Gibi Dizisinin Ortamı Toparlayan Adamı Ersoy'un Absürt Anları
dolaptaki tencerede bulunan taze fasulyeyi, kapının arkasında ayakta yemiştir.
pratik olmasının büyüsüne kapıldığı için, bir dönem, yetişkin bezi kullanarak hayatını sürdürmüştür.
kafasına leğen fırlatıldığı için vertigo olmuş, kırmızı et yemesi gerekirken, durumları olmadığı için evde olan biber dolmasından yemek zorunda kalmış, bu sebeple iyileşme süreci beklenenden uzun sürmüştür.
babaannesini yiyen elemanı, intikam amacıyla yeme planları yapmış ancak, zanlının diğer kurbanın yakınları tarafından yenmesi üzerine; "bize hiçbir şey nasip olmuyor ya" diyerek kadere sitem etmiş, bir parça da olsa yemesi gerektiğini söyleyip, yiyemediği için büyük bir yıkım yaşamıştır.
yılmaz ve ilkkan'ın, ekmek dilimi boyutu üzerine problem yaşadığı bir gün, "sadece küçük insanlar küçük şeyler için büyük fırtınalar kopartır" diyerek orta şişkinlikteki ekmek dilimini yılmaz'a vermiş, olayın daha fazla büyümesini engellemiştir.
genel anlamda, ortamı dengeleyici ve idare edicidir.
ilkkan'ın sıkça deyim ve atasözleri söylemesinden tiksindiğini belirtse de, içten içe ona özenip, ezberlediği bazı özlü sözleri uygun ortam bulduğunda patlatmıştır. bir başka yerde de, "bizi insan olmaya yaklaştıran şey mottolarımız" demiş, üzerine takdir ve katılım beklemiştir.
şarap içip kaburga yediği anlar, keyiften kahkahalar attığı en mutlu anlarıdır. o anlarda kendisini çok büyük hissetmektedir.
bir dönem kırtasiyede karın tokluğuna çalışmış, gördüğü şiddete itiraz etmemiştir.
basmati pirinç alıp eve döndüğü birgün, çağrı ve lisedeki sınıf arkadaşlarından feci şekilde dayak yemiş, yine de basmati pirinçle eve dönmeyi başarmıştır.