Günümüz Kızılderilileri, FBI, Mafya: Kara Film Tadındaki Çizgi Roman Serisi, Scalped

Daha çok Thor ve Doctor Strange çizgi roman serileriyle tanınan Jason Aaron'ın yazarlığını yaptığı ve Türkçe baskılarını hala bulabileceğiniz bu nefis seriyi tanıtalım.
Günümüz Kızılderilileri, FBI, Mafya: Kara Film Tadındaki Çizgi Roman Serisi, Scalped

jason aaron'un şov yaptığı suç-dram çizgi roman serisi. 10 ciltlik serinin tamamı türkçe basımı yapıldığı için seriyi toplu aldım. her oturuşta cildin içinden 1-2 sayı okuyarak 1 - 2 ayda falan seriyi bitiririm herhalde dedim fakat hikaye beklediğimden çok daha sürükleyici çıktı. o kadar sürükleyiciydi ki hemen bitirmeyeyim diye özellikle ara vererek ilerledim. 10 cildi 20 güne yayarak hikayeyi sindire sindire bitirdim. neyse, scalped'in konusuna geçelim:

hikaye bir kızılderili yerleşkesinde geçiyor. baş karakter olan dash ergenliğinde yerleşkeden ayrılmış, yıllar sonra meslek sahibi biri olarak yerleşkeye özel bir sebeple geri dönüyor. hikayedeki olaylar bunun üzerinden dönüyor. yüzeysel olarak böyle bahsetmiş olayım, işin detaylarını hikayeyi okurken öğrenin derim.

bu yerleşke, tam ismiyle prairie rose, getto denilebilecek bir bölge. buranın halkı garibanlıktan kırılıyor. dolayısıyla fuhuş ve uyuşturucu gibi pek çok suç gırla gidiyor. prairie rose'nin bu keşmekeşinden dolayı hikayedeki karakterler genelde hayatın tokadını yemiş karamsar kişiler. seri boyunca okuyucunun yüzünü güldüren bir an olmuyor. karakterler sıklıkla birbirlerini tersliyorlar, yok sayıyorlar, dövüyorlar ve hatta öldürüyorlar. kan ve gözyaşı bu hikayenin olmazsa olmazı.

şimdi başta böyle anlatınca hikaye anlamsız bir acı pornosuna dönüşebilir gibi gözüküyor ama yazar ustalığını konuşturmuş. hikaye boyunca bütün kilit karakterlerin iç dünyası ve amaçları detaylıca ve bir o kadar da sürükleyici bir şekilde anlatılıyor. okuyucu olarak ben hikayede ilerlerken depresif bir havaya bürünmektense hikayede sürüklenmeye devam ettim. karakterlerle bütünleşebildim. içinde bulundukları koşullar çerçevesinde değerlendirildiğinde karakterler gayet sahiciler.

en sevdiğim karakter ise bence hikayenin ikinci ana karakteri olan yerleşkedeki kabile şefi lincoln red crow. red crow gençliğinde halkını temsil etmek adına aktivistlik yapmış. ilerleyen yaşlarında beyaz adamın kurduğu sisteme karşı yapılacak mücadelenin en iyi yolunun yerleşkeye para getirmek olduğunu idrak edip mafyalaşarak kumarhane açmış, bunun vesilesiyle de istihdam sağlamış. genel olarak red crow yerleşkesindeki halkını korumak ve refaha ulaştırma amacıyla hareket eder ama bu ideallere ulaşmak için yemediği bok kalmamıştır, kendisi de bunun farkındadır. karakteri cezbedici kılan olay ise kendince sınırlarını çizdiği bir ahlak anlayışına göre hareket etmesi ve yeri geldiğinde betondan taşşaklarını masaya vurabilmesidir. red crow baba karizma yönünden kurtlar vadisi'nin laz ziya'sı gibi bir şeydir. karakterin görünüşüne de şuradan bakabilirsiniz.

uzun lafın kısası, çizgi romanların güçlü hikaye anlatımındaki maharetini görmek isteyen yeni okuyucular için scalped bence iyi bir başlangıç. çizgi romanlara çocukluğumdan beri aşina olsam da benim de aklımı başımdan almayı başardı. hikayenin içinde şiddet ve cinsellik bolca bulunuyor, bunu göz önünde bulundurarak başlayın. son olarak, serinin genel tonunu yansıtması için şu efsane kareyi paylaşmış olayım.