologdan. artık bu insanlar neden böyle bir iddia attı ortaya, o kısmını ben bilemiyorum ama benzer bir durumu, farklı bir alanda görmüştüm daha önce. korku öyküleri yazan birkaç yazarın, kitaplarının çok satılması için başvurduğu bir yöntem vardı; bölgedeki bazı evlerin hayaletlerce istila edildiği iddiasını yaymak. kitaplarında anlatılanları ve adı geçen insanları konuşturduklarında, olayların hiç de öyle olmadığı çıkmıştı ortaya. günümüzde de mesleğini astrofizikçi olarak bildiğimiz bazı ufo'cuların birkaç senede bir ortaya garip iddialar attığını biliyoruz. en yakın zamanda olan da 3i/atlas iddialarıydı. ne yazık ki bazı insanlar kendilerine maddi ya da manevi çıkar sağlamak için her şeyi yapabiliyor.

mısır'daki piramitler de yine benzer iddiaların gölgesinde kaldı yıllarca ama en sonunda orada çalışan bir işçinin günlük tutmak amacıyla yazdığı papirüslerden de kesinleşti ki bu yapıları gayet de insanlar yapmış, yardım falan almadan.

son olarak eski tablolardaki ufo çizimlerine de değinip bitireyim yazıyı. hepsini değil, en iyi bilinen bir tanesini anlatayım, yeterli.


tablonun orijinal ismi the annunciation with saint emidius ve yapım yılı 1486. burada neyin ufo sanıldığını açıklamaya zaten gerek yok, net şekilde görülüyor ama aslında olanın çok basit bir açıklaması var. sağ tarafta, içeride gördüğünüz kadın bakire meryem. yukarıda, ufo olduğu iddia edilen yerden gelen ışık, dünyevi olanla ilahi olanın (kutsal ruh) buluşmasının bir sembolüdür ve saflığın sembolü olan bir beyaz güvercin şeklindedir. ışığın, meryem'in yatağının üzerine inmesi, ona ilahi olanın doğum yoluyla müjdelenmesini sembolize eder. sokakta gördüğünüz binalar, dönemin gerçek yapılarıdır. uzatmayayım. sahnedeki diğer unsurların (ön plandaki elma, salatalık dahil) hiçbiri tesadüfen orada değil. bu tamamen kutsal bir konunun sembolizm yoluyla ve sanat aracılığıyla aktarılmasından ibaret. o dönemin benzer çizimlerine bakarsanız, hepsinin bir açıklamasının olduğunu göreceksiniz.