İdeal Meme Büyüklüğü Neden Aslında Hacim Değil de Proporsiyon Meselesi?

Gündelik tartışmalar hep “büyük mü küçük mü?” sorusuna sıkışırken, ideal meme büyüklüğü aslında santimetrelerle ölçülen bir şey değildir.
İdeal Meme Büyüklüğü Neden Aslında Hacim Değil de Proporsiyon Meselesi?

ideal meme büyüklüğü; santimetreküp (cc) veya sütyen bedeni (cup size) ile değil, "proporsiyon" ve "yerçekimi mukavemeti" (bkz: gravity resistance) ile tanımlanması gereken bir estetik kavramdır.

bence mevzu "büyük mü küçük mü" kavgasından çok daha derin bir fizik ve estetik mühendisliğidir.

en önemlisi altın oran (golden ratio) meselesi

meme, vücuttan bağımsız bir cumhuriyet değildir. ideal büyüklük; omuz genişliği, bel inceliği ve kalça kıvrımıyla oluşturduğu harmonide gizlidir. kocaman bir meme, kalın bir belin üzerinde "hantal" dururken; daha küçük bir meme, incecik bir bel ve fit bir vücutta "şaheser" gibi durabilir. yani olay hacim değil, görüntü/zemin oranıdır.

2.si newton abimizin gerçeği (sürdürülebilirlik)

büyük memenin en büyük düşmanı fiziktir. cooper bağları dediğimiz o zavallı dokular, ağırlık arttıkça zamanla pes eder. yani 20'li yaşlarda "vay be" dedirten o devasa boyutlar, 40'larda yerçekimine yenik düşüp sahibine sırt ağrısı olarak geri döner. ideal meme; yıllara meydan okuyabilen, formunu (bkz: teardrop shape) destek olmadan da koruyabilen, "dinamik" yapıdır.

3.sü ergonomi kuralı (hand-fit)

kadim bir sözlük kuralı olarak; "avuç içini dolduran ama taşmayan" (bkz: handful) tanımı, ergonomik açıdan en optimum boyut olarak kabul görür. ne tutacak bir şey bulamamak (boşluk hissi), ne de kontrol edemeyeceğin kadar büyük bir kütleyle (hakimiyet kaybı) uğraşmak... ideal olan, kontrolün sende olduğu boyuttur.

4.sü evrimsel hile

antropologlara (bkz: desmond morris) göre meme; dört ayak üzerindeyken arkadan görünen kalçaların, insan ayağa kalkınca önden taklit edilmesi (mimicry) sonucu oluşmuş cinsel bir sinyaldir. dolayısıyla ideal olanı, o "doğurganlık ve sağlık" sinyalini en estetik şekilde verendir.

özetle

silikon vadisi kataloglarından fırlamış, üzerine konan bardağın durduğu yapay toplar değil; yerçekimine hafifçe boyun eğen (doğallık), vücutla bütünleşmiş ve sahibinin taşırken kamburunu çıkarmadığı boyuttur.

gerisi fetişizme girer, o da zevkler ve renkler tartışmasıdır.