İnsanoğlu, Maymunla Ortak Atadan Geliyorsa Neden Maymunlarda Farklı Irklar Yok?
1. insan türü madem maymunla ortak atadan geldi, neden maymunlarda zenci, beyaz, sarışın gibi ırklar yok?
bu sorunun cevabı, insanın evrimsel süreçte kürkünü kaybetmesiyle ilgilidir.
diğer primatların (şempanzeler, goriller, orangutanlar vs.) vücutları yoğun bir kürk tabakasıyla kaplıdır. bu kürk, onların derisini güneşin zararlı uv (ultraviyole) ışınlarından korur. bu yüzden kürkün altındaki derinin güneş ışığına göre özel bir renk adaptasyonu geliştirmesine gerek kalmamıştır (çoğunun derisi soluk veya pembemsidir).
insanın ataları, afrika savanlarında avlanırken terleyerek serinleyebilmek için evrimsel süreçte kürklerini kaybettiler. kürk gidince, çıplak deri ekvator'un acımasız güneşiyle baş başa kaldı. güneşin uv ışınları vücuttaki yaşamsal öneme sahip folik asidi (b9 vitamini) parçalar. buna karşı korunmak için ekvator bölgesindeki insanların derilerinde melanin pigmenti arttı ve koyu ten ("siyahi") evrimleşti.
insanlar afrika'dan çıkıp kuzeye (avrupa'ya, asya'ya) göç ettikçe güneş ışığı azaldı. koyu ten, güneşin az olduğu yerlerde d vitamini sentezlemeyi zorlaştırdığı için kemik hastalıklarına (raşitizm gibi) yol açtı. bu yüzden kuzeye göç eden toplumlarda, daha fazla güneş ışığı emebilmek için melanin üretimi azaldı ve açık ten ("beyaz/sarışın") evrimleşti.
ek bir not: diğer primatlarda "insan tarzı" ırklar yoktur ama kendi içlerinde inanılmaz renk ve görünüm farkları vardır. kırmızı tüylü orangutanlar, gümüş sırtlı goriller, yüzü rengarenk olan mandriller veya altın sarısı tüyleri olan tamarin maymunları gibi yüzlerce farklı renk ve fenotipte primat türü mevcuttur.
2. neden diğer primatlar hiç intihar etmiyor?
intihar edebilmek için bir canlının sahip olması gereken çok spesifik ve üst düzey bilişsel yetenekler vardır: zaman algısı (geleceği kurgulama), soyut düşünme ve yüksek öz farkındalık.
bir hayvanın acı çekmesi veya strese girmesi mümkündür. ancak intihar etmek, "ben şu an varım, gelecekte de var olacağım ve bu çektiğim acı/durum gelecekte de düzelmeyecek, o halde kendi varlığıma bilinçli olarak son vermeliyim" şeklinde oldukça karmaşık bir felsefi ve zihinsel çıkarım gerektirir. bu çıkarımı yapabilmek beynin ön bölgesindeki prefrontal korteksin aşırı gelişmiş olmasını gerektirir. bu yapı şu anki biyolojik dünyada sadece insanda bu kadar gelişmiştir.
diğer primatlar (ve hayvanlar) büyük ölçüde "an"ı yaşarlar. varoluşsal bir bunalıma girip gelecek projeksiyonu yapamazlar. bununla birlikte, yavrusunu veya eşini kaybeden bazı primatların (veya köpeklerin, yunusların) ağır bir depresyona girdiği, yemek yemeyi reddettiği ve sonunda zayıflıktan öldüğü gözlemlenmiştir. ancak bu, acıyı bitirmek için yapılmış planlı bir "intihar" eylemi değil, ağır stresin bedeni çökertmesidir. intihar, zekamızın ve gelişmiş bilincimizin karanlık bir yan etkisidir.
3. kendi tercihiyle çocuk yapmamayı seçme olayı diğer primatlarda neden yok? hani soyun devamlılığı evrimde en önemli şeydi?
burada evrimle ilgili çok yaygın bir yanılgı var: evrim canlılara "soyunu devam ettir" diye bilinçli bir görev vermez. evrim, canlılara sadece "çiftleşme dürtüsü" (seks içgüdüsü) verir.
doğadaki hiçbir hayvan (diğer primatlar dahil) "bugün çiftleşeyim ki genlerim yarına aktarılsın, soyum devam etsin" diye düşünmez. sadece biyolojik bir baskı hisseder, çiftleşir ve bunun doğal, biyolojik bir sonucu olarak yavrular doğar. hayvanlar seks ile çocuk sahibi olma arasındaki o neden-sonuç ilişkisini insanların kurduğu netlikte kuramazlar.
insan beyni ise evrimsel süreçte o kadar gelişti ki, kendi temel içgüdülerini "hackleyebilecek" seviyeye geldi. biz insanlar seks yapma arzusu ile çocuk sahibi olma sonucunu birbirinden zihinsel olarak ve teknolojik olarak (doğum kontrol yöntemleri) ayırmayı başardık.
gelişmiş beynimiz (yine prefrontal korteks) sayesinde "fayda/maliyet" analizi yapabiliyoruz: "evet, içgüdüsel bir dürtüm var ama çocuk yapmak ekonomik olarak zor, bana stres yaratır, kariyerimi engeller veya dünyayı yaşanabilir bulmuyorum" diyebiliyoruz. kısacası, beynimizin mantık yürüten kısmı, milyonlarca yıllık ilkel üreme dürtümüzü bastırabilecek güce ulaşmıştır. bu evrimin çöküşü değil, tam tersine evrimleşen zekanın, biyolojinin önüne geçmesinin bir kanıtıdır.