Haz Değil, Daha Fazlasının Molekülü: Dopamin

Gelin, modern dünyanın bizi nasıl bir daha fazlası döngüsüne hapsettiğini dopaminin gerçek yüzüyle inceleyelim.
Haz Değil, Daha Fazlasının Molekülü: Dopamin

dopamin, haz molekülü falan değil. o, işin tamamen yanlış anlaşılmış, pop-science seviyesine indirgenmiş hali. dopamin, 'daha fazlası'nın molekülüdür. acaba ne çıkacak? ve o bir sonrakinin bitmek bilmeyen arayışın kimyasıdır.

benliğinizin size devam et, az kaldı, köşeyi dönünce bir şey var diye gaz vermesidir. o bir şeyin ne olduğunun zerre önemi yok. önemli olan yolda olmak, o hedefe doğru ilerliyor olmanın kendisi. en basitinden anlatayım: yolda olduğunu bildiğin o pizzanın hayali > pizzanın kendisi. işte o hayali kurduran, o bekleyişi heyecanlı kılan şey dopamindir. pizza ağzına girdiği an dopamin çoktan görevini yapıp " sıradaki.” diyerek başka bir hedefe yelken açmıştır

modern hayatımız ise bu molekül üzerine kurulu bir bug exploitation sisteminden ibaret artık ne yazık ki. tıpkı her bağımlılık gibi.

instagram'da aşağı kaydırdığın her an, beynin o sonsuz (bkz: doomscroll) okyanusunda bir sonraki komik videoyu, bir sonraki güzel fotoğrafı bulma umuduyla dopamin salgılar. o an gördüğünden değil, bir sonraki potansiyel ödülden zevk alırsın.

tinderda sağa kaydırdığın her profil, "acaba bu mu?" diye sordurtan daha fazlasının molekülü, dopamindir. eşleşme ile gelen kısa tatmin, anında bir sonrakini arama isteğiyle yer değiştirir.

oyunlarda level atlamak, yeni bir item düşürmek, o anlık güçten çok şimdi bu item'la nereleri keserim, bir sonraki level'da ne açılacak beklentisidir.

günümüzde dehb oranlarının, otizmin artmasının yegane sebeplerinden birisi dopamin sistemlerinin bozulmasıdır.

amazon'da sepete ekle butonunun yarattığı heyecan, o ürün kapına geldiğindeki heyecandan katbekat fazladır. çünkü biri beklentidir, diğeri ise sonuç. dopamin sonuçlarla ilgilenmez, beklentiyi sever.

bu yüzden sürekli bir daha peşindeyiz. daha fazla para, daha fazla like, daha fazla eşya, daha fazla bilgi... çünkü sistemimz artık elde etmeye değil, elde etme arayışına programlı. elindekiyle yetinme ve anın tadını çıkarma yeteneğimizi elimizden alan da tam olarak bu. çünkü o anın tadı dopamin için sıkıcıdır. daha fazlasının molekülü tek bir şeyi talep eder, daha fazlasını. (bkz: hedonic treadmill)

niye hiçbir şeyden tam tatmin olamıyoruz diye soruyoruz. çünkü beynimizdeki en ilkel motivasyon mekanizması, silikon vadisi'ndeki adamlar tarafından hack'lendi ve bize karşı kullanılıyor. sürekli bir sonraki bildirimi, bir sonraki bölümü, bir sonraki güncellemeyi bekliyoruz.

işin en acı tarafı ne biliyor musunuz?

artık hepimiz bunun farkındayız.

o slot makinesinin kolunu çeken kumarbaz gibiyiz; bir sonraki çekişte de anlamlı bir şey çıkmayacağını biliyoruz ama yine de o kolu çekmekten, o ya bu sefer ihtimalinden kendimizi alamıyoruz. o kazanç dediğimiz şey ise bir like, bir match, bir indirim kuponu... saniyelik, ucuz zaferler. dopaminin yarattığı bu illüzyonun farkındalığı bile, o illüzyondan kurtulmaya yetmiyor. tuzağı görüyoruz, anlıyoruz ve sonradiyerek içine yürüyoruz.

binlerce yıl önce savanada bir sonraki meyve ağacını, bir sonraki su kaynağını bulduran o ilkel hayatta kalmanın kodu, bugün bir bildirim sesine, kargo takip ekranına, bir sonraki story'e tepki veren bir buga dönüştü.

dijital efendilerimiz bize ürün satmıyor; bize beklentinin kendisini, sürekli daha fazlasının arayışının dopaminini satıyorlar. bizi bir hamster çarkında tutan, sürekli koşturan ama asla bir yere vardırmayan bu sistemin yakıtı dopamin.

tüm o ruhsal yorgunluğumuzun, her şeyin yetersizliğini oluşturan bu hissimizin ve anksiyetemizin altında, sürekli bir sonraki dozu aramak üzere tasarlanmış ve buna mahkum edilmiş biyolojimiz yatıyor.

en büyük düşmanımız dışarıda bir yerde değil,

kendi kafatasımızın içindeki bu sürekli devam et diyen,

doymak bilmeyen fısıltının ta kendisi.

öyleyse biraz daha fazlası.

azıcık daha,

son bir post, son bir çizgi, son bir beğeni, son bir story, son bir mesaj, son bir kadeh.

daha fazlasının molekülü adına, şerefe.

afiyet olsun...

olursa.