Hayatta Kalma Refleksinden İyileşmeye: Çocukluk Travmalarıyla Başa Çıkmak
çocukluk travmalarıyla başa çıkma pratiği temelde kriz anlarını yönetmek veya sarsıcı deneyimleri hasarsız atlatmak için başvurulan en yaygın hayatta kalma stratejisini ifade eder. bu durum çoğu zaman dikkati başka yönlere kaydırmak, saatlerce ekrana bakıp uyuşmak, sürekli meşgul kalarak acıyı görmezden gelmek, dış dünyayla bağlantıyı tamamen kesmek veya her türlü çatışmadan kaçınmak şeklinde kendini gösterir. mevcut içsel sıkıntıyı ve rahatsızlık hissini hafifletmenin en hızlı yolu geçici kaçış rotaları yaratmak olsa da arka planda kemikleşmiş alışkanlıklar ve yıpratıcı davranış kalıpları sessizce varlığını sürdürmeye devam eder.
geçici kaçış rotalarının işlevini yitirdiği evrede bireyin kendi iradesiyle inşa edeceği derinlikli iyileşme çabası başlamak zorundadır ve bu eylem yalnızca anlık krizi idare etmeyi veya bir sonraki güne hasarsız çıkmayı kapsamaz. asıl iyileşme travmatik kesiti bütünüyle farklı bir formda deneyimleyip özgürce seçim yapabilmek adına sinir sisteminin varsayılan tepki kalıplarını kendi ellerimizle yeniden eğitmemizi gerektirir. temel mesele zihni geçmişteki reflekslere hapseden o ağır anların her birini cesaretle ele alıp kriz anlarında bedene dönüştürücü ve sakin bir tepki vermeyi sabırla öğretmektir.
mevcut anın yakıcılığını dindirmekle yetinen geçici çözümler ile kalıcı iyileşme eylemi arasındaki farkı netleştirmek için partnerinizle yaşadığınız hararetli bir tartışmayı düşünebilirsiniz. sadece başa çıkmaya çalışmak fiziksel mekanı hızla terk etmek, iletişime tamamen kapanmak veya derin bir sessizliğe bürünerek karşı tarafa aşılmaz bir duvar örmek şeklinde ortaya çıkabilir. gerçek bir iyileşme adımı ise göğüste giderek tırmanan paniği ve hızlanan nefesi anında yargılamadan fark edebilmeyi zorunlu kılar. aynı zamanda bu süreç sinir sistemini fırtınanın merkezinde kalmaya yetecek kadar sakinleştirmek amacıyla solunumu yavaşlatmayı ve ancak beden yatışma evresini tamamladıktan sonra zihni devreye sokarak her tartışmanın mutlak bir ayrılık veya sevgisizlik anlamına gelmediğini kişiye somut olarak kanıtlamayı içerir.
iyileşmek kriz anını bir kez daha atlatmak değil aynı anın bir daha asla aynı şekilde yaşanmayacağını bedene öğretmektir. en nihayetinde asıl mesele krizi yönetmek değil krizin benliği yönetme alışkanlığını kırmaktır.